
DİNDE ŞEKLİN ÖZÜ TÜKETMESİ
"Dinler yasaklar üzerine kurulur, ancak dindarlar tarafından ritüellerle tüketilir."
Bu sözü İlahiyatçı-yazar Ayşe Sucu’nun sosyal medya paylaşımından aldım. Ayşe Sucu dinler tarihinin belki de en derin ancak üzerinde en az konuşulan trajedisini bu tek cümleye sığdırmış.
Ritüel inancın şekilsel ve kurallaşmış uygulamalarıdır.
Önce "ibadet" ile "ritüel" ayrımını netleştirmemiz gerekiyor. Bizler genellikle ibadet denilince namaz, oruç, zekât, hac, kurban kesme gibi eylemleri anlarız. Oysa Kur'an bunları "nüsuk" (ritüel/şekilsel uygulamalar) kategorisinde değerlendirir.
İslam, birtakım ritüeller toplamından ibaret bir din değildir; aksine hayatın tamamını ibadetleştiren bir dindir.
Gerçek manada ibadet; tüccarın dürüstlüğüdür, işini kaliteli yapmaktır (salih amel), zalim idareciler karşısında hakkı söylemektir. Bugün inancı şekle hapsedenler, ibadeti ahirette köşk veya huri kazanmak için yapılan bir "tüccar hesabına" ya da psikolojik bir meditasyon seansına indirgemiştir.
Oysa mazlumların ahı göğü inletirken bir köşede doksan dokuzluk tespih çekmek, haksızlığa karşı dilsiz şeytan olup "pasif ve miskin" bir itaatkâr vatandaşa dönüşmek ibadet değildir.
İbadet bir duruştur; haksızlığa, yolsuzluğa ve yoksulluğa isyan etmek, kölelikten özgür insan olmaya yükselmektir.
Ancak insan psikolojisi, zor olan bu "ilkeli duruşu" değil, egoyu okşayan şeklî ritüelleri (nüsuk) sever. Çünkü içinizde büyütmediğiniz kibri, rüşvete uzatmadığınız eli veya devletlüler karşısında eğmediğiniz başı kimse alkışlamaz. Oysa görünür ritüeller kişiye anında belli kesimlerde bir itibar kazandırır.
Asıl amacı insanı yalandan, kul hakkından ve kibrinden koruyacak birer "manevi kalkan" olmak olan ritüeller; zamanla işlenen günahların, liyakatsizliğin ve çiğnenen adaletin, kul haklarının üzerini örten birer örtüye dönüşür.
**********************************
AKIL VE AHLAKI KOVUP NASIL ŞEKLE TESLİM OLDUK?
Türk toplumu olarak dinin ruhunu ve evrensel ahlakı bir kenara bırakıp, bu kadar "şekilci ve ritüel odaklı" bir din anlayışına nasıl evrildik?
Aslında bizim inanç genetiğimizde din, asla salt şekilsel bir ritüeller bütünü değildi. Bizler; İmam Maturidi’nin aklı ve sorgulamayı daha çok merkeze alan, İmam-ı Azam’ın kuralların sadece lafzına (harfine) değil, amacına (gayesine) odaklanan o muazzam felsefesiyle yoğrulmuştuk. Bizim kurucu medeniyetimizde akıl, vahyi anlamanın anahtarıydı; din ise şekil değil, ahlak, adalet ve vicdan demekti.
"Amel (ritüel), imanın şartı değildir" diyen o engin hoşgörü, toplumsal barışımızın çimentosuydu.
Fakat tarihimizde yaşadığımız o büyük eksen kaymasıyla; aklı, felsefeyi ve kuralların ardındaki asıl gayeyi (maksadı) arayan bu zihniyet, yerini nakilci ve şekilci bir anlayışa bıraktı. Resmi inancımız "Hanefi" kalsa da medreselerimiz ve zihniyetimiz zamanla aklın rolünü Maturidilik kadar geniş yorumlamayan Eş’ari ve aklı dışlayan, sadece ezbere ve şekle odaklanan Selefi kalıpların içinde eridi.
Dinin özündeki felsefe, ahlak ve akıl buharlaşınca; geriye sadece kuralların dış kabuğu, yani "ruhsuz ritüeller" kaldı.
İşte "dışı Hanefi ama içi Eş'ari veya Selefi" olan bu zihniyet, ahlakı değil şekli kutsayan bugünkü yozlaşmanın tarihi tohumlarını attı.
**********************************
VİCDANI SUSTURMANIN BİLİMSEL AÇIKLAMASI (BİLİŞSEL ÇELİŞKİ)
Aklını ve ahlaki pusulasını kaybedip ritüellere tutunan zihniyet psikolojideki "Bilişsel Çelişki" kuramıyla açıklanabilir.
“Zihnimiz, inandığı değerler ile eylemleri arasındaki tutarsızlığa tahammül edemez.” Bir yanda "dindar ve iyi bir insan olma" iddiası, diğer yanda liyakatsiz birini kayırma, kamunun malına el uzatma veya işçisinin hakkını gasp etme gerçeği vardır. Birey bu vicdan azabını dindirmek için ahlakını düzeltmek yerine, kolay olanı seçip telafi edici eylemlere (ritüellere) yönelir. Görünen ibadetlerin sayısını artırdıkça, içindeki ahlaki çürümenin üzerini örteceğine inanır.
Bu psikolojik illüzyonun ve şekilciliğin en ağır faturasını ise bugün devlet idaresi ve hukuk sistemi ödemektedir.
İnandığı dinin en büyük günah saydığı "iftira" ve "yalan şahitlik" mekanizmalarıyla siyasi rakiplerin tasfiye edildiğini, yargı erkinin bir sindirme aracına dönüştürüldüğünü içten içe bilen bir kitle, bu dehşet verici kul hakkı tablosuna nasıl dayanır? İşte bilişsel çelişki tam burada devreye girip zulme kutsal bir kılıf diker: "Bunu yüce bir dava için, bizimkilerin bekası için yapıyorlar."
Kendi gücünü korumak adına devletin imkanlarını şahsileştiren, makamlara liyakatli isimler yerine "bizden" dedikleri yetersizleri getiren anlayış; Makyavelizm'e abdest aldırmaktan başka bir şey yapmamaktadır.
Adliye koridorlarında masumların hayatlarının kurgu iddialarla karartılmasına sessiz kalıp, hemen ardından ibadethaneye koşarak adil olan Tanrı'ya yakarmak, insani yozlaşmanın işaretidir. Hiçbir ritüel, bilerek bükülen hukukun ve kasten karartılan bir hayatın vebalini temizleyemez.
**********************************
GENÇLER AHLAKSIZ DİNDARLIĞA TEPKİLİ
Tüm bu çelişkilerin, riyakârlığın ve şekle hapsolmuş "ahlaksız dindarlığın" en net gözlemcisi ise gençlerdir. Yeni nesil, safları doldurmak, belirli günlerde oruç tutmak, umreye gitmek veya kılık kıyafetle aidiyet bildirmekte olan büyüklerinin sımsıkı sarıldığı bu ritüel kalkanını görüyor ve reddediyor.
Sürekli inançtan bahseden ama adaleti büken bir profil yerine; ritüellerle ilgisi olmayan ama hukuka, dürüstlüğe ve liyakate inanan seküler bir zemine kayıyorlar.
Sonuçta haksızlığa, yolsuzluğa ve kumpaslara destek veren, bunları yapanların gücünü artıran herkes, inandığını iddia ettiği o İslami ve evrensel ilkelere karşı gelmektedir.
Yarattığımız bu adaletsiz ve şekilci düzeni değiştirmek için mucizeler beklemeye gerek yok. Çözüm, o sarsıcı ilahi uyarıda, Kur'an'ın inananlara yaptığı o muazzam özeleştiri çağrısında gizlidir: "Ey iman edenler, iman edin!"
Çünkü ahlakın bittiği yerde ritüeller birer maskeye, adaletin bittiği yerde ise devlet bir enkaza dönüşür.
Ruhittin Sönmez
20 Temmuz 2026
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İktidarın hukukçuları neden susar?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türkiye uçuyor, yolcular uykuda' adlı köşe yazısı... Devamı
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.
Yenimahalle Belediyesi tarafından Alzheimer hastaları ile yaşlı bireylerin güvenli, konforlu ve nitelikli bakım hizmeti alabilmesi amacıyla hayata geçirilen Sait Ulusoy Alzheimer ve Yaşlı Yaşam Merkezi, 25 Temmuz Cumartesi günü İlkyerleşim Mahallesi’nde düzenlenecek törenle hizmete açılacak.
Uşak'ta sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobilin yol kenarındaki yayalara çarpıp takla atarak sitenin otoparkına girdiği kazada 1'i ağır 3 kişi yaralandı. Kaza anı güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
Özel'in, son günlerde seçilmiş Parti Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu ve seçilmiş Merkez Yönetim Kurulu üyeleriyle art arda değerlendirme toplantıları gerçekleştirdiği ifade edildi.
Kamu Görevlileri Çalışanlar Derneği (KAMU-DER) Genel Başkanı Cevdet Baştuğ, NNC Haber Ankara Temsilcisi Turabi Küçük'e derneğin faaliyetleri, kamu çalışanlarının yaşadığı sorunlar, emeklilerin ekonomik durumu ve kamu personel sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baştuğ, özellikle kamu çalışanları ve emeklilerin alım gücündeki düşüşe dikkat çekerek, çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı.
2026 YKS sonuçları DALİ Koçluk ve Kişisel Gelişim Merkezi'nin eğitim başarısını bir kez daha ortaya koydu. Merkezden eğitim alan öğrencilerden 5'i ilk 10 bin, 14'ü ilk 25 bin, 37'si ise ilk 50 bin içerisinde yer alarak önemli bir başarıya imza attı.
Yorumlar (0)