
Malûm olduğu üzere, fertler gibi milletler de geçmişlerinden kopamazlar ve atalarını günahlarıyla sevaplarıyla kabul ederler, dolayısıyla da yok sayamazlar ki, saymamalılar da… Çünkü, aslını tanımayan kişi câhil, inkâr eden kişi haramzâdedir! Onun için insanlar atalarının nasıl, ne şekilde ve nerede yaşadıklarını araştırmak ve öğrenmek isterler... Ancak, son zamanlarda atalarımızı Osmanlı veya geçmişimiz üzerinden hor görme eleştirme ve yerme furyası başladığı için bu hasletlerden eser kalmadı! Ki, günümüzün dünyasını da zaten tıpkı bir deccal gibi bir gözü kör, bir kulağı sağır olan ve sûnî iki kutup oluşturan ve koca koca insanları, devlet adamlarını tıpkı bir çocuk gibi ‘’Öcü geliyor, sizi ve ülkenizi ham yapacak!’’ gibi palavralarla aldatan-kandıran Trump’lar-Putin’ler ve türevleri yönetiyor. Bazı ehli dünyalar, yalancı dünyalılar, safdiller ve gafil yöneticiler de bu palavracılara ya inanıyor veya kanıyor ya da inanıyor muş gibi yapıp halklarını konsolide ediyorlar…
Hadi Komünist Rusya’nın Putin’i neyse ne amma, bundan daha 2,5 asır kadar önce ve at hırsızları, seyisler, kovboy ve korsanlar tarafından keşfedilip kurulan, onun için de hak hukuk tanımayan Emperyalist Amerika Bitişik(!) Devletlerini Siyonist destekli Emperyalistleri yönetiyor. Dolayısıyla da her gün ve her yerde savaş konuşuluyor. Gerekli gereksiz, lüzumlu lüzumsuz yere konuşulan 3. Dünya savaşı ihtimali, dünyalıları tedirgin ediyor! O nedenle ben, Mehmed Akif’in ‘bir zamanlar biz de millet, hem de nasıl milletmişiz, gelmişiz dünyaya-milliyet nedir ve nasıl millet olunur…’ onu öğretmişiz!’ sözünü bugünkü yazımın başlığı ve konuma serfiraz yaptım…
Mâlûm olduğu üzere, daha bundan 2 ay kadar önce İstanbul’un fethinin 570. Yıldönümünü kutlamıştık ve bendeniz de aynı gün Fethin mânâ ve ehemmiyetini değerlendiren bir yazı yazmış; dolayısıyla da İstanbul’da bugün ne fetihten ne de Fatih’in ruhundan eser kalmadığını (üzülerek) vurgulamaya çalışmıştım! Bugünde İstiklâl Marşımızın Yazarı, Millî Şairimiz olmanın yanında ilk Burdur Milletvekili Mehmed Akif Ersoy’un bir zamanlar ki ‘biz’i tarif ederken ‘’Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz: Gelmişiz dünyaya milliyet-millet nedir öğretmişiz’’ diyerek geçmişimizi de bu günümüzü de özetlediği sözü üzerinde duracağım. Ki, Akif bu sözü yıllar önce söylemiş… Oysa genelde bugünkü Türkiye’yi, özelde de İzmir, İstanbul gibi büyük şehirleri görmüş olsaydı ne der ne yazardı bilmiyorum ama iyi-güzel şeyler yazmaz-yazamazdı herhalde! Çünkü, başta İzmir ve İstanbul olmak üzere şehirlerimizin bu günkü görüntüleri Akif’in tarifine hiç uymuyor… Bunu derken insanların sadece kılık kıyafetlerini değil, hayat tarzlarını da kastediyorum! Ki, bugün ister genç olsun ister yaşlı ve ister kadın olsun ister erkek, çıkmaz sokaklar da ve ana caddeler de insanlar birbirleriyle soyunup silkinme, açılıp saçılma, çalıp söyleme ve oynayıp kalgıma yarışı içindeler!
Ben şahsen, insanının büyük çoğunluğu gayrimüslim olan yabancı bir ülke görmedim ama, basın yayın organlarından görebildiğim, takip edebildiğim ve bilebildiğim kadarıyla, insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan Ülkemizin sokak ve caddeleri, birkaç sünnet sakallı erkek, tesettürlü bayan ve cami ile minare dışında bu ülkelerden farklı bir yanını görmemeye başladım. Yani, mümkün olsa (ülkemizin köy ve kasabaları dahil) kentlerini bir drone ile göz gezdirecek veya bir helikopterle görüntüleyecek olsak, camiler ve minareler ile birkaç sünnet sakallı erkek ile tesettürlü hanım dışında ‘İslam ülkesi’ veya ‘Müslüman beldesi’ olduğuna dair başka bir emare bulamayız herhalde!
Benim gençliğim de bırakın sokak ve caddelerde bugünkü gibi giyinip soyunmayı, başı açık kadın ya da kız sayısı bile yok denecek kadar azdı… Hele bir kadın terzisi abimizin eşini başı açık vaziyette çarşı da pazarda gören büyüklerimiz onu çok yadırgamış, ayıplamış ve o abimizi ‘bir esnaf ya da sanatkâr karısı başı açık bir vaziyette çarşıya, pazara gidemez, hâttâ sokağa bile çıkamaz-çıkmamalı’ şeklinde eleştiri bombardımanına tabi tutmuşlardı… O büyüklerimiz bırakın amir memur eşlerini, şimdiki esnaf ve sanatkârların eşlerini, çoluk çocuklarını görselerdi ne derlerdi bilmiyorum… Ama, ben ‘Allah (c.c) sonumuzu hayreylesin..!’ demekle yetiniyorum…
Her neyse, kıldan ince ve kılıçtan keskin olan konu hakkındaki yazımı daha fazla uzatmıyor-uzatamıyor ve Mehmed Akif’in iki şiirini ve Necip Fazıl Kısakürek’in bir sözünü köşeme iktibas ederek noktalamak istiyor, herkese saygılar sunuyorum.
BİR ZAMANLAR BİZ DE MİLLET, HEM HASIL MİLLETMİŞİZ
GELMİŞİZ DÜNYAYA MİLLİYET NEDİR ÖĞRETMİŞİZ
KAPKARANLIKKEN BÜTÜN ÂFAKI İSLÂMİYETİN
NÛR OLUP FIŞKIRMIŞIZ TÂ SÎNESİNDEN ZULMETİN…
KİM DEMİŞ ‘AVRUPA İNSANI MEDENÎ?’
NE EDEP VAR NE HAYÂ, ÇIRILÇIPLAK BEDENİ!
EĞER MEDENİYET AÇIP SAÇMAKSA BEDENİ;
DESENİZE HAYVANLAR BİZDEN DAHA MEDENÎ!
Mehmed Akif Ersoy
BU GİDİŞLE, UTANMAKTAN UTANAN BİR NESİL
GELECEK… Ve ARMUT DEYİP GEÇMEYİN, ONUN
İLK HECESİ ÇOĞU KİŞİ DE YOKTUR!
Necip Fazıl Kısakürek
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
Yozgat’ta hayvanlarını kaybeden çiftçinin yardımına Jandarma ekipleri koştu.
Ankara'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen görüşme, Türkiye'nin uzun yıllardır gündeminde bulunan F-35 savaş uçağı programını yeniden öne çıkardı. Zirvede yapılan açıklamalar, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil olabileceği yönündeki beklentileri artırırken, CAATSA yaptırımlarının geleceği de diplomatik temasların önemli başlıklarından biri oldu.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplanırken, Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri öncesinde önerge ele alındı.
Isparta’nın Sütçüler ilçesinde bulunan mermer ocağı şantiyesinde çıkan yangında 1 kişi hayatını kaybetti.
Açıklamada, yetkili kurumların yasal sorumluluklarını yerine getirmesi çağrısı yapıldı.
NOW ekranlarında yayınlanan Halef dizisinde “Melek” karakterine hayat veren Aybüke Pusat, sezon finaliyle projeye veda etti. Ünlü oyuncunun dizinin resmi sosyal medya hesabını takipten çıkması magazin gündeminde geniş yankı uyandırdı.
Yorumlar (0)