
Son yıllarda beslenme dünyasında yeni bir algı oluştu: Eğer bir yiyecek “sağlıklı” etiketi taşıyorsa, istediğimiz kadar tüketebiliriz. Şekersiz, glutensiz, organik, doğal, katkısız… Bu kelimeler çoğu zaman bilinçli tercihi değil, kontrolsüz rahatlığı beraberinde getiriyor. Oysa bir diyetisyen olarak şunu net söyleyebilirim: Sağlıklı besin vardır ama sınırsız besin yoktur.
Bir besinin besleyici olması, enerji içermediği anlamına gelmez. Örneğin:
• Kuruyemişler sağlıklı yağ içerir ama enerji yoğunluğu yüksektir.
• Zeytinyağı kalp dostudur ama fazlası günlük kalori dengesini bozar.
• Hurma, bal veya pekmez “doğal”dır ama yine de şekerdir.
• Glutensiz ürünler, kalorisiz değildir.
Besinlerin kalitesi önemlidir; ancak miktarı göz ardı edildiğinde en sağlıklı seçenek bile kilo artışına neden olabilir. Vücut için belirleyici olan, “sağlıklı” etiketi değil, toplam enerji dengesi ve metabolik yanıttır.
Danışanlarda sık gördüğüm bir durum vardır: Gün içinde “abur cubur yemiyorum” denir ama avuç avuç badem, sık sık şekersiz granola, sınırsız meyve tüketimi vardır. Kişi zihninde kendini kontrollü sanırken, enerji alımı fark edilmeden artar.
Bu noktada sorun irade değil; algıdır. Çünkü sağlıklı besinler suçluluk hissi oluşturmaz ve bu da kontrol mekanizmasını zayıflatabilir.
Metabolizma; organik mi, ev yapımı mı, şekersiz mi diye sorgulamaz. Gelen enerjiyi hesaplar. Fazlasını depolar. Bu depolama çoğu zaman yağ dokusu şeklinde olur.
Örneğin:
• Günde 1 avuç ceviz faydalıdır.
• 4–5 avuç ceviz ise kalori fazlası yaratabilir.
• 1 porsiyon meyve dengelidir.
• 4–5 porsiyon meyve kan şekerini yükseltebilir.
Burada kilit kavram şudur: Faydalı olan, fazlası zararsız demek değildir.
Beslenmede sürdürülebilirlik önemlidir; ancak “nasıl olsa sağlıklı” düşüncesi zamanla porsiyon kontrolünü ortadan kaldırır. Bu durum özellikle kilo vermek isteyen bireylerde “çok dikkat ediyorum ama zayıflayamıyorum” cümlesine dönüşür.
Gerçek sağlıklı beslenme, özgürlük ile kontrol arasında bir dengedir. Yasakçı yaklaşım ne kadar zararlıysa, sınırsız yaklaşım da o kadar risklidir.
Denge; her besini ölçerek yemek değil, miktar farkındalığına sahip olmaktır.
Denge; sevdiğiniz besini hayatınızdan çıkarmadan, porsiyonunu yönetebilmektir.
Denge; sağlıklı olanı seçerken bile ölçüyü koruyabilmektir.
Sağlıklı beslenme, “her şeyden bol bol” değil; “her şeyden yeteri kadar” demektir. En besleyici yiyecek bile fazlasıyla tüketildiğinde vücudu zorlar. Çünkü beden, iyi niyetle değil; biyolojiyle çalışır.
Bir diyetisyen olarak en net cümlem şudur:
Sağlıklı besinler özgürlük sağlar ama sınırsızlık değil.
2026
Diyetisyen Burak Çetiner'in '“Sağlıklı” Olan Sınırsız Mıdır? Gerçek Beslenme Dengede Başlar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Diyetisyen Burak Çetiner'in 'Ramazan Ayı için kilo verme tüyoları' adlı köşe yazısı.... Devamı
2026
Burak Çetiner'in 'Göbek bölgesi yağlanması Vücudunuz sizi uyarıyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Burak Çetiner'in ''Su içsem yarıyor' demek kolay, gerçekler daha derin' adlı köşe yazısı.... Devamı
2026
Burak Çetiner'in 'Verdiği kiloları koruyamayanlar dikkat' adlı köşe yazısı... Devamı
2024
Diyetisyen Burak Çetiner, hipogliseminin nedenleri, belirtileri ve önlenmesi hakkında bilgiler verdi. Hipoglisemi, kan şekerinin normal seviyenin altına düşmesiyle oluşan bir durumdur. Devamı
MAKÜ tarafından düzenlenen Bilim Kafe etkinliğinde Dr. Öğr. Üyesi Sümeyye Kemaneci, Ramazan ayında doğru beslenmenin ve sahurun önemini anlattı.
Burdur İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen dört haftalık "Sağlıklı Beslenme Atölyesi", Vali Yardımcısı Yusuf Emre Yiğit'in katılımıyla başladı. Teorik bilgilerin mutfak tezgahında pratiğe dönüştüğü programda, kronik hastalık risklerini azaltan sürdürülebilir alışkanlıklar hedefleniyor.
Yazın enerjik günlerinden kışın soğuk dönemine geçerken, sonbaharda beslenme alışkanlıklarımız büyük önem taşır. Havanın serinlemesiyle birlikte vücudun bağışıklık sistemi daha fazla desteğe ihtiyaç duyar. Bu dönemde doğru beslenme, hem hastalıklardan korunmayı sağlar hem de vücut direncini artırır.
Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Berna Ertuğ, "19-25 Eylül Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası" kapsamında şekerin vücuttaki gizli etkilerine dikkat çekerek, "Şekerin verdiği keyif geçici, zararları ise kalıcıdır" uyarısında bulundu.
Uykusuzluğun önüne geçmek için beslenme düzeninizi gözden geçirin. Muz, ananas, ceviz gibi besinler ve doğru alışkanlıklarla kaliteli uykuya kavuşun.
Hastalıkların önemli bir bölümünün beslenme ile ilişkisi olduğu bilinirken, özellikle eklem ve kas hastalıklarında beslenmenin rolü oldukça fazla oluyor.
Yorumlar (0)