
İlgilenen herkesin bildiği, gördüğü ya da duyduğu gibi, Demokrasinin güya beşiği, özgürlüğün ve çağdaşlığın sözde ülkesi, aslında sömürge düzeninin hası ve eli sopalısı Fransa; 27 Haziran da Irkçı bir polisin 17 yaşında, mâsum ve Müslüman (Nael M. Adlı) bir genci acımasızca kurşunlayarak katletmesiyle patlak veren protestolar nedeniyle çalkalanıyor, sarsılıyor, sallanıyor! Yani ‘katıksız karışıksız bir Batı ülkesi olan’ Fransa’da öldürülen Müslüman genç için başlayan protestolar nedeniyle, bir hafta içinde ve 10 kentte ‘geceleri’ sokağa çıkma yasağı getirilmesine ve ülke genelinde otobüs ve tramvay seferleri iptal edilmesine, ayrıca protestoları önlemek için zırhlı araçlar devreye girmesine rağmen bin’e yakın işyeri kundaklanmış; yüz’e yakın polis karakolu ve kamu binası hasar görmüş, 200’den fazla polis yaralanmış, 2 bine yakın öğrenci gözaltına alınmış ve öğrencilerin birçoğu da işkenceye tabî tutulmuş… Ve Fransa Hükümeti, göstericilerin polisleri bile rehin aldıkları Paris’in en işlek Caddelerinden biri olan Sanzelize Caddesine turistlerin dahi girmesini yasakladığı gibi; olaylar Fransa’nın ardından Belçika’ya ve İsviçre’ye de sıçramış…
FRANSIZLAR VE BATILILAR, KENDİLERİNE DİKEN
BİLE BATIRMIYORLARDI AMA MÜSLÜMANLARA
ÇUVALDIZ BATIRMAKTAN ÇEKİNMİYORLARDI!!!
(KINAMAYIN KONMŞUNUZA, GELİR BAŞINIZA!!)
VE BEŞER ZULMEDER, KADER İSE ADALET EDER!
Hak hukuk ve hakkaniyet timsali atalarımız ‘iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıralım!’ derler ve öyle de yaparlardı! Yani atalarımız ağrının acının ne demek olduğunu yaşayarak ortaya koyabilmek-öğrenebilmek için önce kendilerini iğnelemek, sonra karşısındaki insanlara çuvaldız batırmak isterlerdi! Ayrıca, ‘kınamayın komşunuza, sizin de gelir başınıza!’ diyerek hem kınamaya karşı çıkarlar, hem de komşudaki yangının bir gün kendilerine sıçrama ihtimalinden endişe duyarlardı! Ancak başta Emperyalist Amerika, Siyonist İsrail, kapitalist İngiltere, materyalist Almanya ve sömürgeci Fransa başta olmak üzere birçok batılı ya da gayrimüslim ülke, genelde Afrika ve Asya da, özelde de Filistin ve benzer İslam Ülkesinde yaşayan insanlara, çoluk çocuk demeden, kadın kız demeden, genç ihtiyar demeden zulmederken ve onların en onulmaz yaralarını, ağrılarını acıları görmezden gelir, hattâ yaralarını kaşırken, şimdi Fransa’da yaşanan protesto olaylarıyla sarsıldığı gibi, benzer olayların kendi ülkelerine de sıçramasından endişe duyuyor! ((Çünkü Belçika ve İsviçre gibi ülkelerde de bezer protestolar veya gösteriler başlamış…)) Oysa o ülkeler veya yöneticileri, komşudaki bir yangının bir gün kendilerine-kendi ülkelerine de sıçrayacağını bilmiş olsalar ve başkalarına çuvaldız batırmadan önce kendilerine iğne batırmış olalardı, kısaca hak hukuk gözetebilseler ve başkalarının yaralarını kaşımak yerine sarmaya çalışmış olsalardı, bugün yaşadıkları olayları ya yaşamazlar ya da yaşasalar bile hafif atlatırlardı… Ancak genelde Batılılar, özelde de gayri Müslim ülkelerin yöneticileri ve yurttaşları genelde eldeki, özelde de Müslüman’daki bir yarayı ‘duvardaki kovuk’ gibi gördüler ve insanların yaralarını kaşımaktan başka bir şey yapmadılar! Şimdi de ettiklerini çekiyorlar… Çünkü ah yerde kalmaz ve beşer zulmeder, kader adalet eder!
ÖLDÜREN İFLÂH OLMAZ VE AH YERDE KALMAZ
O NENENLE ÖLEN BİR KİŞİ BİLE OLSA ONU ASLA
KÜÇÜMSEMEYİN VE SAKIN HA-Fİ-FE AL-MA-YIN
ETMEYİN BULURSUNUZ YA İNLEYE İNLEYE ÖLÜR
YA DA CEHENNEME KÖR KÜTÜK OLURSUNUZ!!!!
Bizim iman ve inancımıza göre bir insanı bile ‘haksız yere’ veya ‘adil bir mahkeme kararı’ olmaksızın öldüren kişi bütün bir insanlığı öldürmüşçesine muamele gördüğü gibi; bir insanın bile ‘maddî mânevî’ ölümüne mâni olan kişi de bütün bir insanlığın ölümüne mânî olmuş gibi muamele görür ve sevap alır. Ayrıca, kimsenin âhı yerde kalmaz, mazlum ve mağdurların ahları ise hiç ama hiç yerde kalmaz! Ve yıllardır dünyanın çeşitli ülke, bölge ve noktalarında ve bilhassa fakir fukara Afrika, yönetici fakiri ve îman îzan yoksunu İslâm ülkelerinde Müslüman’ı Müslüman’a vurduran, kardeşi kardeşe kırdıran Batılı ülkeler; Fransa da bir haftadır yaşanmakta olan protesto olaylarının daha da büyümesinden, bir iç savaşa, hattâ bölgesel bir savaşa dönüşmesinden ve tabii ki de ülkelerine sıçramasından endişe duyuyorlar! Ben de onlara ‘Cenab-ı Allah sizleri ya ıslah edip îmana getirsin, ya da endişenizi artırıp, korktuklarınızı başınıza getirsin, dolayısıyla da ektiğiniz rüzgârlarınızı fırtınaya dönüştürsün!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
EY İNSAN! KAFDAĞI KADAR YÜSKETE OLSAN DA
KEFENE SIĞACAK KADAR KÜÇÜKSÜN. UNUTMA!
HERŞEYİN BİR HESABI VAR, ÜZDÜĞÜN KADAR
ÜZÜLÜRSÜN!..
VE KAFDAĞI GİBİ YERYÜZÜNÜ
KAPLASAN DA GÜNEŞİN VARLIĞIYLA YOK OLUP
GİDERSİN…
HÜZÜNLE TİTREYEN KALBE İNCE BİR RUH DOKUNUR
KALBE KIRIK OLANIN KALBİNE ALLAH (c.c) DOKUNUR
VE ŞUNU UNUTMA! ARADIĞIN SENİ ARAYANDIR!
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (r.aleyh)
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZÂLİMİ ASLA SEVEMEM
GELENİN KEYFİ İÇİN GEZMİŞE KALKIP SÖVEMEM!
Mehmed Âkif Ersoy
GÖZLERDEKİ ACIYI GÖRMEYEN, YÜREKTEKİ
SEVGİYİ NASIL GÖRSÜN?
Ömer Hançerî
KONU NE OLURSA OLSUN, VERDİĞİN ÜZÜNTÜ VE
ALDIĞIN AH, BİR CAM PARÇASINDAN DAHA KESKİNDİR!
VE BİR GÜN HERKES YAŞAYACAK. YA ALDIĞI AHLARI
YA DA DUALARI…
SEN SABIRLI OL, DEVRAN DÖNECEKTİR. SANA YAPILAN
HAKSIZLIKLARI MEVLÂM GÖRECEKTİR. AHI YERDE KALMAZ
BİR GÜN SIRA ONA DA GELECEKTİR.
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Başkentte kursiyerlerin uzun soluklu emekleriyle hazırlanan "Geleneğin Yaşayan Yüzü" sergisi, düzenlenen törenle kapılarını sanatseverlere açtı. Katı’dan hüsn-i hata kadar pek çok nadide eserin yer aldığı seçki, 17 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.
Burdur Belediyesi, Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında düzenlediği etkinlikte Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu ve demokrasi şehitlerini Cahit Berkay’ın katıldığı özel bir programla yad etti. Gökmen Ulu imzalı 'Komünist Osman'" belgeselinin izleyiciyle buluştuğu gecede, toplumsal mücadele ve demokrasi vurgusu öne çıktı.
Atatürkçü Düşünce Derneği Burdur Şubesi, "Adalet ve Demokrasi Haftası" kapsamında düzenlediği programla faili meçhul cinayetlere kurban giden aydınları andı. Gazeteci Uğur Mumcu’nun ölüm yıldönümünde bir araya gelerek demokrasi mücadelesinde hayatını kaybeden isimlerin anısını tazeledi.
Siirt'in Kurtalan ilçesinde parkta dengesini kaybedip kaydıraktan düşen 4 yaşındaki çocuk yaralandı.
Konya’nın Kulu ilçesinde "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" etkinlikleri düzenlendi.
Antalya'da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen demokrasi nöbetine binlerce vatandaş katılırken, Memur Sen de alandaki yerini aldı.
Yorumlar (0)