
İlgilenenlerin ya da ilgililerin bilecekleri gibi, Ülkemiz de her 1 Ekim tarihi “Dünya Yaşlılar Günü’’ ve biraz uçukta olsa ‘’Kahve Günü’’ olarak kutlanıyor! Ve bugünlerin uygulamaları var mı ondan çok emin değilim ama, asıl ya da kâğıt üzerindeki amacı; her yıl ayrı bir ‘’tema” çerçevesinde yaşlı nüfus, sağlıklı bir şekilde yaşama, yaşlanma, hayata tutunma ve yaşlı sağlığı gibi konunalar da farkındalık faaliyetleri gerçekleştirilerek yaşlılık dönemine dikkât çekmek ve kahvenin insan vücuduna verdiği yararın yanında kahve bahanesiyle kurulan ve devam ettirilen dostlukların önemine vurgu yapmak!
Her neyse; ben bugün, beni kısa sürede tam bir Yemen (kahve) tiryakisi yapan, dolayısıyla da bir fincan kahvenin hatırını 40’tan 41 yıla, hattâ 44 yıla çıkaran sevgili Dostumun.. kulaklarını çınlatmakla.. yetiniyor; kahveyi bir başka gün değerlendirmek istiyor, sözü asıl konum olan ‘’Dünya Yaşlılar Günü’’ne getirmek istiyorum:
Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK)’in 2023 yılı verilerine göre Burdur’un nüfusu 277 bin 452; bu nüfusun 138 bin 441’i erkek, 139 bin 011’i ise kadınlardan oluşuyor. Ve 0-18 yaş grubu 58 bin 907 kişi olarak belirlenmiş ve bu gurubun toplam nüfusun 30 bin 150’si erkek, 28 bin 757 kadından oluşması…
Ve bu verilerden Burdur’da yaşlı nüfusun ciddi bir şekilde arttığı ve daha da artma eğilimi gösterdiği anlaşılıyor. Dolayısıyla da sağlık ve sosyal hizmetleri ve hayat standardları ile doğrudan alâkalı olan bu durum uzun vadede demografik değişim ve nüfusun ihtiyaçları konusunda önemli soru işaretlerini de gündeme getiriyor!
Her neyse, benim bugünkü asıl konum köylerden kentlere göç meselesi değil, hemen herkesin isteyip te yaşlanamadığı, genç ya da çocuk yaşta hayata veda etmesi idi! Yani, bugün ‘’Yaşlılar Günü’’, benim konum da konuğum da yaşlılar idi! Ancak toplumumuz her gün biraz daha yaşlanır, ülkemizin gençleri her yıl köylerden kentlere göç ettiği ve köyler yaşlılara, ihtiyarlara kaldığı için, yaşlıların günlerini kutlamak hem mantıklı hem de kolay olmuyor… Ancak, yaşlılar her nerede olurlarsa olsunlar yalnız bırakılmamalı ve hor görülmemeler… Hele hele yaşlı anne, baba, nine ve dedeler hiç yalnız bırakılmamalılar!
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in hicret arkadaşı, can yoldaşı ve sadık dostu Ebubekir (r.a) bir savaştan döndükten sonra doğruca İslâm Dinîni seçmesini-Müslüman olmasını çok istediği babası Ebû Kuhafe’nin yanına gider ve kendisini alıp doğruca Resulullah’ın yanına götürür… Yaşlanmış, saçı sakalı ağarmış ve beli bükülmüş olan adamı gören Efendimiz, her zamanki mütevazı, alçak gönüllü, hürmetkâr hâliyle “Bu ihtiyarı buraya getireceğine keşke biz ona gitseydik olmaz mıydı?’’ diyerek yaşlılara olan saygısını ortaya koymuş olan bir Peygamber!
Hâsılı; yaşlıları tabii ortamlarından ve kendilerince yaşadıkları günlük yaşantılarından uzaklaştırmak, toplumdan, bilhassa evlat ve uzak yakın akrabalarından, hele hele torunlardan uzaklaştırmak, onları yalnızlığa, terk edilmişliğe, unutulmuşluğa, dolayısıyla da mutsuzluğa iter; hattâ bazen intihara bile sevk eder! Ki, bunların yaşanmış, görülmüş ve duyulmuş örnekleri vardır! Çünkü, bahsime konu durumlar onların hem bedensel hem de zihinsel birer engelli olmalarının yolunu açar!
Ve tecrübelerle sabittir ki, onlar önce varsa kendi evlat ve torunları, uzak yakın akrabaları, sonrada konu komşuları tarafından hatırları alınır, fikirleri sorulur durumunda olan yaşlılar her bakımdan daha sağlıklı oluyor ve kendilerini güvende hissediyorlar. Dolayısıyla da yalnızlığın ve terk edilmişliğin neden olacağı sıkıntı ve bunalımlardan kurtuluyorlar…
Bazen mesleğim icabı, bazen de basın yayın organlarında bırakın başka yaşlıları, kendi öz analarını babalarını, ninelerini dedelerini ya da ablalarını, ağabeylerini döven, işkence yapan geçlere rastlar ve bunları içim kanayarak izlerim! Benim okurlarım arasında böyle birilerinin olmadığını düşünür ve onların böyle bir yanlışın içine gireceklerine ihtimal vermem… Ancak, ben yine de ve her ihtimale karşı aşağıda anlatacağım yaşanmış bir hikâyeyi sevgili okurlarımla paylaşmak isterim:
Hikâye şöyle: Yaşlı bir baba bir gün evinin dışında oğlu tarafından kıyasıya dövülür ve adam ağlayıp sızlayacağı yerde acı acı güler-gülümser! Duruma şaşan komşuları da adama bunun nedenini niçinini sorarlar… Adam da ‘Şu Mevlâ’nın garip tecellisine bakın ki, bir zamanlar ben de babamı aynı yerde ve aynı şekilde dövmüştüm…’ der! Dolayısıyla ‘dünyanın men dakka dukka dünyası, etme bulma dünyası olduğunu anlar! Ancak, genç adam, babası da anası da dünyadan göçeli çok olduğu için günahıyla baş başa kaldığını hatırlar!
Övünmek gibi olmasın ve nazar değemesin ama, ben mücrim de anama babama, hattâ biricik ablama ve 2 ağabeyime karşı ‘üf’ bile demediğim ve hiçbir büyüğüme veya yaşlıya saygı da, küçüğüme de sevgi de kusur etmediğim için olsa gerek; bu güne kadar >Allah’a (c.c) emânet< 3 oğlum ve 3 gelinimden de, 1’i kız 6 torunumdan da en küçük bir ‘üf’ kelimesi dahî duymadığım gibi, tam tersine hep sevgi ve saygı gördüm, bundan sonra da aynen devam eder inşaAllah’ diyor, herkese ‘hürmetli’ saygılar sunuyorum.
ALLAH (c.c), SİZİ GÜÇSÜZ OLARAK YARATAN
SONRA GÜÇSÜZLÜĞÜN ARDINDAN BİR GÜÇ
VEREN, SONRA GÜCÜN ARDINDAN BİR
GÜÇSÜZLÜK VE YAŞLILIK VERENDİR.
O, DİLEDİĞİNİ YARATIR. O HAKKIYLA BİLENDİR
KUDRET SAHİBİ OLANDIR… Rûm Sûresi, 30/54
SİZİ ÖNCE TOPRAKTAN, SONRA BİR NUTFE’DEN
SONRA BİR ALÂKADAN YARATAN, SONRA DA
OLGUNLUK ÇAĞINA VE NİHAYET İHTİYARLIĞA
ERİŞMENİZ İÇİN BEBEK OLARAK ÇIKARAN O’DUR.
KİMİNİZ BUNDAN ÖNCE ÖLDÜRÜLÜR; KEMİNİZ DE
AKLINIZI KULLANASINIZ DİYE, BELİRLENMİŞ BİR
VAKTE ERİŞECEK KADAR YAŞATILIR. Mû’min, 40/67
BİR GENÇ, İHTİYAR BİR KİMSEYE ‘YAŞINDAN
DOLAYI’ HÜRMET EDERSE, ALLAH DA (c.c) ONA
YAŞLILIĞINDA KENDİSİNE HÜRMET EDECEK
BİRİSİNİ HAZIRLAR! Hz. Muhammed (sav)
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Yaşlılık Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM), her sene olduğu gibi bu yıl da 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nde yaşlı çınarlarımızı yalnız bırakmadı.
Bucak Kaymakamı Can Kazım KURUCA, Dünya Yaşlılar Günü kapsamında anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Dünya Yaşlılar Günü’nü unutulmaz bir etkinlikle kutladı. Gençler ve yaşlılar, Burdur mutfağının geleneksel lezzetlerini birlikte hazırladı. Kuşaklar arası bağlar, mutfakta paylaşılan anılarla güçlendi. Etkinlik, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına olanak sağladı.
MAKÜ Yaşlılık Araştırmaları Merkezi, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü'nde Burdur'daki yalnız yaşayan yaşlıları ziyaret etti. "Yaşlanan Dünya, Yalnız Yaşlanan Burdur" projesi kapsamında toplumsal katkı sağlanıyor.
Elazığ’da ‘Dünya Yaşlılar Günü’ nedeniyle Gazi Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerine yönelik program düzenlendi.
Burdur Belediyesi Berberoğlu Huzurevi’nde, Türk Boyları Konfederasyonu Burdur Yörük Türkmen Obaları Derneği tarafından Dünya Yaşlılar Günü Eğlencesi düzenlendi.
Yorumlar (0)