
İlgilenenlerin veya ilgililerin bildikle gibi, ismi var kendisi keenlemyekün, yani ‘yok hükmünde olan’ Bir)leşmiş (M)illetler (T)eşkilâtı, 1992 yılında yaptığı bir toplantı da, bir çok sözde günü veya tarihi olduğu gibi, yoksulları, açlık ve şiddet mağdurlarını anmak-anlamak ve mağduriyetlerini (gidermek için değil) sadece KONUŞMAK İÇİN, 17 Ekim tarihini de ‘’Dünya Yoksullukla Mücâdele Günü” olarak kabul etmiş ve bunu dünyaya deklare etmiş-duyurmuştu! O nedenle ben önce yoksulluğun kısa bir tarifini yapmak, sonra da bugün hakkındaki görüş ve düşüncelerime geçmek istiyorum:
Araştırmacılar, yoksulluğu veya fakirliği, ‘günlük temel ihtiyaçlarının tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olmama-olamama durumudur…’ şeklinde tarif ettikleri gibi, yoksulluğu da 6 başlık altında toplamış ve ‘bunlar, mutlak yoksulluk-göreliyoksulluk, gelir yoksulluğu-insanî yoksulluk, objektif yoksulluk-subjektif yoksulluk, kırsal yoksulluk-kentsel yoksulluk, geçici yoksulluk-geçici-kronik yoksulluk ve benzerleri’ demişler! Ancak, ben yoksulluğun bir başka ve en objektif, en gerçek târifini, değerlendirmesini ve yorumunu yapmak istiyorum:
Nedenine niçinine gelince; dönemimizi sahabe dönemi ile bir kıyasını yapacak olsak, ülkemiz de yoksul veya fakir insan sayısı ‘yok’ denecek kadar azdır… Ancak bunun böyle olduğunu bilen kişi sayısı da kabul eden kişi sayısı da azdır! Ama her şeyi bulunduğu dönemin, ülkenin, ilin veya bölgenin şartlarına göre değerlendirmek gerekir… O nedenle ben de öyle yapacağım inşaAllah…
Şöyle ki; günümüz de yoksulluk az gelişmiş ya da hiç gelişememiş veya yer altı ve yer üstü zenginlikleri Siyonist, emperyalist, kapitalist, materyalist devletler ve vampir milletler veya kan emici zenginler tarafından semirilen, sömürülen Afrika ülkelerinde yoksul insan sayısı oldukça fazla olduğu gibi gıdasızlık veya açlıktan susuzluktan ölen veya ölümle pençeleşen büyükler, küçükler ve bebeklerin sayıları hiç te az değil maalesef!
En son verilere göre şöyle ya da böyle bir şekilde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde obez insan sayısının oranı yüzde 20’lerde, ülkemiz de ise bu oran 17’lerde seyrediyormuş ve bu durum böyle giderse, 2050’li yılarda dünyadaki obez insan sayısı yüzde 40-50’leri bulacakmış! Bu da günümüzde her 5 kişiden 1’inin obez, yani şişman veya şişko, 25 ya da 50 yıl sonra da insanların neredeyse yarısının şişman-şişko-göbekli, diğer yarısının ise sıska olacağı anlamına gelir!
Peki, savaş, kuraklık-kıtlık, sel, deprem, yangın ve benzer âfetlerden etkilenen ülkeler de insanlar bir dilim ekmeğe ve bir bardak suya muhtaç ve bir deri bir kemik kalmış iken o insanların günâhlarını kim nasıl ödeyecek?
Demem o ki; bugün, yani 17 Ekim tarihi ‘’Dünya Yoksullukla Mücadele Günü”. Benim tespit veya görüşüme göre Ülkemiz de ve günümüzde yoksulluktan veya fakirlikten ya da açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan veya bakımsızlıktan ölen kişi sayısı ‘yok’ denecek kadar azdır! Amma velâkin, yılda bir gün bile olsa yoksulların düşünülmediği, kollanıp gözetilmediği, dolayısıyla da ölümle veya çeşitli hastalıklarla pençeleştiği Afrika ve benzer ülkelerde; meselâ, Filistin ve Gazze’de şehid edilen veya gâzî yapılan asker, sivil kişi ve bilhassa çocuk sayısı hesabı bile yapılamayacak kadar fazla maalesef! Amma bu şekilde ölen kişiler, 17 Ekim’i ‘’Yoksullukla Mücadele Günü’’ “ilân eden BM T)eşkilâtı’’ yetkililerinin veya üyelerinin dahî umurunda değiller!
Ve gerisi neyse ne amma, küresel ısınma ve ozon tabakasının delinmesi gibi nedenlerden dolayı dünyanın bazı ülkelerine normalden kat be kat fazla kar ve yağmur yağar ve bu yağışlar yağdığı bölgeleri tehdit ederken, Cennet misâli Türkiye’miz dahil bir çok ülkede de yıllardır kuraklık yaşanıyor ve bu kuraklık toprak mahsullerindeki rekolteyi ve kaliteyi ciddi bir şekilde, hattâ korkutucu boyutta düşürdüğü gibi, kullanma, hattâ içme sularımızı bile kurutma-yok etme noktasına getirdi maalesef! Ve bu böyle giderse ki, inşaAllah gitmez, Ülkemiz ve bölgemizde ciddi bir kıtlık, dolayısıyla da açlık susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olur! Hele hele bir de 3. Bir dünya savaşı çıkarsa eğer, (inşaAllah o da olmaz) konvansiyonel savaşların nerede nasıl duracağı belli olmadığı-olmayacağı gibi, NBC-nükleer, biyolojik veya kimyasal silâhların kullanılmaya başlaması dünyayı cehenneme çevirmesi de kuvvetli ihtimâldir!!! Ve bu ve buna benzer savaşlar, 7’den 77’ye herkesi yoksullaştırır-fakirleştirir. Yani, Nükleer silâhların kullanıldığı dünya da bugünün zenginleri ve obezleri durumunda olan insanların tamamı yarının fakirleri-yoksulları veya muhtaçları durumuna düşebilirler… O nedenle insanlar yoksulları şimdiden düşünmeye, kendilerini yoksulların yerine koymaya, yani empati yapmaya başlamalılar! Ve ‘Yoksullukla Mücadele Günü’nde olsun yoksulları korusun, düşünsün ve kollayıp gözetsinler…’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
FAKİR İNSANLAR, CENNETE ZENGİNLERDEN
BEŞYÜZ YIL ÖNCE GİRECEKLERDİR!
Hz. Muhammed (sav)
HASİSLE FAKİR BİRBİRİNE BENZER; İKİSİ DE
HAYATLARINI MAHRUMİYET İÇİNDE GEÇİRİR…
Ve BİLGİ KADAR ZENGİNLİK, CEHÂLET KADAR
YOKSULLUK YOKTUR! Hz. Ali (r.a)
ALLAH (c.c) BAŞKASINA ACIMAYANA ACIMAZ,
AFFETMEYENİ AFFETMEZ, ÖZÜR KABUL
ETMEYENİN ÖZRÜNÜ KABUL ETMEZ! Hz. Ömer (r.a)
EĞER BİR İNSAN ÇOK-GEREĞİNDEN FAZLA ‘ŞEY’E
İHTİYAÇ DUYUYORSA, BU ‘BÜYÜK BİR’
YOKSULLUĞUN GÖSTERGESİDİR! Erich Scheurmann
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne göre, yoksulluk oranı farklı gelir eşiklerinde düşüş gösterdi. Medyan gelirin yüzde 50’si baz alındığında yoksulluk oranı yüzde 13’e gerilerken, maddi ve sosyal yoksunlukta da azalma kaydedildi.
TÜİK 2023 yoksulluk verilerini yayımladı. Yoksulluk oranı yüzde 13,5’e indi. Maddi ve sosyal yoksunluk azaldı, ancak ekonomik sorunlar sürüyor. Ayrıntılar burada!
Asgari ücreti geçen açlık sınırı 8 bin 864 TL olurken, yoksulluk sınırı ise 28 bin 875 TL oldu.
Konya’nın Beyşehir ilçesinde belediyeye ait halk ekmek büfelerinde fiyat indirimi kararı alındı. Fırın ve marketlerde 10 liradan satılan 200 gram ekmek, Ramazan ayı boyunca vatandaşlara 6 liradan ulaştırılacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yarın toplanacak Kabine, Ankara'nın Washington ve Tahran hattındaki arabuluculuk trafiğini ve Suriye'deki yeni denklemi masaya yatıracak. Toplantıda ekonomideki yol haritası ile "Terörsüz Türkiye" sürecindeki son aşama da ayrıntılarıyla ele alınacak.
Cumhuriyet tarihinin en büyük konut projesinde kura süreci hız kesmeden devam ederken, bugüne kadar 144 binden fazla vatandaş ev sahibi olma hakkı kazandı. Yeni haftada 10 ilde daha noter huzurunda çekilişler yapılarak 36 bin 458 konutun mülkiyeti belirlenecek.
Yorumlar (0)