
Yaşı müsait olanların hiç düşünmek, hattâ hatırlamayı bile istemeyecekleri gibi, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 30 Ocak 2020 tarihinde, bir dönem, genç yaşlı, çoluk çocuk, zengin fakir, kadın erkek, güçlü güçsüz demeden hemen herkesin korkulu rüyası, kâbusu olan ve “Kovit-19’’ adı verdiği Koronavirüs illetini, 11 Mart 2020 tarihinde de Küresel Pandemi olarak îlân etmiş; ardından da dünya genelinde salgının kontrol altını alınmasına yönelik tedbirler genelde tüm ülkelerin, özelde de ülkemizin ana gündemini oturmuştu! Ki, her gün ayrı ayrı televizyon kanallarına çıkan ve isminin başında Prof., Doç., Dr. ve saire titrleri olan hekimlerin bazıları aşının yararlarını hararetle savunurken, bazıları da hiç faydasının olmayacağı, hattâ zararlı olacağını anlatıp durmuşlardı! Biz vatandaşlar da, sıkı bir şekilde uygulanan sokağa çıkma yasağı nedeniyle evlerimizde yerlerimizde uslu uslu oturup bu sayın uzmanları can kulağı ile dinlemiştik! Ki, bizler gazeteci olmamız hasebiyle sokağa çıkma yasağından fazla etkilenmemize rağmen bulaşma riski dolayısıyla evlerimize yerlerimize hapsolmuştuk. Ki, benim Çiftçi Belgem de vardı ve bu belgeye sahip olan kişilerin dışarı çıkmaları, tarlalarına, bağlarına bahçelerine gidip gelmeleri serbest iti…
Yine hemen herkesin bileceği ya da acı acı hatırlayacağı gibi, o günlerde Kovit-19 salgınından kurtuluş umudu olarak gösterilen aşı çalışmaları hummalı bir şekilde sürüyor ve bir kısım uzmanlar salgından korunmanın tek yolu aşı olmaktan geçtiğini ifade ederlerken, bir kısım uzmanlarda tam tersini savunuyorlardı… Vatandaşlar da ya kontrpiyede kalıyor ya da (tabiri yerinde ise) mehter takımı gibi bir ileri iki geri gidip geliyorlardı!
Hal böyle olunca, yani uzmanların büyük bir bölümü aşıyı savununca, devle ve Sağlık Bakanlığı da ilk Kovit-19 aşısına onay vermiş küçük bir azınlık hariç hemen herkes (ister istemez, hatta zorunlu olarak) aşı olmuştu. Ki, bizim ailede 3.-4. aşıyı olmuştu! Çünkü, aşı olmayan kişiler marketlere bile giremiyorlardı… Ayrıca Koronavirüs tespiti yapılan binalar, artmanlar, siteler, hatta sokaklar girişi çıkışa kapatılıyor, girişlere ‘burada koronavirüs vardır!’ gibi lâvhalar asılıyoru ve o lâvhalar 15 gün yerinde kalıyordu. Daha da beteri, ‘temaslı’ diye bir uygulama vardı ve insanlar bir koronavirüslüyle yan yana gelmiş ise o zaman da aynı muameleye tabi tutuyordu… Yani bir kısım insanlar, evler, apartman, site ve sokak sakinleri toplumdan dışlanıyor, hattâ bazıları aşağılanıyordu!
Kısacası ve o dönem de müthiş bir kavram kargaşası veya karmaşası yaşanıyor, kim ne diyeceğini veya ne yapacağını ‘tam olarak’ bilmiyordu! O nedenle ben ‘o gün ve benzeri günler gitsin bir daha geri gelmesin inşaAllah’ diyor ve siz sevgili okurlarımdan da bu duaya (Âmiiinnn…) demenizi istirham ediyorum. Ancak, bu aşı olayının da aydınlatılmasını istemeden geçemiyorum…
O dönem de aşının faydaları ya da zararları hakkında Ülke insanımız ve uzmanlarımız olduğu gibi, dünya kamuoyu da ikiye üçe bölünmüştü ve koronavirüs aşısı hakkında farklı görüşler ortaya atılıp, çok değişik yorumlar yapılmıştı… Ve bazı kesimler aşının faydasız olduğunu ya da güvenilir bulmadıklarını ifade ederlerken, bazı kesimler, aşının bağışıklık sistemini doğrudan çökerttiğini, yani Kovit-19’un yararlı olduğunu, dolayısıyla da herkesin aşı olması gerektiğini savundular… Ancak, aşının kalp krizi kaynaklı ölümleri, anjiyoları ve by-passları artırdığını savunan vatandaşlar olduğu gibi, uzman doktorlar-hekimler bile vardı! Hal böyle olunca, vatandaş iki arada bir dere de kalıyordu…
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; şimdi de var ama bilhassa o dönem de aşı çalışmaları dünya genelinde de ülkemizin özelinde de çeşitli tartışmalara neden olduğu gibi, birçok uzman Kovit-19 aşısı ile ilgili olumlu görüşler serdediyor, bazı uzmanlar ise tam tersini savunuyordu.
Ve Kovit-19 aşısının yan ya da direkt etkileri üzerinden tartışmalara son zamanlarda bir yenisi daha eklendi ve Kanada’nın Ontorio Eyaleti’nde görevli bir doktor olan Alan Shomaker katıldığı bir etkinlikte, Kovit-19 aşılarının bağışıklığı ele geçirerek insanları ölüme sürüklediğini savunmuş!
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; uzmanların bile kuvvetli tereddüde, şiddetli şüpheye düştüğü bir aşı konusu açılınca, bendeniz de birçok insan gibi ‘o dönem de yapılan, şimdi ise piyasadan çekilen aşıların hastalık ve ölüm riskini artırdığını, kalp krizine bağlı rahatsızlıklara, hattâ ölümlere bile yol açtığını düşünüyorum. Dolayısıyla da dönemin aşı savunucusu etkilileri ile yetkilileri ya aşıların herhangi bir yan ya da direkt etkisi olmadığını veya olmayacağını (bilimsel verilerle ve bizleri tatmin edici bir şekilde) açıklamalılar, hattâ ispatlamalılar ya da hararetle ve kendilerinden emin bir şekilde tavsiye ettikleri aşılar nedeniyle ölen ya da öyle sanılan kişilerden helâllik, yakınlarından ise özür dilemeliler… En azında yanıldıklarını ya da bilemediklerini itiraf etmemeliler..!’ diyor, herkese ‘sağlıklı’ saygılar sunuyorum.
BANA YANILDIĞIM NOKTALARI GÖSTEREN
KİMSEDEN ALLAH (c.c) RAZI OLSUN…
Hz. Ömer (r.a)
HATALARI SAKLAMAK, DÜZELTMEKTEN DAHA
ÇOK ACI VERİR! Anonim
YANILMAK İNSANCA, BAĞIŞLAMAK
KUTSALCA BİR İŞTİR… Anonim
HERKES BENİM DÜŞÜNCEME KATILIRSA
YANILMIŞ OLMAKTAN KORKARIM…
Oscar Wilde
BİR KİŞİNİN YANILMASI, TÜM HALKIN
YANILMASINA YOL AÇAR. TÜM HALKIN
YANILMASI DA SONRA DA TEKLERİN
YANILMASINA… Montaigne
YANILDIĞINA ASLA KABUL ETMEYENLER
EN ÇOK YANILANDIR… Anonim
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması’nın 12’nci ödül töreninde yaptığı konuşmada, yapay zekânın iletişim sektörüne sunduğu fırsatlara ve beraberinde getirdiği risklere dikkat çekti.
GAZİANTEP'in Nurdağı ilçesinde akaryakıt yüklü iki tankerin çarpışması sonucu sürücüler hafif yaralandı, tonlarca yakıt yola döküldü.
KASTAMONU'nun Tosya ilçesinde minibüsün şarampole devrildiği kazada 2 kişi yaralandı.
Antalya'nın Kumluca ilçesinde, nişanlısıyla nikah günü aldıktan yaklaşık bir saat sonra geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden 27 yaşındaki Onur Civelek'in ölümüne ilişkin davada karar çıktı.
Ankara'nın Polatlı ilçesinde yolun karşı tarafına geçmeye çalışırken araç çarpması sonucu ağır yaralanan yaya, tedavi gördüğü hastanede 3 günlük yaşam mücadelesini kaybetti.
İZMİR'in Seferihisar ilçesinde evinde çıkan yangında yaralanan Ebru Serep (51), 1 hafta sonra yaşamını yitirdi. Evi ateşe verdiği iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanan eski sevgilisi Abdullah Karabina (45) ifadesinde, başka kişilerle görüştüğünü ileri sürdüğü Serep ile 'kıskançlık' nedeniyle birçok kez tartıştıklarını söyledi.
Yorumlar (0)