
Düzenli okuyucularımın bilecekleri veya hatırlayacakları gibi, 12-18 Aralık tarihleri arasında ve her yıl kutlanmakta olan ‘’Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” nı ben de kutlamış ve 12 Aralık tarihli yazıma, “Önemli Olan Haftaları Kutlamak Değil, Ruhuna Uygun Davranmak” başlığı vermiştim!
Bugün de yine aynı tarihler arasında, yâni, 12-18 Aralık tarihleri arasında kutlanmakta ve yarın sona erecek olan ‘’Yoksullarla Dayanışma Haftası’’ hakkında da aynı düşündüğümü hatırlatmak, nedenini niçinini de aşağı da değerlendirmek, buna başlamadan önce de İslâm’a göre yoksulun kısa bir tarifini yapmak istiyorum:
İslâm’a göre ‘yoksul veya fakir’, aslî-asıl ihtiyaçları dışında, zekât nisâbı kadar mala mülke mâlik-sahip olmayan veya nisaptan daha fazla mala sahip olduğu halde, bunlar ihtiyaçlarını karşılamayan-yeterli olmayan kimsedir! Ve Ülkemizdeki yoksul veya fakir nüfusunu veya oranını bilmiyorum, ama sayılarının az ve oranlarının hiç de düşük olmadığını biliyorum. Ve bilmeyen ya da unutan sevgili okurlarım için, cennet misali Ülkemiz de ve sadece 12-18 Aralık tarihleri arasında kutlanmakta olan ‘Yoksullarla Dayanışma Haftası’nı hatırlatmak ve yoksullarla aslında yılda bir değil, 52 hafta, yâni 365 gün yanlarında olunması gereken bir hafta olduğunu düşünüyorum… Amma velâkin, büyük bir ihtimalle ve birçok önemli günü, haftayı, ayı ve yılı olduğu gibi, bu haftayı da beylik lâflarla veya sembolik programlarla geçiştirdik ya da geçiştireceğiz!’ diye üzülüyorum!
Ve 18 Aralık Perşembe günü, yâni, yarın vuslatının 752. Gününde kendisini rahmetle anacak olduğumuz Hz. Mevlânâ, ‘’Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, malına mülküne güvenme bir kıvılcım yeter… Rabb’ine güven ‘’O” her şeye yeter!’’ diyor, ne de güzel söylüyor!
Ben mücrim de ‘bugünün varlıklılarının-zenginlerinin yarının yoksulları-fakirleri olma ihtimalleri olduğu gibi, bugünün fakirlerinin-yoksullarının yarının zenginleri-varlıklıları olma ihtimalleri de vardır!’ diye düşünüyorum… Ayrıca, doğru mudur değil midir bilmiyorum ama, atalarımız ‘’Bir servet veya zenginlik en çok üç nesil devam eder, üç nesil sonda el değiştirir…’’ derler!
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) bir gün Ashabına “Müflis kimdir bilir misiniz?’’ diye bir soru yöneltir… Ashap tan bazıları da ‘Müflis malı mülkü olmayan kimsedir efendim…’ derler. Bunun üzerine de Efendimiz ‘’Asıl müflis, kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekât ile gelir. Ancak, o esna da ona buna sövmüş, falancaya zina iftirası atmış, filancanın malını yemiş, şunun bunun kanını akıtmış gibi günâhlarla gelecek! Sonra (yaptıklarının hesabını vermek için) oturacak; kısas olacak ve haksızlığa uğrayanlar, onun sevaplarından alınacak, alacaklıya yüklenecek ve o kişi ateşe atılacaktır…” buyurmuş… Yani, sevgili Peygamberimiz, ‘kimsenin yaptığı yanına kâr kalmayacak!’ demiş:
Demem o ki, bu dünyada maddî yoksulluk veya mânevî fakirlik istenmeyen bir şey olsa da asıl öte dünyadaki yoksulluk ve fakirlik çok daha önemli… Çünkü, Peygamber Efendimiz (sav)’in buyurduğu gibi, öte dünyada boynuzsuz koyun boynuzlu koyundan hakkını alacak; dolayısıyla da kimsenin hakkı kimsede kalmayacak… O nedenle, bu dünya da bazı hakların ödenmesi, yani alacaklılar veya muhataplar ile anlaşması ve helalleşmesi mümkün iken; öte dünya da kısasa kısas uygulanacak ve bazı kısasların insanı cehenneme, bazılarının ise cennete götürme ihtimâlleri olacak! Onun için, hemen herkesin, ama genelde yoksulların, fakir fukaraların hak ve hukuklarını çiğnemediğimiz gibi, kendilerini ve bilhassa dul, yetim ve öksüzlerini ‘maddi manevi bakımdan’ desteklememiz biz inananların şiarları olmalı! Ve bugünün zenginleri yarının fakirleri, bugünün fakirleri de yarının zenginleri olma ihtimali olabileceği hiç aklımızdan çıkmamalı!
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; yoksulluğun ölçüsü her devre ve ülkeye göre değişir ki, bugün ülkemizde Sahâbi dönemine göre fakir ya da yoksul kişi yoktur herhalde! Ancak, günümüz şartlarında oldukça yoksul birey ve aile olduğu inkâr edilemez bir gerçektir! O nedenle, ben ‘yoksullarla veya fakir fukaralarla ya da muhtaç durumda olan birey ve ailelerle yılda bir hafta değil, 52 hafta bir beraber olunmalı; dolayısıyla da hem iç barış sağlanmalı hem de Cenab-ı Hakk’ın rızasına nâil olunmalı!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
SABAH AKŞAM RABB’İNE DUA EDEREK
O’NUN RIZASINI KAZANMAYA ÇALIŞANLARLA
BERABER SIKINTILARA KARŞI DAYAN…
Kehf Sûresi, âyet 18
DÎNİ YALAN SAYAN KİMSEYİ GÖRDÜN MÜ?
İŞTE O, ÖKSÜZÜ İNCİTİR, YOKSULU DOYURMAK
İÇİN ÖN AYAK OLMAZ! Mâun Sûresi, âyet 107
++++++++++++++++++++++++++++++++++++
GÜVENME GÜZEL OLSAN DA
GÜN GELİR TARUMAR OLUR
GÜL DALINDA KALSA DA
BAHAR BİTER SARARIR KURUR
SEVDA KALBE DÜŞMÜŞSE
ATEŞİ YAKAR KOR OLUR
O YAR SANA KÜSMÜŞSE
AŞKIN GÖZÜ KÖR OLUR!
Güven Aktürk
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne göre, yoksulluk oranı farklı gelir eşiklerinde düşüş gösterdi. Medyan gelirin yüzde 50’si baz alındığında yoksulluk oranı yüzde 13’e gerilerken, maddi ve sosyal yoksunlukta da azalma kaydedildi.
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde bölücü terör örgütü mensuplarınca kullanılan mağarada arama tarama faaliyeti sırasında metan gazından etkilenen Piyade Uzman Onbaşı Ahmet Can Yoksul’u evinde ziyaret etti.
TÜİK 2023 yoksulluk verilerini yayımladı. Yoksulluk oranı yüzde 13,5’e indi. Maddi ve sosyal yoksunluk azaldı, ancak ekonomik sorunlar sürüyor. Ayrıntılar burada!
TÜİK'in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçları açıklandı. En yoksul şehirler Kastamonu, Çankırı ve Sinop olarak belirlendi. Detaylar burada!
Asgari ücreti geçen açlık sınırı 8 bin 864 TL olurken, yoksulluk sınırı ise 28 bin 875 TL oldu.
Okullar Açılırken... SUSMAYAN EZAN İNMEYEN BAYRAK, OKULU YIKILMIŞ YOKSUL BİR MERAK.. Bir çocuğun okuldan dönüş anı kendisine gün boyu vaaz edilen ödünsüz devlet terbiyesinin sıkıcı ezberlerinden soluklanma ve yük haline getirilmiş süreçten arınma duygusudur.
Yorumlar (0)