
Şimdi var mı bilmiyorum ama, eskiden, bazı pazarlamacılar ellerindeki mallarını pazarlamak için at arabalarıyla, bazıları da eski üskü motorlu taşıtlarıyla köy köy, kasaba kasaba dolaşırlardı… Ve bu pazarlamacılardan biri de bir gün at arabasıyla köyün birine giderek orada bir tezgâh açmak ister; tezgahını kurduktan sonra kendisinin geldiğini hatırlatmak ve ürünlerini satabilmek için köy içinde dolaşmaya başlar… Ancak, o sırada bir köpeğin saldırısına uğrar ve köpeğin ısırmasından korunmak ya da yanından uzaklaştırmak için yere doğru eğilir ve yerdeki taşlardan birini ikisini alıp köpeğe atmak ister! Ancak, taşlar parke taşı ve birbirine geçmeli olduğu için çıkaramaz! Hal böyle olunca da kendi kendine, ‘’Vay anasına, bu köyde taşları bağlayıp köpekleri salıvermişler..!’ şeklinde konuşarak hayıflanır… Ben de ‘günümüzde taşlar bağlanmış, şeytanlar ise boş bırakılmış durumda!’ diye bazen hayıflanıyor, bazen söyleniyor, bazen de öfkeleniyorum… Ama, dînî hassasiyetim, yerli ve millî duyarlılığım, ailevî terbiyem ve asâletim, şahsî nezaketim, nezâfetim ve çok tabiidir ki, her gün yazdığım yazılarıma ve arada birde olsa yaptığım haberlerime en küçük bir müdahalede bulunmadan yayınlayan ajans ve gazete sahiplerime, editör ve yazı işleri müdürlerime saygım dolayısıyla susuyorum!
Nedenine, niçinine ve nasılına gelince onu da aşağıda izah etmeye çalışayım:
Başta Burdur’daki oğlum ve ben, Ankara’daki torunumuz, Gebze’deki ve İstanbul’daki evlâtlarımız olmak üzere biz ailece her sosyal konut projesine müracaat edip kurasına katılmamıza rağmen, TOKİ bugüne kadar hiçbirimizi ‘EV’lendirmediği gibi; 15-16 yıl önce müracaat edip kayıt olmamıza rağmen, Diyanet de bizi HACI yapmadı-yapamadı maalesef. O nedenle biz, ‘hacı adayı’ olarak kaldık ve öyle kalacak gibi de gözüküyoruz! Ancak, Mevlâ’ya emanet sevgili evlatlarımız da, İstanbul’da ve büyük bir ilaç fabrikasında ‘sorumlu kimya mühendisi olarak çalışan Torunumuz Beyza’mız da, ‘Kura da hac sırası size gelir, yani Mevlâ hacı olmayı size nasip ederse ki, inşaAllah nasip eder; ‘bedelini biz karşılar sizi yine o kutsal topraklara göndeririz…’ diye büyük bir fedakârlık sözü verip ve gerçekçi bir âlicenaplık yapıp, ciddi bir cömertlik vâdinde bulunuyorlar!
Ve biz ‘ya bu yıl ya da gelecek yıl çıkar inşaAllah’ düşüncesiyle Umre yapmayı da düşünmedik… Çünkü, bizim çocukluğumuzda ‘umre yaparsan hac yapman da farz olur, hattâ hac yapılmadan umre yapılmaz’ denilirdi!
Demem o ki, kutsal topraklara gidip görmek, dolayısıyla da bize ‘Minâ da’ şeytan taşlamak nasip olmadı! Ama, bildiğimize göre, hac yapma sırasında ve Mina da şeytan taşlamak haccın farzlarından değil, vaciplerinden olan bir ibâdettir…
Her neyse, benim bugünkü konum hac yapmak ve Minâ da şeytan taşlamak değil, genelde çevremizde, özelde de sağımız da solumuz da gezip tozan şeytanlar hiç değil, sosyal medyada dolaşan ve sorumsuzca yazılar yazıp, pervasız yorumlar yapan şeytanlarıdır! O nedenle, ben asıl konuma dönüyor ve
Diyorum. Ve günümüzde, elinde, sözde akıllı bir telefonu ile sınırsız da bir ihaneti, pardon interneti olan bazı kişiler, insanlara olmadık hakaretleri yapıyor, bazen de iftiralar atıyorlar… Meselâ, bir çok kişiye, hattâ makam mevki sahibi kişilere yaptıkları gibi, bendenizin köşe ve ajans yazılarının sadece başlığını okuyup tamamını okumayan ya da okusa bile anlamayan bazı fenomenler, sosyal medya şeytanları, o yazılarımı eleştiriyoruz derken, hakarete varan yorumlar yapıyorlar ki; bazıları o günkü yazımı teyit ettiği halde bunu yapıyor! Çünkü, o insanlar bunu idrak edemeyecek kadar akıl fakiri, zekâ fukarası ve ahlâk demeyeyim ama, adap yoksunu!
Hâsılı; bugünkü yazım da biraz şahsilik olsa da genellik tarafı daha ağırdır! Ve ara başlığımda da ifade etmeye çalıştığım gibi, gazeteciler ve köşe yazarları haberlerini vahiy yoluyla değil, kendi özel ya da genel kaynakları yoluyla elde ederler! Ve muhtemel hata veya yanlışlarını da anında düzeltme, hattâ telâfî etme yoluna giderler. Amma velâkin, sosyal medya şeytanlarının yasal sorumlulukları olmadığı, olsa bile bunu bilmedikleri gibi, vicdânî duyguları da köreldiği için olsa gerek ‘at çamuru tutmazsa bile izi kalır’ mantığıyla hareket ediyorlar… Dolayısıyla da hem kul hakkına giriyorlar hem de kendilerini küçük düşürüyorlar!’ diyor, herkese şeytânî değil, Rahmânî saygılar sunuyorum.
ÖYLE BİR SÖZ SÖYLE Kİ, SÖZÜNDEN İBRET ALSINLAR
SÖZ BİLMİYORSAN SUS Kİ, SENİ ADAM SANSINLAR!
Ziyâ Paşa
KÖR CEHÂLET ÇİRKİNLEŞTİRİR İNSANLARI. Anonim
SUSKUNLUĞUMUZ KORKUMUZDAN DEĞİL,
ASÂLETİMİZDENDİR. HER LÂFA VERECEK BİR CEVABIMIZ
VAR ELBET. LÂKİN BİR LÂFA BAKARIZ LÂF MI DİYE. BİR DE
SÖYLEYENE BAKARIZ AMAM MI? DİYE! Hz. Mevlânâ
İĞNEYİ KENDİNE, ÇUVALDIZI BAŞKASINA BATIRIN
BE MUHANNETLER! Atasözü
TAŞLAR BAĞLANIP ŞEYTANLAR SERBEST OLDUKTAN
SONRA, BİZ GERÇEKLERİ YAZSAK NE YAZAR. T. Akbaş
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
Samsun Çarşamba Devlet Hastanesi'nde başhekimlik görevine Uzm. Dr. Emre Özgen atandı. Detaylar haberimizde..
Malatya İl Emniyet Müdürlüğü'ne atanan Kayhan Ay merkeze çekilen Arif Çankal’dan görevi devraldı. Detaylar haberimizde..
Balıkesir Gönen, 17 Haziran 2025 Salı günü, ata sporumuz yağlı güreşin 31. Sebeplili Hüseyin Pehlivan Yağlı Güreşleri ile unutulmaz bir gün yaşayacak. Meşhur Gönen Panayırı'nın ikinci gününe denk gelen bu büyük organizasyonda, ülkenin dört bir yanından gelen birbirinden değerli başpehlivanlar Gönen Belediyesi Er Meydanı'nı dolduracak.
Adana Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Loğoğlu görevine başladı.
Bucak Emin Gülmez MYO'da Dr. Ragıp Yıldırım görevini Dr. İlhan Uysal'a devretti. Yeni müdür Uysal, akademik gelişim için çalışacak. Detaylar burada!
Erzurum’da bulunan 109’uncu Topçu Alay Komutanlığı’nda komuta ve sancak devir teslimi yapıldı.
Yorumlar (0)