
Sünnî İslâm inanışına göre ve benim bildiğim kadarıyla Hanefî, Şâfî, Mâlikî, Hanbeli olmak üzere 4 Hak mezhep vardır… O nedenle, Şiilik bir mezhep değildir, mezhep gibi lânse edilse veya öyle görülse bile Şiilik 4 Hak mezhebin dışında olduğu için Şiilerle Sünnîlerin din ve mezhep kardeşlikleri de olmaz- olamaz… Ancak Şiiler Siyonistler gibi Tanrıyı kıyamete zorlamaya çalışmadıkları için ‘Allah (c.c) ve Muhammed (sav)’ diyerek İslâm’a yakın dururlar… O nedenledir ki, bana ‘Şii İran mı yoksa Siyonist İsrail mi?!’ diye bir tercih hakkı verilse veya böyle bir zorunluluk şartı getirilirse, ben şahsen ‘Şii İran’ derim… Nedenlerini niçinlerini de aşağı da îzah etmek isterim:
Herkesin bildiği gibi, Siyonistlere göre, Siyonist olmayan insanların tamamının öldürülmesi-katledilmesi gereklidir, zorunludur, hattâ büyük sevaptır… O nedenledir ki, Siyonist Yahudiler, yarısını alavere dalavereyle, yarısını da metazori ile-silah zoruyla ele geçirdikleri-gasp ettikleri canım-güzelim Filistin toprakları üzerinde ve 14 Mayıs 1948’de ve korsan bir devlet kurdular ve 77 yıldır Filistin’de, 2 yıldır da Gazze’de bir vampir gibi insan kanı emiyorlar! Yetmiyor, büyüklü küçüklü, kadınlı kızlı Müslümanları katlediyor, soy kırım yapıyorlar ve bu zulme Türkiye siyâsi, kalbî ve aynî, İran ise fiili destek veriyor. Dolayısıyla da Emperyalist ABD ile Batı Destekli ve Siyonist mantıklı İsrail’in ilk ve en büyük hedefi ve düşmanı hâline geliyor! Onun içindir ki, inanmış bir Müslümanın, hattâ aklı başında olan bir insanın İsrail’in yanında yer alması, mantık, akıl îzan ve iman dışıdır! Ancak, günümüz insanı sanki hipnoz yapılmış gibi, Müslümanı da âdetâ şoke ya da grogi olmuş, hattâ kurşun asker gibi dikilip duruyor! Hal böyle olunca da Siyonist İsrail dünya da istediği gibi at koşturuyor ve kirli emellerine doğru ilerliyor! O nedenle, İsrail’in yolu bir şekilde ama mutlaka kesilmeli! Bunun için de ister Müslüman olsun ister olmasın, hemen herkes şer İsrail’in yanında değil, ehveni şer olan İran’ın yanında yer almalı… Dolayısıyla da Armageddoncu İsrail’in saçma sapan inancını hayata geçirmek için, Tanrıyı kızdırıp kıyamete zorlamak gibi ham hayalleri nedeniyle dünyayı ateşe atmasının önüne geçilmeli! Çünkü, İsrail yangını komşularından başlatıp dünyayı yakıp yıkmayı ve koskoca dünyada sadece Siyonistlere bırakmayı hedefliyor, planlıyor! Ki, bu yıkılacak ülkeler arasında ABD ve Avrupa ülkeleri ve yakılacak yöneticiler arasında da Siyonizm’i destekleseler bile Siyonist olmayan dünya yöneticiler de var!
Demem o ki, İran’ın Şiiliği eleştirilebildiği gibi, yöneticileri yerden yere vurulsalar yine yeridir… Ancak, Siyonist İsrail’in yolu kesilmeli ki, dünya biraz nefes alsın ya da bölge ateş çemberinin menzili-hedefi olmaktan kurtarılsın!
Hâsılı; İran 5’inci mezhebi dolayısıyla olsa gerek Türkiye’yi dost, Türk Milletini kardeş olarak görmüyor veya kabul etmiyor olabilir ki, ben de öyle görmüyorum! Ama en azından düşman veya ortadan kaldırılacak olan ilk ülkelerden biri olarak görmeyebilir… Amma velâkin, terör devleti İsrail’in ve terörist Başbakanları Siyonist Netanyahu, sadece Türkiye’yi değil, Siyonist olmayan herkesi düşman olarak görüyor ve öldürülmesinin şart, hâttâ sevap olduğuna inanıyor!
Tamam, İran’ın günahları çok, sicili bozuk ve suç listesi oldukça kabarık… Ancak, genelde Filistin, özelde de Gazze’li Müslümanlara, HAMAS’a, Kassam Tugaylarına, kısaca ülkesini, devletini milletini, dolayısıyla da bölgesini savunan mücahitlere, daha da kısası Filistin davasına, Gazze cihadına verdiği maddi manevi destek hayatî derece de öneme haizdir! Değilse Gazze şimdiye kadar düşebilir ve Siyonist İsrail’in kontrolüne girmiş olabilirdi! Ve İran’ın yok olması ya da hasta olması Türkiye’nin de hastalanmasına, yaralanmasına neden olur! Yani, biri Hakk mezhep dışı, diğeri ise akıl izan ve mantık dışı inanışa sahip olan iki ülke savaşında bizim İran’ın yanında durmamız gereklidir!
Gönül isterdi ki, İran Fars milliyetçiliğini Şii kavmiyetçiliğini savunmak yerine Hakk din olan İslâmiyeti savunsun… Amma velâkin, İran’ın Şiiliği, İsrail’in Siyonistliği kadar tehlikeli olmadığı gibi Hakk mezhebe yakındır… En azından Armegeddoncu, yani kendi mezhep ya da inanışları dışında olan insanları öldürmek gibi bir mantığa, daha doğrusu mantıksızlığa sahip değildir… Onun için Türkiye İran’ın yanında yer almak zorundadır.
Velhâsıl-ı kelâm; İsrail nükleer silahlara sahip bir ülke ama, koskoca Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu İran’ı denetliyor, fakat Amerika’nın veled-i zinası ve şımarık evlâdı durumunda olan İsrail’i denetleyemiyor! İsrail, koskoca Bir(leşmiş! (M)illetler Teşkilâtı’nı (BM) dinlemiyor… Yani, İsrail’e karşı hiçbir hukuk kuralı işlemiyor. Çünkü, İsrail’in elinde NBC-nükleer, biyolojik ve kimyasal bulundurması sevap, İran ve Türkiye gibi devletlerin bulundurması ise günah, çünkü riskli ve tehlikeli… Peki, ABD’nin 6 ağustos 1945 tarihinde Japonya’nın Hiroşima Kentine attığı 18 bin ton ağırlığındaki atom bombası neyin nesi? Emperyalist ABD’nin ve Siyonist İsrail’in bir benzerini başka ülkeler üzerine atmamak gibi bir garantileri var mı? Yok! Kaldı ki, İsrail’in kendisin de nükleer silah olmasa bile, ağabeyi ABD İsrail’in adına her yere nükleer silah, atom ve sair bombalar yağdırabilir!
Hülâsâ-i Netice; yazı başlığımda da dikkât çekmeye çalıştığım gibi, Şii İran’ı alıp Siyonist İtrail’e!(!) vuralım ama İran’ın yanında duralım… Çünkü böyle yapmak her şeyden önce haklının yanında, haksızın karşısında durmaktır… Ayrıca, bizim de can düşmanımız olan İsrail’in düşmanı olan İran bizim dostumuzdur! Yani, hiçbir hak hukuk, kural kaide ve ahlâk tanımayan Siyonistlere karşı 90 milyonluk İran’ın 30 milyonu Türk. Ve her 3 kişiden biri Türk olan İran’ın yanında durmak; bırakın Türklüğü-Müslümanlığı, dünya genelindeki 25 milyon, İsrail içindeki 8-9 milyonluk Yahudi ve bunların da yarısı kadarı Siyonist olan İsrail’in karşında durmak, ihtiyarî değil, mecburîdir!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
ZALİMİN SONU GELİNCE ZULMÜ ARTAR!
DAHA DA AZGINLAŞIR! Hz. Ali (r.a)
KUVVETE DAYANMAYAN ADALET ÂCİZ
ADALETE DAYANMAYAN KUVVET ZÂLİMDİR!
AYARINI BOZDUĞUNUZ KANTAR, GÜN GELİR
SİSİ DE TARTAR… Ve ŞEYTANLIK YAPMAYI
BİLİYORSAN, TAŞLANINCA DA ŞİKÂYET
ETLEYEEKSİN… HIRS BÜYÜYÜNCE KARAKTER
KÜÇÜLÜR… SADECE GÖRDÜKLERİ İLE KARAR
VERENLER, GÖRMEDİKLERİNE YEM OLURLAR…
SADECE YAŞADIĞINIZ PROBLEME ODAKLANIRSANIZ
ÇIKIŞ YOLU BULAMAZSINIZ! Özlü sözlerden seçmeler
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Kütahya’da Memur-Sen İl Temsilciliği tarafından ’Filistin’e destek siyonizme lanet mitingi’ düzenlendi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda İsrail lanetlenirken, Filistin’e destek sloganları atıldı.
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Yorumlar (0)