
Ben mücrim, arada bir olduğu gibi geçtiğimiz haftaki ikindi namazımı da Burdur Ulu Câmii’nde kıldım ve beni cami de gören, gazeteci olduğumu da bilen cemaatten bazıları bana, caminin ses cihazlarının eskidiğinden ve işlevini yeterince yerine getiremez olduğundan yakındılar ve benden bu cihazların durumunu haber yaparak hayır sahibi kişilere duyurmamı istediler! Durumu ben de sevgili hocalarıma sordum onlar da teyit ettiler!
Hal böyle olunca, yılların câmi cemaati ve gazetecisi olarak bende haklı yakınmayı haber yapıp NNC Haber Ajansım vasıtasıyla okurlarıma duyurdum… Ancak, asıl maksatları ‘cihaz olmayıp müftü veya hoca hırpalamak, bilhassa genç ve duru beyinleri bulandırmak, Müslümanların arasına nifak sokmak, inanan insanları dinden diyanetten, dolayısıyla da cami ve cemaatten soğutmak olan’ bazı kişiler benim o haberimin üzerine bodoslama dalmışılar ve başta müftü bey olmak üzere cami hocalarına karşı seviyesiz eleştiriler yapmışlar! Ve herkes bilir ki, bahsime konu kişiler konu din diyanet veya cami ya da cemaat olduğu zaman zıvanadan çıkıp muvazenelerini kaybeder ve (şükürler olsun ki) insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan ve hayır hasenat seven kesimlerin kendilerine ve temsilcilerine verip veriştirirler! Ve aynı kişiler, bir benzerini de benim o haberim üzerine yapmışlar! O nedenle, ben de burada bir parantez açarak ve yazı başlığımın tekrarlayarak,
‘Sizin o yerden yere vurduğunuz müftüler, hacılar hocalar bir gün sizin ya da herhangi bir yakınınız veya sevdiğiniz kişi(ler) için yardım kampanyası açmak zorunda kalmazlar inşaAllah!’ derim.
Şöyle ki; benim son derece iyi niyetle yaptığım haberin üzerine yapılan kasıtlı ve olumsuz yorumları gören ya da duyan Müftümüz Ali Hayri Çelik Bey’de aşırı alınganlık göstermiş olacak ki, doğruca Ulu Câmiye gitmiş ve hocaların kendilerine ne dedi bilmiyorum ama, anladığım kadarıyla ağır eleştiriler yapıp sitemler de bulunmuş! Oysa benim o haberimin içinde ne Müftü Bey’ in, ne cami hocalarının isimleri ve fotoğrafları veya beyanları vardı! Çünkü ben yılların verdiği bir tecrübeyle haberin içine hocaları katmamış, cemaatten birinin fotoğrafını koymuş ve haberim de vatandaşların dilek ve temennilerine yer vermiştim… Ancak, benim gayet tabii ve iyi niyetli haberim nedeniyle Kendisini ve cami görevlilerini eleştiren kişilere hiddetlenen Müftü Hocam; haberin sahibi olarak beni muhatap alması ve bir yanlışlık varsa beni eleştirmesi gerekirken, gece vakti Haber Ajansımın sahibini aramış. Ajans sahibi de beni aradı ve Müftü Bey’e gerekli açıklamayı yaptığını ve beni de haberimi de savunduğunu söyledi...
Herkesin mâlûmu olduğu üzere, câmilerimizin, mescidlerimizin ve Kur’an Kurslarımızın tamamına yakını, İmam Hatip Liselerimizin de (İHL) büyük bir kısmı hayır sahibi vatandaşlarca yaptırıldığı gibi, buraların tefrişatları, tamir ve tadilatları da cârî giderleri de yıllardır hayırsever vatandaşlarımızca karşılanır ki, karşılanmaya da devam ediliyor!
Allah’ın (c.c) evleri olarak kabul edilen bu güzîde ve kutsal mâbetler için, Diyanet İşleri Başkanları başta olmak üzere tüm müftüler, vaiz ve vaizeler, imam hatip ve müezzin kayyımlar cami cemaatlerine, hattâ namaz da gözü, ezan da kulağı olmasa bile inancı olan hayır sahiplerine kürsülerden ve minberlerden seslenerek yardım talebinde bulunurlar. Ben de sırf câmi cemaati olan ya da sadece Burdur’da yaşayan hayır hasenat sahiplerinin değil; il, hattâ il dışında yaşayan hayır severleri hayra teşvik etmek maksadıyla bir haber yapmıştım ki, cihazın durumu tüm cami cemaatince ve hocalarca malum idi! Kaldı ki, bu konu da hocalar caminin bir bilinmeyenini bana veya okurlarıma vermedikleri gibi, ben de caminin bir sırrını ifşa etmiş değilim! Amma velâkin, Müftü Bey her nedense din-diyanet ve hoca karşıtlarına gereğinden fazla değer vermiş olmalı ki, haberin sahibini değil, Ajansın sahibini ve Ulu Cami de görevli hocaları eleştirmiş…
Şunu da hatırlatmakta fayda var:
Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan, dolayısıyla hayır sahiplerinin herhangi bir katkısı olmadığı-olamadığı için Burdur Merkezdeki Hecindede ve Sadenzâde Camilerinin tamir ve tâdilatları yallardır bitirilemedi. Ve bazı vatandaşlar bunu bilmedikleri için Müftülüğü ya da Diyanet İşleri Başkanlığını suçlarken, bilenler de ‘bu câmilerin tamirat veya tâdilât işi keşke hayır sahihlerine bırakılsaydı ve bu camiler bu kadar kapalı kalmasaydı…’ diye hayıflanıyorlar!
Günümüz de insanların geneli ‘lütfen’ demeyi, özür dilemeyi ve teşekkür etmeyi unuttukları gibi, sevgili hocalarımızda bu rüzgârdan etkilenmiş olacaklar ki, kendilerini veya kurumlarını savunduğum birçok yazıma en küçük bir teşekkür dahi etmiyorlar! Ki ben mücrim, meslek hayatım da Diyanet Teşkilatı’nın ve din görevlilerinin aleyhine bir haber veya yorum yapmadığım gibi, yapmak isteyen meslektaşlarımı dahî uyarmışımdır ve uyarılarımın birçoğu da dikkâte alınmıştır! Ve benim bu hassasiyetimi bilen ve yazılarımı okuyan önceki müftülerimiz veya yardımcıları bana olan teşekkürlerini bir şekilde iletirler, dolayısıyla da kendilerini veya kurumlarını savunduğum için gördüğüm hakaretleri biraz olsun unuttururlardı! Fakat, yukarıda da ifade etmeye çalıştığım ve son zamanlarda böyle bir nezaketle karşılaşmadığım gibi, tam tersine sitem görmem beni oldukça üzdü! O nedenle sevgili okurlarıma, ben ‘Din gönüllülerinin değil ama din ve Diyanet görevlileri hakkındaki haber ve yorumlarıma bir müddet ara vermek istediğimi belirtiyor, herkese saygılar sunuyorum.
ALLAH’IN (c.c) MESCİDLERİNİ ANCAK ALLAH’A VE ÂHİRET GÜNÜNE İNANAN, NAMAZI DOSDOĞRU KILAN, ZEKÂTI VEREN VE SÂDECE ALLAH’TAN KORKAN KİMSELER ‘GERÇEK MÂNÂDA’ ÎMAN EDEBİLİRLER. DOĞRU YOLA ERMİŞ OLMALARI UMULANLAR İŞTE BUNLARDIR! Tevbe Sûresi, âyet 18
MÜNÂFIKLARDAN BİR GRUP, İSLÂM VE MÜSLÜMANLAR ALEYHİNDE ZARARLI FAALİYETLER YAPMAK, KÂFİRLERİ DESTEKLEMEK, MÛ’MİNLERİN ARASINA NİFAK-AYRILIK SOKMAK VE DAHA ÖNCE ALLAH (c.c) VE RESÛLÜNE KARŞI SAVAŞMIŞ OLANLARIN GELİP KENDİLERİNE KATILMAK MAKSADIYLA BİR MESCİT YAPTILAR. ÜSTELİK BUNLAR; ‘BİZ BU MESCİDİ YAPARKEN İYİLİKTEN BAŞKA BİR ŞEY DÜŞÜNMEDİK’ DİYE YEMİN DE ETTİLER. ALLAH ŞAHİTTİR Kİ, ONLAR KESİNLİKLE YALANCIDIRLAR. Tevbe Sûrisi, âyet 107
MÛ’MİNLER, BOŞ VE FAYDASIZ ŞEYLERDEN YÜZ ÇEVİRİRLER. Mû’minin Sûresi, âyet 3
MESCİDLER ALLAH’IN (c.c) YERYÜZÜNDEKİ EVLERİDİR. GÖKTEKİ YILDIZLARIN YERYÜZÜNÜ AYDINLATTIKLARI GİBİ, ONLAR DA GÖK EHLİNİ AYDILATIRLAR…
BEN YERYÜZÜ HALKINA AZAP ETMEYİ MURAT ETTİĞİMDE MESCİTLERİ İNŞÂ, TEFRİŞ, TÂMİR VE TENVİR EDENLERİ, BENİM RIZAM İÇİN BİRBİRİNİ SEVENLERİ VE SEHER VAKİTLERİNDE İSTİĞFAR EDENLERİ GÖRÜNCE ONLARA AZAP ETMEKTEN VAZGEÇERİM…
ZANDAN SAKININ. ÇÜNKÜ ZAN SÖZLERİN EN YALAN OLANIDIR! 3 ayrı Hadis-i Şerif.
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle kenevir üretim izinleri yeniden düzenlenirken, Antalya’nın da aralarında bulunduğu 21 il üretim havzasına dahil edildi. Karar kapsamında lif, tohum ve sap üretimi kontrollü olarak yapılabilecek; tıbbi kenevir ise yüksek güvenlikli tesislerde sınırlandırılacak.
Tokat’ta düzenlenen Türkiye Büyükler Halter Şampiyonası’nda podyuma çıkan MAKÜ öğrencisi Fatmagül Çevik, hem altın madalyanın sahibi oldu hem de yeni Türkiye rekoruna imza attı.
MHP Burdur İl Başkanı Mustafa Gün, Bucak ilçesine bağlı Çamlık ve Elsazı köylerini ziyaret ederek muhtarların ve vatandaşların taleplerini yerinde inceledi. Ziyaretlerde köylerin ihtiyaçları raporlanırken, çözüm noktasında girişimlerin başlatılacağı vurgulandı.
Antalya-Isparta karayolunda meydana gelen zincirleme trafik kazalarının ardından yaşanan heyelan, ulaşımı tamamen durdurdu. Bölgeye sevk edilen ekipler güvenlik ve çalışmaları gerçekleştiriyor.
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilen hastaların Neziha Kutlu (49), Abdou Nazıro Gnınkouguı (24), Firdevs Sarı (4), Sedef Sarı (27) ile Yavuz Selim Yiğit (21) olduğu kaydedildi.
Isparta-Antalya karayolunda, Antalya il sınırına yaklaşık 1 kilometre kala meydana gelen heyelan nedeniyle dev kayalar yola düştü.
Yorumlar (0)