
Seçime bir hafta kala AKP kanadının stratejisinin, Ekrem İmamoğlu’nu itibarsızlaştırmak üzerine kurgulandığı iyice açığa çıktı.
Çünkü Ekrem İmamoğlu kendisine saldırılar ve “Pontus, Yunan” gibi iğrenç iftiralara rağmen kullandığı pozitif dili bozmayan, herkesi kucaklayıcı tavrını değiştirmeyen bir üslup ortaya koymaktaydı.
Bu tavrın aldığı oylara yansıdığı, İmamoğlu’nun CHP’yi aşan bir marka haline geldiğini gören AKP son haftalarda şu tezi işlemeye çalıştı: “İmamoğlu esasen bu değil, bakın şimdi maskesi düştü, gerçek yüzünü gösterdi.”
“Gerçek yüzünü gösterdi” dedikleri konuların başında “Ordu Valisine it dedi” iddiası geliyor. İmamoğlu her ne kadar “it demedim, basit dedim” dese de bu iddia sürdürüldü.
Ortaya çıkan videoda İmamoğlu’nun ağzı görülmüyordu. Videoda teknik bir montaj hilesi yapıldığı, “basit” kelimesinin ilk kısmının sönümlendirilip, ikinci kısmının kuvvetlendirildiği açıklandı. Zaten olay adli inceleme sonucu ortaya çıkabilir ama bir dava açılmış değil. Açılsa bile siyasi malzeme olarak kullanmak için yargı sürecini bekleyemezler.
Kaldı ki, bu kaba kelimeyi sarf etmiş olsa, bunu ahlaki bir zafiyet olarak gösterenlerin geçmişine bakmak gerekir.
Biz bunların “başörtülü bacıma işediler, elimizde kaset var” sözünün yalan olduğu anlaşıldığı zaman, söyleyenlerin özür dilediğine, bir tepki gösterdiklerine şahit olmadık.
Devlet Bahçeli’nin Erdoğan hakkında söylediklerinden bir demet sunalım: “Sayın Erdoğan aklı ile arasını açmış, klinik bir vakıa haline gelmiştir.” / “Senin yaptıklarına ancak İblis teşebbüs edecektir. Erdoğan ya kandil yetiştirmesidir, ya da Türk düşmanıdır.” / “Alçaksın ve şerefsizsin.” / “sen nasıl bir insansın?” / “”Sende şeref ve mertlik işportaya düşmüş, hurdaya çıkmış” gibi yazımızın içinde anmaktan hicap duyduğumuz ifadeleri hatırlarımızdadır.
Tayyip Erdoğan’ın Bahçeli için kullandığı benzer ifadeler de az değil. “Devlet Bahçeli’nin acınacak bir hali var. Bir araya ikili geldiğinizde melek yüzlü zannedersiniz. Sen zaten ….. özürlüsün!” / “Sen önce bu milletin edebinden nasipleneceksin, bu milletin adabını öğreneceksin. Sen haddini bileceksin.” / “Ey Bahçeli bunları ispat edemezsen alçaksın, adisin… Namertsin” / “Bahçeli aile nedir bilmez. Onun öyle bir derdi yok. Çoluk nedir çocuk nedir bilmez.” / “Ağzından salyalar akıyor.”
Tayyip Erdoğan kendi partisinin yetkililerinin İmamoğlu ve Trabzonluları “Yunan, Pontus” olarak niteleyen beyanları için özür dilemiş midir?
“Ananı da al git” ifadesi ile “vatandaşı tekme ile dövmek” gibi filleri ve benzerlerini yazmaya lüzum yok.
Ekrem İmamoğlu Vali’ye böyle bir hakarette bulunmuşsa eğer, herhalde bu ifadelerin yanında çok hafif kalır. Şimdi bu sözleri ettiğinden şüphe olmayan zat-ı muhteremler ve yandaşları, İmamoğlu’nun ispatlanamamış bir sözü üzerinden ahlak ve etik kurallarından bahsediyor.
“İmamoğlu Validen özür dilemezse, seçimi kazansa bile o makama oturamaz” diye hüküm veriyor.
Elbette ispatlanırsa İmamoğlu bu sözü ettiği ve daha da önemlisi inkâr ettiği için özür dilemelidir.
Ama ilk özürleri, örneklerini verdiğimiz ve canlı yayınlarda izlediğimiz, çirkin sözler ve yalanlar için beklersek herhalde haksız sayılmayız.
***************************************
Pazar günü iki adayın katılımıyla yapılan TV açık oturumundan AKP beklediğini bulamadı.
Şimdi programın moderatörü İsmail Küçükkaya’nın program öncesi her iki adayın danışmanlarıyla programın formatını konuştuğu toplantılar yaptığı, ortaya çıktı. İmamoğlu’nun danışmanlarıyla görüşürken de 3-5 dakika İmamoğlu ile de görüştüğü de anlaşılınca, bunu fırsata dönüştürmek istediler.
Binali Yıldırım, “Bu gayri ahlaki bir durumdur. Burada açıkça bir eşitsizlik vardır. Eşitsizliğin ötesinde de burada bir gayrimeşru durum vardır” dedi. Karşı taraf üzerinde şaibe şüphesi oluşturmak istedi. Oysaki bu görüşmeden Binali Yıldırım’ın danışmanı hemen haberdar olduklarını söyledi. Program öncesi bu konuda itiraz veya çekince ortaya konulmadı.
Üstelik programı hepimiz izledik, sürpriz bir soru hiç olmadı. Hangimiz 50 soru hazırlasak programda sorulan 20 soru içinde olurdu.
Hatta moderatör adayların birbirine birer soru sormasını istediğinde, İmamoğlu’nun soracağı soruyu bulmak için biraz düşündüğü görüldü. Yıldırım ise oldukça hazırlıklı tarzda soru sordu.
***
Binali Yıldırım’ın “eşitsizlik var” tepkisini duyunca acı bir gülümseme kapladı yüzümü. Eşitlik isteyen Yıldırım’ın 31 Mart öncesi TV kanallarını ne kadar adaletsizce kullandığını, yandaş kanalların İmamoğlu’na ambargo uyguladığını hatırladım.
Yıldırım’dan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın kendine destek vermek için devlet imkanları ile onlarca TV kanallarından günde üç dört defa canlı yayınlar kesilerek yaptığı propagandaların eşitsizlik yarattığına dair bir sözünü duymadık.
Yandaş kanallara çıkan İmamoğlu’na karşı Ahmet Hakan, Nagehan Alçı, Turgay Güler, Okan Müderrisoğlu gibi kişilerin saygısız ve saldırgan tavırlarının kendisine hiç gösterilmediğini aklına bile getirmedi.
Ama biz bunları da, Belediye Başkanı adayı olduğunda Binali Yıldırım’ın uzun süre TBMM başkanlığından istifa etmek istemediğini de unutmadık.
Adaletsizlik ve eşitsizliği en koyu şekilde uyguladıktan sonra “mağdur” rolünü oynamak ne kadar ahlaki bir davranıştır?
Gerçi AKP’nin fetvacıları “harpte hile mubahtır” diyerek bu tür davranışları meşrulaştırıyorlar.
Binali Yıldırım çok tecrübeli bir siyasetçidir. Siyasilerin kullandığı kavramların kimi ve neyi hatırlattığının çok önemli olduğunu iyi bilir.
“Adaletsiz, eşitliksiz, gayrimeşru işler, çaldılar” gibi kavramları kullananlar özellikle çok daha fazla dikkatli olmalıdır.
2026
Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı
ANKARA- Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasının yer aldığı ve Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel tarafından basım aşamasında hakkında “toplatma kararı” alındığı açıklanan “Millet Şahidimdir” adlı kitapla ilgili açıklama yaptı.
Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 17 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. İmamoğlu, mesajında Türkiye'nin geleceğine ilişkin yeni bir siyasi yürüyüş çağrısı yaptı.
Tutuklu bulunan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla TBMM gündemindeki “çerçeve yasa” tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu, paylaşımında YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in siyaset çizgisine ve yürüttüğü mücadeleye destek verdiğini belirtti.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinde düzenlenen "500 Gündür Süren Hukuksuzluğa Karşı Adalet İçin Yürüyoruz" programına katıldı. Beylikdüzü Belediyesi önünden binlerce kişinin katılımıyla Yaşam Vadisi'ne yürüyen Özel, burada yaptığı konuşmada, 19 Mart'ta yaşanan sürecin üzerinden 500 gün geçtiğini belirterek iktidara yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Komiser, yargılama sürecinde yaşanan gelişmelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan temel haklar bakımından yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti.
Toplantıda konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, önceki gün görülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında yaşananları eleştirerek, eşi Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkının engellendiğini savundu.
Yorumlar (0)