
İlgilenenlerin veya ilgililerin bilecekleri ya da hatırlayacaklar gibi, Ülkemiz de her 8 Mart târihi ‘’Kadınlar Günü’’ olarak kutlanıyor! O nedenle ben daha yazımın başında tüm kadınlarımızın kızlarımızın günlerini kutluyor, tamamına sağlık, sıhhat ve afiyet dileklerimle birlikte sevgi ve saygılar sunuyorum.
Ve şimdi de bilmeyen ya da unutan sevgili okurlarıma bugünün hikâyesi hakkında özet bir bilgi alıp vermek, ondan sonra da kendi görüş ve düşüncelerime geçmek istiyorum:
Şöyle ki; bu adı var kendisi yok ya da uygulaması olmayan gün, 8 Mart 1857 tarihinde, sözde insan ve kadın hakları savunucusu olan, aslında dünya da milyonlarca kadın, kız ve çoluk çocuk katledilirken sessiz kalan, dolayısıyla da destekleyen Amerika’nın Nev York Kentinde ve tekstil sektöründe çalışan kadınların; düşük ücretli ve köle gibi, insan onuruna yakışmaz bir şekilde çalıştırılmalarını protesto etmek için başlattıkları esnâ da çıkan yangın da 129 işçi kadının diri diri yanmasıyla başlamış olan bir günün sene-i devriyesi olduğu için, dünya genelinde de ülkemizde de ‘’Dünya Kadınlar Günü’’ olarak kutlanıyor! Oysa, güzel Dinimiz İslâm ve Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), kadınlara haklarını bundan tam 1447 önce vermiş… Ancak biz o hakları zamanla ya dumura uğratmışız ya da çağ atlatmışız(!)
Yine az çok ilgilenenlerin bilecekleri gibi bizim Hükümet, 2012 yılında ‘Ailenin korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine dair bir yasa çıkarmıştı! Bendeniz de ‘inanmış bir mûmin ve delikanlı bir erkek, biri ikiz 3 erkek evlât babası, ancak hiç kızı olmamış ve karısını da dövmemiş bir koca olarak’ kadınların bizim baş taçlarımız, çünkü onların bizim herhangi bir şekilde yakınlarımız olduklarını hatırlatmak, dolayısıyla da onlara yapılan her türlü işkencenin veya uygulanan büyüklü küçüklü şiddetin karşısında olmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum. Ancak, ben şahsen genelde kadınların, özelde de çocukların, hattâ korunmaya muhtaç olan insanların yasalardan ya da polis, jandarma veya zabıtalardan önce vicdanlarda, inançlarda îmanlarda, sonra da uygulamalarda korunması gerektiğine inananlardanım! O nedenle, bundan 14 yıl önce yürürlüğe giren söz konusu yasanın âileyi ve kadını koruyamadığı gibi, işkenceyi daha da artırdığını aşağıda vereceğim tarih ve sayılarla kanıtlamak istiyorum:
Şöyle ki; 2010 yılında 180 kadın, 2011 yılında 121 kadın katledilirken, söz konusu yasanın yürürlüğe girdiği yıldan itibaren katledilmelerde önemli bir artış yaşanmış; meselâ 2012 yılında 210 kadın, 2019 yılında 474 kadın katledildiği gibi, 2022 yılında 334 kadın öldürülmüş ve 245 kadının ölümü de şüpheli bulunmuş maalesef! Ayrıca, 2012 yılında açılan boşanma davası 190 bin 564 iken, 2020 yılında bu sayı 246 bin 561’e yükselmiş, yani şiddet uygulamalarında olduğu gibi boşanma oranlarında da yüzde 30’luk bir artış olmuş!
Kısacası ve açıkçası, kadınları kızları yasaların koruyamadığı ve koruyamayacağı da gibi, kadına yönelik fiziksel şiddetin yanı sıra ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddetin türlerinde de boşanma oranlarında da büyük bir artışlar olmuş maalesef! O nedenle, ben şahsen ‘söz konusu yasa gözden geçirilmeli ve milletimizin inanç yapısına, örf ve âdetlerine, gelenek ve göreneklerine uygun hâle getirilmeli!’ diyorum.
Türkiye Aile Meclisinin (TAM) açıkladığı verilere göre, 2015 yılında 269 bin 259, 2016 yılında 318 bin 363, 2017 yılında 410 bin 934, 2018 yılında 516 bin 132, 2019 yılının kasım ayına kadarki zaman dilinde ise 442 bin 935 aile reisi evinden yerinden uzaklaştırılmış! Yani Ülkemiz de ve 2015 ile 2019 yılları arasında evinden yerinden uzaklaştırılan, dolayısıyla da aile bağlarından koparılan ve dostlarından uzaklaştırılan anne ya da kadın sayısını bilmiyorum, ama baba veya erkek sayısının 2 milyona yaklaştığını biliyorum! Ki, bu konu da alınan ya da verilen kararlar da hiçbir delil, bilgi veya belge ya da şahit şartı aranmamış! Yani uzaklaştırma kararlarının tamamı eşlerin sadece beyanları esas alınarak verilmiş… Oysa bizim mer’i yasalarımıza veya medenî kanunumuzun ilgili maddesine göre, aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla, yani müdde-i, (iddia sahibi) iddiasını ispatlamakla mükelleftir-yükümlüdür! Ancak, söz konusu yasaya göre, şiddetin uygulandığına dair herhangi bir bilgi, belge, hattâ en küçük bir emâre, delil veya şahit olmaksızın evin bireylerini evinden yerinden uzaklaştırma kararları alınıp verilebiliyor! Bu da hem haksızlığa neden oluyor hem de sorunun çözümüne değil, düğümlenmesine neden oluyor!
Kısacası ve açıkçası; benim bildiğim, gördüğün ya da duyduğum kadarıyla, evinden yerinden uzaklaştırılan bireylere doğru dürüst bir rehâbilite uygulaması ya da ıslah çalışması yapılmıyor veya herhangi bir eğitim verilmiyor. Veriliyorsa bile yasak savma kabilinden bir şeyler yapılıyor! Bu durum da söz konusu yasanın evinden yerinden uzaklaştırılan bireylere yarar yerine zarar verdiği anlaşılıyor!
Velhâsıl-ı kelâm; ister kadın olsun ister kız, isterse erkek olsun, insanları yasalardan ziyade îmanla inançla, yani Allah (c.c) ya da âhiret korkusuyla koruyabiliriz… Çünkü, yasalar, uygulayıcılar ve cezalar insanları bir yere kadar koruyabiliyor… Ve sözün bittiği ve yasaların sökmediği veya kimsenin görmediği yerde insanlar birbirlerine her türlü işkenceyi yapabiliyor, zulmü uygulayabiliyorlar!
“Ya ne edelim, nasıl yapalım?’’ diye bir soru tevdi edilecek olursa, ben mücrim de ‘evli eşlere ve evlenecek olan bîkârlara, Hz. Ali (r.a) ile Peygamber Efendimiz (sav)’in sevgili kızı Hz. Fatıma Annemizin ve benzer evlilik hayatlarını sürdüren sâlihlerin ve sâlihâların hayatlarını örnek alalım!’ derim.
Hülâsâ-i netice; ben şahsen ‘aileye ve kadına, hattâ eşlerin birbirlerine uyguladıkları ya da uygulayacakları şiddetlerin, günümüzün moda tâbiriyle mobbinglerin önüne sözleşmelerle, yasalarla ve gayri milli eğitim, ulusal ya da uluslararası kurallarla değil, iyi bir millî ve dîni eğitimle geçilebilir!’ diyor, her şeye rağmen ‘lâyık’ kadınlarımızın günlerini kutluyor, herkese saygılar sunuyorum.
DOĞRUSU BİZ, CÂHİLİYE DÖNEMİNDE KADINLARA
HİÇ ÖNEM-DEĞER VERMEZDİK. NİHÂYET ALLAH
(c.c), İSLÂM’IN GELİŞİYLE KADINLAR HAKKINDA
ÂYETLER İNDİRDİ VE ONLARA BİRÇOK HAK TANIDI!
Hz. Ömer (r. a)
İZZETİ HAKK TA.. ARAMAZ İSEN, BÂTIL SENİ
ZİLLET İÇİNDE YAŞAMAYA MAHKÛM EDER!
Anonim
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Çeltikçi Belediye Başkanı Ramazan Ezin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında ilçedeki kadınlarla bir araya gelerek tebriklerini iletti. MHP teşkilatının da katıldığı etkinlikte, kadınların toplumsal hayattaki vazgeçilmez rolü vurgulandı.
0Çavdır Belediye Başkanı Uzm. Ecz. Ali Okan Yücel, Dünya Kadınlar Günü kapsamında ilçe pazarını ziyaret ederek kadınlarla kucaklaştı. Pazardaki emekçi kadınlara çiçek takdim eden Yücel, anlamlı günün coşkusunu sahada paylaştı.
Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Çeltikçi pazarında saha çalışması gerçekleştirdi. Kadın esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen ekip, dayanışma mesajları eşliğinde hediyelerini takdim etti.
Antalya’daki Ispartalılar Derneği (ANIDER), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü siyaset ve sivil toplumun kadın liderlerini bir araya getiren özel bir organizasyonla taçlandırdı. Katılımın yoğun olduğu programda, kadınların toplumsal kalkınmadaki kilit rolü ön plana çıkarıldı.
Ağlasun Kaymakamlığı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında ilçe genelindeki hanımefendilere özel anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Sayın Zühal Eyyüpkoca’nın ev sahipliğindeki programda, kadınların toplumsal dinamikteki kritik rolü bir kez daha öne çıktı.
Burdur Belediyesi tarafından düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Voleybol Turnuvası sona erdi.
Yorumlar (0)