
Az çok ilgilenenlerin bilecekleri veya hatırlayacakları ve dünya genelinde oldu gibi, 8 Mart tarihi ülkemizde de ‘’Kadınlar Günü’’ olarak kutlanıyor. O nedenle ben daha yazımın başında tüm kadınlarımızın kızlarımızın günlerini kutluyor, tamamına sağlık, sıhhat ve afiyetler diliyorum… Ve şimdi de bilmeyen ya da unutan sevgili okurlarıma bu günün hikâyesi hakkında kısa bir bilgi alıp vermek, ondan sonra da kendi görüş ve düşüncelerime geçmek istiyorum:
Şöyle ki; bu adı var kendisi yok ya da uygulaması olmayan gün, 8 Mart 1857 tarihinde, sözde insan ve kadın hakları savunucusu olan, aslında dünya da milyonlarca kadın, kız ve çoluk çocuk katledilirken sessiz kalan, dolayısıyla da destekleyen Amerika’nın Nev York Kentinde ve tekstil sektöründe çalışan kadınların; düşük ücretli ve köle gibi, insan onuruna yakışmaz bir şekilde çalıştırılmalarını protesto etmek için başlattıkları esnâ da çıkan yangın da 129 işçi kadının diri diri yanmasıyla başlamış olan bir günün sene-i devriyesi olduğu için, dünya genelinde de ülkemizde de ‘’Dünya Kadınlar Günü’’ olarak kutlanıyor!
Yine az çok ilgilenenlerin bilecekleri gibi Hükümet, 2012 yılında ‘Ailenin korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine dair bir yasa çıkardı. Bendeniz de ‘inanmış bir mûmin ve delikanlı bir erkek, hiç kızı olmamış ve karısını dövmemiş bir koca olarak’ kadınların bizim baş taçlarımız, çünkü onların bizim herhangi bir şekilde yakınlarımız olduklarını hatırlatmak, dolayısıyla da onlara yapılan her türlü işkencenin veya uygulanan büyüklü küçüklü şiddetin karşısında olmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum. Ancak, ben şahsen genelde kadınların, özelde de çocukların, hattâ korunmaya muhtaç olan insanların kanun veya yasadan önce vicdanlarda, inançlarda imanlarda korunması gerektiğine inanıyorum. O nedenle, bundan 13 yıl önce yürürlüğe giren söz konusu yasanın aileyi ve kadını koruyamadığı gibi, işkenceyi daha da artırdığını aşağıda vereceğim tarih ve sayılarla kanıtlamak istiyorum:
Şöyle ki; 2010 yılında 180 kadın, 2011 yılında 121 kadın katledilirken, söz konusu yasanın yürürlüğe girdiği yıldan itibaren katledilmelerde önemli bir artış yaşanmış; meselâ 2012 yılında 210 kadın, 2019 yılında 474 kadın katledildiği gibi, 2022 yılında 334 kadın öldürülmüş ve 245 kadının ölümü de şüpheli bulunmuş maalesef! Ayrıca, 2012 yılında açılan boşanma davası 190 bin 564 iken, 2020 yılında bu sayı 246 bin 561’e yükselmiş, yani şiddet uygulamalarında olduğu gibi boşanma oranlarında da yüzde 30’luk bir artış olmuş!
Kısacası ve açıkçası, kadınları kızları yasaların koruyamadığı ve koruyamayacağı da gibi, kadına yönelik fiziksel şiddetin yanı sıra ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddetin türlerinde de boşanma oranlarında da büyük bir artışlar olmuş maalesef! O nedenle, ben şahsen ‘söz konusu yasa gözden geçirilmeli ve milletimizin inanç yapısına, örf ve âdetlerine, gelenek ve göreneklerine uygun hâle getirilmeli!’ diyorum.
Türkiye Aile Meclisinin (TAM) açıkladığı verilere göre, 2015 yılında 269 bin 259, 2016 yılında 318 bin 363, 2017 yılında 410 bin 934, 2018 yılında 516 bin 132, 2019 yılının kasım ayına kadarki zaman dilinde ise 442 bin 935 aile reisi veya ferdi evinden yerinden uzaklaştırılmış. Yani Ülkemiz de ve 2015 ile 2019 yılları arasında evinden yerinden uzaklaştırılan, dolayısıyla da aile bağlarından koparılan ve dostlarından uzaklaştırılan anne sayısını bilmiyorum ama baba sayısı 2 milyona yaklaşmış durumda! Ki, bu konu da alınan ya da verilen kararlar da hiçbir delil, bilgi veya belge ya da şahit şartı aranmamış! Yani uzaklaştırmaların tamamı eşlerin sadece beyanlarına dayanılarak verilmiş… Oysa bizim mer’i yasalarımıza veya medenî kanunumuzun ilgili maddesine göre, aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla, yani müdde-i, (iddia sahibi) iddiasını ispatlamakla yükümlüdür! Ancak, söz konusu yasaya göre, şiddetin uygulandığına dair herhangi bir bilgi, belge, emâre, delil veya şahit olmaksızın evin bireylerini evinden yerinden uzaklaştırma kararları alınıp verilebiliyor!
Gerisi neyse ne amma, evinden yerinden uzaklaştırılan bireyler için doğru dürüst bir rehâbilite uygulaması yapılmıyor veya eğitim verilmiyor… Dolasıyla da söz konusu yasa yarar yerine zarar veriyor!
Kısacası ve açıkçası; ister kadın olsun ister kız, isterse erkek olsun, insanları yasalardan ziyade îmanla inançla, yani Allah (c.c) ya da âhiret korkusuyla koruyabiliriz… Çünkü, yasalar ve cezalar insanları bir yere kadar koruyor, kollayıp gözetebiliyor… Sözün bittiği ve yasaların sökmediği veya kimsenin görmediği yerde insanlar birbirlerine her türlü kötülüğü-işkenceyi yapıyor-yapabiliyorlar!
“Ya ne edelim, nasıl yapalım?’’ diye bir soru da sorulacak olursa, ben mücrim de ‘evli eşlere ve evlenecek olan bîkârlara, Hz. Ali (r.a) ile Peygamber Efendimiz (sav)’in sevgili kızı Hz. Fatıma Annemizin ve benzer evlilik hayatlarını sürdüren sâlihlerin ve sâlihâların hayatlarını örnek alalım!’ derim.
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; aile ve kadına, hattâ eşlerin birbirlerine uyguladıkları ya da uygulayacakları şiddetlerin, günümüzün moda tâbiriyle mobbinglerin önüne sözleşmelerle, yasalarla ve milli(!) eğitim veya ulusal ya da uluslararası kurallarla değil, millî ve dîni eğitimlerle geçilebilir!’ diyor, her şeye rağmen kadınlarımızın günlerini kutluyor herkese saygılar sunuyorum.
DOĞRUSU BİZ, CÂHİLİYE DÖNEMİNDE KADINLARA
HİÇ ÖNEM-DEĞER VERMEZDİK. NİHAYET ALLAH
(c.c), İSLÂMIN GELİŞİYLE KADINLAR HAKKINDA
ÂYETLER İNDİRDİ VE ONLARA BİRÇOK HAK TANIDI!
Hz. Ömer (r.anhe)
İZZETİ HAKK TA ARAMAZ İSEN, BÂTIL SENİ
ZİLLET İÇİNDE YAŞAMAYA MAHKÛM EDER!
Tevekkül Gemisi.
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Burdur’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında iftar programı, konferanslar ve farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Kadın haklarına dair detaylar burada!
Burdur TSO Başkanı Yusuf Keyik, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajında kadın girişimcilerin önemine vurgu yaptı. İşte detaylar…
Miraç Çiçekçilik, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için uygun fiyatlı çiçek çeşitleri sunuyor. Her bütçeye hitap eden seçeneklerle sevdiklerinize özel bir hediye verin.
Burdur Belediyesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel kadınlar Matinesi düzenliyor
Burdur Belediyesi tarafından düzenlenen Kadınlar Günü Matinesi'nde Ümmü Erbil sahne aldı. Başkan Ercengiz, matinede yaptığı konuşmada Halk Marketler açacaklarını, su arıtma tesisi yatırımının tamamlanmak üzere olduğunu ve Burdur'a alışveriş merkezi dikeceğini müjdeledi.
Kızılkaya Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla özel bir program düzenledi. Kadınlar Günü, Doç. Dr. Esma Özdaşlı'nın sunumu ve Hilmi Öğütlü konseriyle kutladı.
Yorumlar (0)