
Târihi, geçmişi ve ataları, soyu sopu ile az çok ilgilenen herkesin bileceği gibi, Ertuğrul Gâzi ya da Ertuğrul Bey ismi bizim millî ve yerli isim kültürümüze 13. Yüzyılın (yy) ortalarında ve Oğuzhan Kayı boyunun lideri ve Osmanlı Beyliği’nin kurucusu olan Osman Bey’in Babasının ismi ile girmiş, özdeşleşmiş ve yaygınlaşmış olan bir isimdir! Ki, Allah’a emânet bizim biri kız 6 torunumuzdan ve en küçük olanının adı da Ertuğrul’dur. Ve hemen herkesin evlat ve torunlarının olduğu gibi, bizim en küçük torunumuz olan Ertuğrul’da dünya tatlısı, şirinler şirini ve zekâlılar zekâlısı-akılılar akıllısı bir çocuk ki, Bahçelievler İlkokulu 3. Sınıfında okuyor ve okulun takdirlik öğrencilerin arasında yer alıyor!
Sadede geliyor ve sözü şimdi de Hürriyet Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmenlerinden ve 28 Şubat Pismodern(!) Darbesinin şakşakçı gazetecilerinden, apoletsiz generallerinden biri olan, hattâ başında gelen Ertuğrul Özkök’e getirmek istiyorum:
Özkök, 19 Şubat tarihli yazısına (RAMAZANIN İLK GÜNÜNDE NİYE WOODY ALLEN’IN 50 YIL ÖNCEKİ SÖZÜNÜ HATIRLADIM?) şeklinde başlık atmış ve tıpkı Woody Allen gibi, (Tanrı’nın bize bir mesajı olsa sizce bu ne olurdu?) diye sormuş ve “Hiç olmazsa bu mübârek ayda Tanrı ile baş başa kalalım…’’ demiş!
Her neyse; Özkök bahsime konu ve oldukça uzun köşe(li) yazısında ‘’HİÇ OLMAZSA BU MÜBAREK AYDA TANRI İLE BAŞ BAŞA KALALIM” diyerek siyasilere mesajlar gönderip, taleplerde bulunmuş. Yani, Ertuğrul Bey mâlûm yazısında ‘Tanrı ile baş başa kalalım!’ demiş. Ancak, hangi tanrı ile baş başa kalmak istediğini belirtmemiş. O nedenle ben kendisini tanrısı ile baş başa bırakacağım! Amma velâkin, yer tanrısı ile mi, gök tanrısı ile mi, güneş tanrısı veya bir başka tanrısı ile mi onu sormadan edemeyeceğim! Ve isteğinde adres veya kimlik belirtmeyen Ertuğrul Bey’i hiçbir tanrı kabul etmez veya Onunla baş başa kalmak istemez herhalde’ diyeceğim!
Ayrıca, Ertuğrul Bey 28 Şubat Pismodern Darbesinin-darbecilerinin kayıtsız şartsız yanlarında yer alarak dönemin Başbakanı merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın kendisine, sevenlerine ve hükümet üyelerine yaptığı zulümler ve çektirdiği cefalar nedeniyle tanrısından yardım istemek hiç aklına gelmemişti! Ancak, Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşlarından biri olan, hattâ başında gelen Recep Tayyip Erdoğan Hükümetinin dîne ve dindarlara verdiği değer nedeniyle olsa gerek, tanrıdan yardım istemiş ‘ve bizi ramazan ayında olsun tanrımızla baş başa bırakın!’ demiş.
Ben de Ertuğrul Özkök ve türevlerine, Cenab-ı Hakk’ın Âli imrân Sûresinin 3/173; Enfâl Suresinin 8/40. Sayfasındaki Âyet-i Kerîmelerini hatırlatıyor ve “Allah (c.c) bize yeter, O ne güzel vekildir. O ne güzel Mevlâ’dır. O ne güzel yardımcıdır!’’ diyor; Özkök’e ve O’nun gibi inanan ve O’nun gibi düşünen insanlara bazı hatırlatmalar da bulunmak istiyorum:
Allah (c.c) lâfzı Cenab-ı Hakk’ın yüce Zatına ve bütün kemâl sıfatlarına delâlet eden, kapsayan en özel ve en güzel isimdir! Ve hiçbir dilde bu lâfzın ifâde ettiği özel ve güzel mânâyı-anlamı kapsayacak bir kelime bulunmamaktadır! Ayrıca Allah lâfzı tüm Müslümanlar için tevhid inancını temsil eden ortak bir dil ve güçlü bir bağ niteliğindedir! O nedenle, Müslümanların ibâdet ettikleri tek Yaratıcılarını ‘Allah’ diye anmaları gerekir. Dolayısıyla Allah bu adla veya ‘esmâ-i hüsna’ adı verilen 99 isminden biriyle anılmalıdır. Çünkü bununla birlikte, yüce dinimiz İslâm’ın bildirdiği mutlak kemâl sahibi, tüm noksanlardan münezzeh olan Yüce Yaratıcıyı ‘Allah’ yerine tanrı olarak anmak ve anlamak ta pek doğru bir şey olmasa gerek! Ki, biz Müslümanlar, sevgili Peygamberimizin adı geçtiği an da ‘en az bir kere’ “Allah’ın selâmı… O’nun üzerine olsun!” anlamına gelen ‘Sallallâhu aleyhi ve sellem (sav)’ dediğimiz gibi; Allah’ın adı anıldığında da Yüce Yaratıcının hakkında kullanılan bir saygı ve tâzim, büyüklük, yücelik, ululuk anlamına gelen ‘celle celâlüh (c.c)’ deriz. Dolayısıyla da Allah’ın azametinin yüce ve ulu olduğunu teyit ederiz!
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; Müslümanların bir Allah’ları (c.c) varken, Özkök gibi inanan ve düşünenlerin yer tanrıları, gök tanrıları ve güneş tanrıları başta olmak üzere çok sayı da tanrıları var! Ancak, ‘bizim sayılıları, kimlik, nitelik ve nicelikleri bile belli olmayan, yanî hayâlî tanrılar değil; bir Yaratıcı ve tek kudret sahibi olan Allah’ımız, şek ve şüphesiz olan îmanımız-inancımız, artı sevgili Peygamberimiz var elhamdülillah. O nedenle, ben ‘tanrı Özkök’ü ve Onun gibi düşünüp inananları; Allah (c.c) ve sevgili Peygamberi (sav) ise bizi korusun inşaAllah!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
GÖKLERİ, YERİ VE BUNLARIN İÇİNDE ÇOĞALTIP
YAYDIĞI TÜM CANLI VARLIKLARI YARATMASI
O’NUN VARLIĞINI VE KUDRETİNİ GÖSTEREN
DELİLLERDEN BİRİDİR. Şûrâ Sûresi, âyet 29
GÖKLERDE VE YERDE O’NUN VARLIĞINI, BİRLİĞİNİ
VE KUDDETİNİ GÖSTEREN ÖYLE DELİLLER VAR Kİ!
ONLAR BU DELİLLERLE SÜREKLİ İÇ İÇE, YAN YANA
BULUNURLAR, FAKAT ÜZERİNDE HİÇ DÜŞÜNMEDEN
TAM BİR ALDIRMAZLIK İÇİNDE YAŞAR VE ONLARDAN
YÜZ ÇEVİRİRLER! Yusuf Sûresi Âyet 105
ONUN VARLIĞININ DELİLLERİNDEN BİRİ DE GÖKLERİ
VE YERİ YARATMASI, AYRICA DİLLERİNİZİN VE
RENKLERİNİZİN FARKLI FARKLI OLMASIDIR…
(BİLGİ SAHİBİ OLANLAR İÇİN BUNDA ELBETTE KESİN
DELİLLER VARDIR) Rûm Sûresi, âyet 22
BAŞINIZA GELEN HER MUSÎBET, KENDİ ELLERİNİZİN
KAZANDIĞI GÜNÂHLAR, İHMAL VE KUSURLAR
YÜZÜNDENDİR. BUNUNLA BERABER ALLAH (c.c)
O GÜNAH VE KUSURLARIN PEK ÇOĞUNU AFFEDİYOR.
SİZ YERYÜZÜNDE ALLAH’IN GÜÇ, KUVVET, KUDRET
VE TASARRUFUNDAN KAÇIP KURTULUMAZSINIZ!
VE ALLAH’TAN BAŞKA KENDİNİZE NE BİR DOST
BULABİLİRSİNİZ NE DE YARDIMCI!
Şûra Sûresi, 30 ve 31. Âyet-i Kerîmeler
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde olduklarını belirten Özel, yaşananları “bir saldırı” olarak nitelendirerek iktidarı ve yargıyı hedef aldı.
Yorumlar (0)