
EMEKTAR BİLGİSAYARIMI TORUNUM
EMEKLİYE AYIRDI, OĞLUM YENİLEDİ!
Biz, gazeteciliğe dijital ekranların bulunmadığı, dolayısıyla da tüm görüntüleri fiziksel bir filim rulosuna kaydeden, yani tamamen mekanik veya manuel fotoğraf makineleriyle çekerek, haber ve yorumları da daktilo ile yazarak, yazılı haberleri gazetelerimizin genel merkezlere fakslarla; çektiğimiz fotoğraflarımızı ve videolarımızı ise ya PTT’nin APS’siyle ya da şehirlerarası seyahat eden otobüslerin şoförleri veya muavinleri aracılığıyla ve rica minnet göndererek başladık… Fakat, zaman içinde teknoloji gelişti ve yeni fotoğraf makineleri ve kameralar dijital, sensör, anlık görüntüleme, yüksek ISO başarımı ile binlerce görüntüyü depolama imkânı sunduğu gibi, internetin icadıyla da bizde tüm haber ve yorumlarımızı, fotoğraf ve video çekimlerimizi dünyanın bir ucundan diğer ucuna ve anında gönderme imkânına-rahatlığına kavuştuk, dolayısıyla da mesleğin kolaycılığına alıştık. Yani, biz mesleğimiz veya görevimiz icâbı teknolojiye ayak uydurduk ya da uydurmaya çalıştık. Daha doğrusu, teknoloji bize değil, biz teknolojiye uyduk-uymak durumunda kaldık! Ve o gün bugündür, mesleğimiz hangi cihazı kullanmamızı icap ettiriyorsa o cihazı ve teknolojiye sahip olmaya, kullanmaya dolayısıyla da çağa veya mesleğe ya da meslektaşlara ayak uydurmaya çalıştık… Ancak, her doğanın öldüğü ve her yeninin eskidiği gibi, benim meslekteki 3’üncü bilgisayarımın beynine bir şey olmasa da (bizim canımız ciğerimiz torunlarımızdan birinin yere düşürmesiyle) ekranı çöktü! Dolayısıyla da benim günlük köşe yazılarımın aksamasına neden oldu. Ancak, yine canımız ciğerimiz evlatlarımızdan biri olan ve 30 yıla yakın bir süredir İstanbul/Zeytinburnu’nda ve Kocaeli/Gebze de çalışan, yani yıllardır diyar-ı gurbette ikâmet eden büyük oğlumuz Mehmed Akif’imiz tarafından yenilendi… O nedenle ben bilgisayarımın ekranına zarar veren dünya tatlısı torunuma zerre kadar kızmadığım gibi, benim bilgisayarsız kaldığımı taaa İstanbullardan öğrenip kendisinin ‘yeni ve oldukça kaliteli’ bilgisayarını bana gönderen oğluma binlerce kez dua ve teşekkür ettim ve ömrüm olduğu müddetçe de edeceğim inşaAllah! Çünkü, insanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da (c.c) şükretmezmiş!
Bu kadar uzun tahşîdat, teferruat ve girizgâhtan sonra sözü şimdi de güncel bir konuya, yani tarîkatlar üzerinden dîne ya da dindarlara giydirme yapmak isteyen Soner Yalçın’ın bir yazısına getirmek istiyorum:
SONER YALÇIN’A GÖRE MİLLÎ EĞİTİM ESKİ BAKANI
ZİYA SELÇUK’UN TARÎKATİ; YANİ, YOLU.. YOKMUŞ!
DOLAYISIYLA DA BAKANLIKTA TU-TU-NA-MA-MIŞ
Sahibini dövemeyen kişilerin atlarını, atlarını da dövemeyen kişilerin eyerlerini dövdükleri gibi; insanının yüzde 98-99’unun Müslüman olduğu varsayılan ülkemiz de ‘ve sirkede kurt yaşar gibi’ yaşayan ve dinden îmandan veya tarikatlardan bîhaber olan bazı köşe yazarları da cihanşümul, en mükemmel-en ekmel din olan İslâm Dînini veya bu dinin müntesipleri olan 2 milyar civarındaki Müslümanı doğrudan hedef almaktan çekindikleri.. için dînimizi tarikatlar, falancalar, filancalar üzerinden hedef tahtasına oturtuyor ve bazen ‘uğursuz bir baykuş gibi’ çıkıp orada burada ötüyorlar! Daha doğrusu, bazı yazar ve çizer takımı kurusıkı atıp bir kısım insanları veya imanı ya da irâdesi zayıf olan Müslümanları, tarîkat bahanesiyle dinden imandan soğutuyorlar, bazılarını dine diyanete karşı cephe aldırıyorlar, dolayısıyla da duru beyinleri bulandırıp kafaları karıştırıyorlar! Ve bu kuru sıkı atanlardan biri de NEFES(kesen) Gazetesi’nin Köşe(li) Yazarlarından Soner Yalçın olmuş! Çünkü Yalçın, Gazetesi’nin 22 Nisan 2026 tarihli köşesinde (TARİKATI YOKTU) başlıklı bir yazı yazmış ve o yazısında başta şu anki Bakan Yusuf Tekin dâhil birçok Millî Eğitim Bakanı’nın ‘tarikatçı oldukları için’ uzun süre Bakanlık yaptıklarını; önceki Bakanlardan Prof. Dr. Ziya Selçuk’un ise herhangi bir tarikata mensup olmadığı, yâni, ‘sırtını dayayacak bir tarikatı olmadı için’ Bakanlıkta 3 yıl kalabildiğini sonra da görevden alındığını iddia etmiş. Yani, Bay Yalçın, ülkemizde görev yapan bakan ve valilerin görev sürelerinin genelde 3, hattâ 2 yılla sınırlı kaldığını ya unutmuş ya da asıl maksadı tarikatı veya tarikat ehlini hedef tahtasına oturtmak olmuş!
YALÇIN, CÂMİ İLE KİLİSEYİ KIYASLAMIŞ 1789
SONRASINDA VE ‘FRANSA’DA YAŞANAN BİR
DEVRİM İLE 1447 YILLIK BİR GERÇEĞİ ‘’YOK’
SAYMIŞ! DOLAYISIYLA DA ‘’MEB’İN ESKİ BİR
BAKANINA SAHİP ÇIKARKEN.., BİRÇOĞUNU
‘TARÎKAT MENSUBU OLMAKLA’ SUÇLAMIŞ!
Uzun lâfın kısası, meselin hülâlâsı; Soner Yalçın mâlûm yazısını Fransa Devriminden sonra ve Fransa da yaşanan din-devlet ilişkilerinden (kötü) örnekler vererek sürdürmüş, ancak tarikatın bir yol mânâsına geldiğini ve samimi veya ihlâslı bir Müslümanın Yüce Yaratıcıya bir mürşidi kâmil önderliğinde veya rehberliğinde ulaşmayı ya da daha çok yaklaşmayı hedefleyen ve bu maksatla da kurumsallaşmış ve yaygınlaşmış olan mânevî bir yol olduğunu ya anlayamamış ya unutmuş ya da bu yol üzerinden dine-dindarlara bir giydirme yapmak istemiş! Amma velâkin bunu bir türlü becerememiş. Çünkü, dinimiz İslâm da tarîkatlar da Yalçın ve Yalçın gibi yazarların, çizerlerin anlayabilecekleri, anlatabilecekleri ve yaşayabilecekleri kadar basit bir din ve hayat tarzı değil; Yüce Yaratıcının ‘kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’i vasıtasıyla’ emrettiği ya da yasakladı, Peygamber (sav)’in de tasvir, tamim ve tavsiye ettiği bir din ve nurlu bir yoldur… O nedenle, hiçbir tarikata mensup olmayan-olamayan ben mücrim dâhil, hepimizi bu nurlu ve uğurlu yolun yolcusu yapsın ve bu yolda olanları ayırmasın ve son nefesimizi de kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid getirterek verdirsin inşaAllah’ diye dua ediyor, niyazda bulunuyor, herkese saygılar sunuyorum.
EĞRİ BAKANDAN DOĞRU İŞ BEKLENMEZ
EĞRİ CETVELDEN DOĞRU ÇİZGİ ÇIKMAZ!
Atasözü
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kara Şehidlerini An(ma), Pilotlar Tasarım…, İş Sağlığı İle Güvenliği Laborantlar, Dilek Ve Dürüstlük Günlerinin Düşündürdükleri!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Mehter takımına sırt dönmek atalarımıza sırt dönmekle eş değerdir!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Emektar bilgisayarımı torunum emekliye ayırdı, oğlum yenildi ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'RTÜK 'Pilotların günleri kutlu kıskanmalar islami, tüm tasarımlar insani olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'RTÜK 'Denetleme kurulu mu' yoksa 'kınama kurulu' mu?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çocuklara uzanan eller de uzattıran ellerde kırılsın!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Jandarma Komutanımız ya general olup gitmeli ya da ilimiz de... kalmalı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bizim günümüz kutlu Ankara'daki tanıtım günlerimiz verimli olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Şii İran, Emperyalist ABD'yi ve Siyonist İsrail Devletini abandone etmiş durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kalp sağlığı haftası ve bu haftanın düşündürdükleri' adlı köşe yazısı... Devamı
AK Parti Burdur Milletvekili Mustafa Oğuz, Bakan Kacır ile Burdur’daki sanayi yatırımlarını görüştü.
Ankara Demetevler’de meydana gelen kazada trafik durma noktasına geldi, ulaşım aksadı.
Fenerbahçe kongre üyesi Oktay Uludoğan kimdir, ne iş yapıyor, serveti ne kadar? İşte merak edilenler.
Eskişehir’de 29 yıl hapis cezası bulunan firari şahıs polis operasyonuyla yakalandı.
AK Parti Burdur Milletvekili Mustafa Oğuz, Ulaştırma Bakanı Uraloğlu ile Burdur yatırımlarını görüştü.
Tekstil ve ham maddeleri ihracatı ilk çeyrekte düşüş yaşadı. Avrupa Birliği en büyük pazar oldu.
Yorumlar (0)