Ruhittin Sönmez

İmralı tutanağı neden açıklandı?

Ruhittin Sönmez'in 'İmralı tutanağı neden açıklandı?' adlı köşe yazısı...

Ruhittin Sönmez

İMRALI TUTANAĞI NEDEN ŞİMDİ AÇIKLANDI?

TBMM'den 3 milletvekilinin İmralı'da Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeye ait 16 sayfalık tutanak yayınlandı. Görüşme 24 Kasım 2025'te gerçekleşmişti. Tutanağın, iki ay sonra, tam da Suriye'de PKK/SDG'nin tasfiyesi veya Şam rejimi ile entegrasyon sürecinin hızlandığı bir dönemde yayımlaması tesadüf değildir. 

Nitekim Prof. Dr. Ümit Özdağ da "İmralı Tutanakların şimdi yayımlanmış olmasının politik bir hedefi var" dedi ama bu hedefi açıklamadı. 

Zamanlama yani TBMM tarafından şimdi yayımlanması stratejik bir hamle olarak değerlendirilebilir.****

Peki, bu hamle hangi politik amaçla yapılmış olabilir? 

Bu hamle, devletin "psikolojik üstünlüğü" tamamen ele alma ve sahadaki fiili durumu "kurucu önder" dedikleri Öcalan üzerinden meşrulaştırma çabasıdır.

Devlet, örgütün "ideolojik meşruiyetini" kendi liderinin sözleriyle yıkarak bitirmek istemektedir.

Tutanakların yayımlanması ve içeriğindeki "silah bırakma/entegrasyon" vurgusunun, Kandil'in "savaş gerekçelerini" elinden alacağı öngörülmüş olabilir. Böylece PKK üst yönetimi ile tabanı arasında ciddi bir güven krizi yaratmak istendiğini düşünebiliriz.

Türkiye, SDG'yi PKK uzantısı olarak gördüğü için tasfiye sürecini destekliyor; Bahçeli'nin "SDG tamamen feshedilmeli" çağrısı bu yaklaşımı yansıtıyor. 

Tutanağın yayımlanması muhtemelen Suriye'deki gelişmeleri Türkiye'deki çözüm sürecine yansıtmayı hedefliyor. 

Devlet, Öcalan'ın SDG üzerindeki var olduğunu düşündüğü etkisini kullanarak tasfiyeyi hızlandırmayı, sınır güvenliğini sağlamayı ve bölgesel nüfuzunu artırmayı amaçlıyor.

Bu yorumlarım "Türk Devlet aklına" güvenen birçok kişinin iyi niyetli değerlendirmelerini yansıtıyor.

Ben kurumlar iyi çalıştırıldığında binlerce yıllık devlet tecrübesi ve devlet aklının etkili olduğunu, ancak kurumların zayıfladığı dönemlerde "beka sorunu" olan konularda bile yanlış işler yapıldığını düşünenlerdenim.

Bu sebeple objektif verilerden hareketle analiz yapmaya devam edelim.

***********************************

PKK VE ÖCALAN'IN GERÇEK TALEPLERİ

Öcalan'ın tutanaklardaki açıklamaları devletin/ iktidarın istediği sonucu verecek netlikte ve nitelikte değildir. 

Daha önceki "İmralı Tutanakları" (özellikle 23 Şubat 2013 tarihli BDP heyeti görüşmesi) olarak yansıyan metinlerde, Abdullah Öcalan'ın Türkiye'nin mevcut üniter yapısını, ulus-devlet modelini ve anayasal vatandaşlık tanımını dönüştürmeye yönelik, federasyon veya özerklik kapısını aralayabilecek ifadeler kullanılmıştı.

Türkiye'nin idari ve siyasi yapısını değiştirmeye yönelik talepleri arasında şöyle maddeler vardı:

 Anayasa'nın 66. maddesindeki "Türk" tanımının değiştirilmesini talep ederek, vatandaşlığın etnik bir kimlik saydığı TÜRK'ten arındırılmasını önermekte idi. Bu, üniter devletin "Türk Milleti" esasını reddeden bir tavırdı.

Mevcut merkeziyetçi yapının terk edilip, yetkilerin yerel parlamentolara/meclislere devredilmesini savunmakta idi. Bu model, federasyona geçişin ilk basamağıdır.

"Kürtlerin kendi öz savunma güçleri olmalı. Bu, yerel güvenliği sağlayan, yasal statüsü olan bir yapı olmalı" diyordu.

"Misak-ı Milli'yi güncelleyerek ele almalıyız. Türkler ve Kürtler, suni sınırlarla ayrılmamalı. Kuzey Suriye ve Kuzey Irak ile Türkiye'nin ilişkileri, stratejik bir birlikteliğe dönüşmeli. Sınırlar anlamsızlaşmalı" diyordu. 

Suriye ve Irak Kürtleri ile Türkiye Kürtlerinin siyasi/hukuki birleşmesini öngören bu model Lozan'ın fiilen aşılması anlamına geliyordu.

Bu talep, Türkiye'nin önce büyütülerek, arkasından küçültülmesini öngören ABD planının aynısıydı. Türkiye'nin 26 şehri ve bölgede Türkiye'ye iliştirilmiş Kürdistan özerk bölgeleri savaşmadan Türkiye'den koparılabilecekti. ****

24 Kasım 2025'te yapılan görüşmenin tutanağında, 2013 tutanağındaki radikal taleplerin tamamı bu açıklıkta ve sertlikte yer almıyor.

"Devlet"in süzgecinden geçmiş, kamuoyunun (özellikle milliyetçi hassasiyetlerin) sindirebileceği bir kıvama getirilmiş bir metindir. Ses kaydının aynen metne dönüştürülmüş hali değildir, düzenlenmeye (redaksiyona) tabi tutulmuştur.

Milliyetçi kesime yedirmek için, "Ninem Türkmen", "Siyasete Ülkü Ocaklarında başladım", "Türkiye artık benim devletim" gibi soslarla lezzetlendirilmiştir. 

"Öz savunma gücü, Anayasa'dan Türklük kavramının çıkarılması, Kürdistan'a statü" gibi konular daha teknik ve masum görünen bir dille anlatılmıştır. "AF" talebi tutanakta "konuya özgü bir kanun", "umut hakkı" ve "siyaset kanallarının açılması" şeklinde ambalajlanmıştır.

Suriye/SDG modelinde olduğu gibi; Öcalan, silahlı gücün ve ayrılıkçı yapının "imkânsız" olduğunu gördüğünden, "Sisteme entegre olarak içeriden dönüştürme" stratejisine geçmiştir. 

Bu, taleplerden vazgeçmek değil, kaleyi içten fethetme planıdır.

Türkiye'nin terörle mücadelesi, Öcalan'la müzakere ederek değil; sınırlarını, hukukunu ve üniter yapısını koruyarak kazanılır.**********************************

İHTİYATLI İYİMSERLİK VE MUHTEMEL RİSKLER

ABD'nin SDG/PKK'dan desteğini çekmesi, örgütün tasfiyesi ve Suriye devletine bireysel entegrasyonu aşamasına gelinmesine ihtiyatlı bir iyimserlikle bakıyorum. 

Kısa vadede sınırlarımızda bir PKK devletinin kurulması ihtimali kalkmıştır. Bu elbette Türkiye için iyidir.

Şu an itibarıyla SDG dedikleri yapı, Arap aşiretler ayrıldığından, YPG olarak iki bölgede muhafaza ediliyor ve Suriye yönetimine de ortak ediliyor. 

Önümüzdeki süreçte PKK/YPG'nin bu iki bölgeden de çıkarılması, bu alanda da Suriye devletinin (Ahmed El Şara'nın) otoritesinin sağlanması gerekiyor.****

Ancak şunu unutmayalım: Şara Türkiye'nin adamı değil. ABD tarafından eğitilmiş ve ABD/İsrail iş birliği ile Suriye devlet başkanı yapılmış bir eski terörist. 

Suriye'de yaşanan bunca dramın kazananları sadece ABD ve İsrail oldu. Bunlar Suriye'yi kendi toprakları gibi kullanabiliyor. Bu iki devlet, mevcut kazanımlarını koruyacak, geliştirecek ve (İran ile savaş gibi durumlarda) kendilerine maksimum faydayı sağlayacak olanın -SDG/PKK değil- Şara ve yeni Şam rejimi olduğuna karar verdi.

Türkiye'nin, ABD Başkanı Trump ve ABD'nin desteklediği taraf olan Şara ile iyi ilişkileri, SDG'nin tasfiyesine olumlu etki yaptı. Muhtemelen Türkiye ABD'nin Şara'yı tercih etmesinde etkili de olmuştur. (Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın "bu başarıda" etkili olduğu söyleniyor.) 

Şu an için kazançlı çıkmamızın temel sebebi bu.

Ama unutulmasın ki; Trump da Şara da güvenilir devlet başkanları değildir.

İleride Trump'ın (ABD'nin) Şara ve yönetimini Türkiye aleyhine kullanmayacaklarının garantisi yoktur. Ancak, Türkiye'nin kurup donattığı Suriye Milli Ordusu ve Türkmen komutanların yeni Suriye ordusuna monte edilmiş olması bu tür riskleri azaltıyor.

Ruhittin SÖNMEZ

26.01.2026

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 5
    BEĞENMEDİM
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

10
EYLÜL

2026

Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı

Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı

18
AĞUSTOS

2026

İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi

Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

11
AĞUSTOS

2026

Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar

Ruhittin Sönmez'in “Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar” adlı köşe yazısı. Devamı

24
TEMMUZ

2026

Sanayide kök sorunlar

Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı

20
TEMMUZ

2026

Dinde şeklin özü tüketmesi

Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

16
TEMMUZ

2026

Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi

Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı

13
TEMMUZ

2026

Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu

Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı

11
TEMMUZ

2026

Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli

Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı

06
TEMMUZ

2026

İki gencin sivil itaatsizliği

Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı

02
TEMMUZ

2026

Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar

Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı

İlgili Haberler

Vali Bilgihan Yaylabeli Köyü’nde Vatandaşların taleplerini dinledi
Bölgesel

Vali Bilgihan Yaylabeli Köyü’nde Vatandaşların taleplerini dinledi

Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan, köy ziyaretleri kapsamında Merkez ilçeye bağlı Yaylabeli Köyü’nü ziyaret etti.

Ağıralioğlu’ndan Faiz Kararı Değerlendirmesi: “Milletimizin Sorduğu Soru Çok Basit: Ben Ne Zaman Rahatlayacağım?”
Siyaset

Ağıralioğlu’ndan Faiz Kararı Değerlendirmesi: “Milletimizin Sorduğu Soru Çok Basit: Ben Ne Zaman Rahatlayacağım?”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, eylül ayı faiz kararının açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulundu. Sosyal medya hesabı X üzerinden paylaşım yapan Ağıralioğlu, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde olmasına rağmen vatandaşın krediye erişmekte zorlandığını ve hayat pahalılığının devam ettiğini belirtti.

DEVA Partili Karal: “Mazot Yüzde 108 Arttı, Destek Yüzde 50; Bunun Neresi Müjde?”
Siyaset

DEVA Partili Karal: “Mazot Yüzde 108 Arttı, Destek Yüzde 50; Bunun Neresi Müjde?”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Tarım ve Orman Bakanlığının bitkisel üretim desteklerindeki artışı “müjde” olarak duyurmasına tepki gösterdi. Karal, son iki yılda mazot ve gübre başta olmak üzere temel tarımsal girdilerde yaşanan artışın desteklerdeki yükselişin üzerinde kaldığını belirterek, “Çiftçinin desteğini artırdık diyorlar ama alım gücünün daha fazla düştüğünden bahseden yok” dedi.

DEVA Partili Ekmen: “Adeta İntihar Salgını Var”
Siyaset

DEVA Partili Ekmen: “Adeta İntihar Salgını Var”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, artan intihar vakalarına dikkat çekti. İntiharların yalnızca bireysel ve psikolojik nedenlerle ele alınamayacağını belirten Ekmen, ekonomik ve sosyal sorunların yanı sıra özellikle gençleri tehdit eden yasa dışı bahis ve madde kullanımına işaret etti.

DEVA Partili İdris Şahin’den Cezaevlerindeki Doluluk Ve Tutuklama Uygulamalarına Tepki
Siyaset

DEVA Partili İdris Şahin’den Cezaevlerindeki Doluluk Ve Tutuklama Uygulamalarına Tepki

DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, cezaevlerindeki aşırı doluluk oranları, tutuklama uygulamalarının istisna olmaktan çıkarılması ve cezaevi yatırımlarına ağırlık verilmesine tepki gösterdi. Şahin, mevcut tablonun ceza infaz sistemindeki sorunların yanı sıra hukuk sistemindeki krizleri de ortaya koyduğunu savundu.

DEVA Partili Elif Esen: Dijital Şiddet Viral Olduktan Sonra Değil, Örgütlenirken Durdurulmalı!
Siyaset

DEVA Partili Elif Esen: Dijital Şiddet Viral Olduktan Sonra Değil, Örgütlenirken Durdurulmalı!

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, son dönemde yeniden gündeme gelen C31K (Cehennemin 31. Katı) ve Yakuptv44 gibi grupların şiddet içerikli paylaşımları ve tehditlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Esen, dijital ortamda örgütlenen şiddet ağlarına karşı yalnızca hesap kapatmanın yeterli olmadığını belirterek, önleyici mekanizmaların devreye alınması gerektiğini söyledi.