
İlgilenenlerin ya da ilgililerin bilecekleri gibi, ülkemiz de 12-18 Mayıs tarihleri arası “Hemşîreler Haftası” olarak kutlanıyor… O nedenle ben daha yazımın başında tüm hemşîlerimizin haftalarını kutluyor, kendilerinin de şu anda bakmak ta, bundan sonra bakacak oldukları hastalarının da âcilen ve kalıcı şifaya kavuşmalarını diliyorum. Şimdi de bilmeyen ya da unutan sevgili okurlarıma, hastabakıcılığı konusunda gerekli eğitimi almış bayanlara neden hemşire denildiğini ve hemşirelerin neden kiminin kız kardeşi ya da bacısı veya kiminin ablası, kiminin annesi, kiminin ise teyzesi ya da halası olduğunu veya öyle görülüp kabul edildiğini izah etmek istiyorum. Ancak burada bir parantez açarak hemşîrelerin görev ve yetkilerini kısaca özetlemek istiyorum:
Resmî literatürde ve halk arasında adları ‘Hemşîre’ olarak geçen-bilinen ve ‘bacı veya kız kardeş’ gibi anlamlara gelen görevliler doktorların verdikleri tedâvî planlarını, tedâvînin gidişâtını kontrol eden, bakmakta yükümlü olduğu hastasını devamlı takip eden, fizîkî muayeneden veya gözden geçiren, âcil durumlarda da müdâhale eden ve tıbbî bakımı ile birlikte sağlamasını ve benzer görevleri yaparlar…
Şu an aklıma gelen, biri rahmetli bacanağımın torunu, diğeri de torununun eşi ve yine rahmetli kayın biraderimin torunu olmak üzere bizim yakın cenahta 3 hemşîremiz var ve bunlardan biri Burdur Devlet Hastanesi’nde, biri Ankara’daki, diğeri de Şanlıurfa’daki hastanelerde görev yapıyor… O nedenle ben genelde gidip geldiğim hastaneler de, sağlık ocaklarında veya sağlık evlerinde muhatap olduğum, özelde de 3 hemşîremizden öğrenebildiğim veya görebildiğim kadarıyla ya da anlayabildiğim kadarıyla hemşîrelik zor, zor olduğu kadar da kutsal da bir zanaat… O nedenle ben hemşîrelerin tamamına saygı gösterilmeli, içlerinde yanlış yapanlar varsa ki, olabilir, bu durum da, mesleğin tüm mensuplarına mâl edilmemelidir… Ve bugün itibariyle ve ebelerle birlikte sayıları 300 bin geçen hemşirelik müessesesi yıpratılmamalı!
Eskiden hemşîrelerin sağlık meslek lisesini bitirmeleri yetiyordu. Ancak benim bildiğim kadarıyla ve en son düzenlemelere göre sağlık meslek lisesini bitiren bir kişi hemşire yardımcısı pozisyonunda çalışabiliyor. O nedenle bir kişinin hemşîre olabilmesi için ön lisans eğitimi veren bir sağlık meslek yüksek okulunu bitirmesi gerekiyor... 4 yıllık hemşîrelik mezunları ise, kamu ve özel hastanelerde, özel dallardaki polikliniklerde hemşîre olarak görev alıyor ve çalışabiliyorlar. Ayrıca yönetici hemşîre olabiliyor, uzmanlık yapmak istedikleri alanlara göre yara bakım hemşîresi, yaşlı bakım hemşîresi, diyabet hemşîresi aile sağlığı hemşiresi, okul sağlığı hemşîresi vb. alanlarda çalışabiliyorlar…
Bu kadar mukaddimeden sonra şimdi sözü sevgili hemşirelerimize getirmek istiyorum:
Hemşirelikte profesyonelleşmenin en önemli şartı bilimi ve bilimsel yöntemi anlamalı ve benimsemeli, ayrıca mesleğinin maddî sorumluluğunun yanı sıra mânevî sorumluluğunu da hissetmemeli-taşımalı ve bütün bunları icraatlarına yansıtmalı; artı araştırmanın, bilimsel gelişmenin ya da gelişimin en temel aracı olduğunu unutmamalı!
Bir insanın hemşîre olabilmesi ya da olması için fıtraten soğukkanlı, ama aynı zamanda pratik ve insan sevgisine ve saygısına yatkın yaratılışlı olmalı, sabırlı, metanetli, şefkatli, merhametli, güler yüzlü ve oldukça becerikli, çok tabiidir ki sağlıklı bir yapıya sahip olmalı ve hastalar arasında din, dil, ırk ve renk ayımı yapmamalı...
Ve bir hemşirede bu vasıfların oluşması veya korunması için devletin de milletin ve yöneticilerin de onların yanında olması gerekir… O nedenle herkes her şey olabilir ama hemşire olmaz-olamaz ya da olmamalı. Ve yukarıda saymaya çalıştığım özelliklere sahip olmayan kişiler hemşire olacak olurlarsa hem kendilerine yazık ederler hem de hastalarına yazık ederler. Yetmez mesleklerine de kötülük ederler!
Velhâsıl-ı kelâm, doktorlarımızın ve yardımcı sağlık çalışanlarının ve ebelerimizin yerleri ayrı ve onlarda mutlaka çok değerlidir… Ancak bu hafta ‘’Hemşîler Haftası” olduğu için benim bugünkü konum da sevgili hemşîrelerimiz oldu. Hasta yakınlarıma refakatçilik yaptığım sıralar ayrı, pandeminin girmediği konut ve hasta etmediği kişi kalmadığı bir dönem de ben de 2 ya da 3 gece Burdur Devlet Hastanesi’nde yattım ve o oldukça sıkıntılı, hattâ korkunç dönem de dahi hemşîre hanımlardan biri hariç tamamından gerekli ilgiyi alâkayı gördüm… Ve o bir hemşîrehanım da benim gazeteci olduğu öğrence bana, ‘Siz gazeteciler hep hastaların ve yakınlarının problemlerini dili getiriyorsunuz. Oysa bizim de kendimize göre şahsi, ailevî, meslekî ve idâri problemlerimiz oluyor…’’ demiş ve sorumlu olduğu ya da bakmakla yükümlü olduğu hasta sayısının çokluğundan, hemşîre sayısının ise az oluşundan yakınmıştı! Ki o sırada insanlar, dolayısıyla da doktorlar, hemşireler, ebeler, yardımcı sağlık personeli, hattâ temizlik ve güvenlik görevlileri bile birinci derecede yakınları-akrabaları ile dahî mesâfeli duruyor-durmak zorunda kalıyorlardı…
Hülâsâ-i netice; soğanın acısını yiyenden çok doğrayanın bileceği gibi, hemşîlerin işlerin zorluklarını ancak kendileri ve yakınları bilirler… O nedenle, benim hemşîler hakkındaki bilgim, arada bir görüp konuştuğum hemşire yakınlarımıza ve az da muayene ya da kontrol için gidip gördüğüm ve konuştuğum hemşîrehanımların verdikleri bilgilerle sınırlıdır… O nedenle ben ‘vâkî hata veya bâriz yanlışlarım için tüm hemşîrelerden özür ve helâllik diliyorum…’ Ve bu konu da son olarak ‘sevgili hemşîlerimizle birlikte ailelerine sağlık, sıhhat ve âfiyet dileklerimle birlikte saygılar sunuyorum.
HEMŞÎRELER HASTALARIN GÖZLERİNE BAKIP
YÜREKLERİNİ OKŞAYAN, ŞİFALI ELLERDİR…
HEMŞÎRELER AKLIYLA BAKAR, YÜREĞİYLE
HİSSEDER, BİLGİSİYLE HAYAT VERİRLER…
HEMŞÎREYİM BEN, YERİNE GÖRE ‘SUS’ İŞARETİ
YAPAR, YERİNE GÖRE SUSARIM, YERİNE GÖRE
OTURUR DERT DİNLERİM!..
Hemşireler Haftası sözlerinden seçmeler.
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Bucak Devlet Hastanesi’nde görev yapan Büşra Üzel, Sağlık Bakanlığı tarafından "Yılın Hemşiresi" seçildi. İşte detaylar...
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi bünyesinde, 12. Dönem Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı başladı.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri, sosyal sorumluluk kapsamında örnek bir etkinlik gerçekleştirdi. Detaylar haberimizde..
Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı Mezunlarının Yemin Töreni, Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Bucak Devlet Hastanesi hemşiresi Yasemin Vicir, özverisi, fedakarlığı ve mesleki yetkinliği ile "Yılın Hemşiresi" seçildi. Emine Erdoğan Hanımefendi ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın da katıldığı törende Vicir'e ödülü takdim edildi.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ‘Kanser Haftası’ ve ‘Hemşireler Haftası’ sebebiyle Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde hasta ve hemşireleri ziyaret etti.
Yorumlar (0)