
“Kadere bak.. Kimleeer kimlerle beraber yan yana geliyor? Aaahhh ahh.. Neredeeen nereye.. Ne oldum deme ne olacağım de…”
Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın mitinglerde sıkça söylediği bu sözleri üzerinden düşünmenin tam zamanıdır. Çünkü 2018 yılı bitiyor, yeni yıla girerken “Neredeeen nereye” doğru gittiğimize bakmak için bir fırsattır.
Önce ekonomide nereden nereye geldik, bir bakalım:
***
Son 16 yılda 2,2 Trilyon $’ı vergi olmak üzere, toplam 3,5 Trilyon $’lık kaynak kullandılar. Ama sadece 100 milyar $ harcadığımız “yollar, köprüler, tüneller, hastaneler, havaalanları” ile övünmekteler.
***
16 yılda Dünyada yaşanan bol ve ucuz para döneminden faydalanarak, kurları düşük tutup, 1 Trilyon $’lık dış ticaret açığı ve 625 milyar $’lık da cari açık verdirdiler. Ve milleti “hane halkı” olarak 585 milyar TL bankalara borçlandırdılar. Toplumu çılgınlar gibi tüketime alıştırdılar.
***
Sadece İstanbul’da 70 markalı İnşaat firmasına “imar değişikliği” ile 240 milyar TL’lik vergisiz kaynak aktarmayı başararak, “yeni kaynak yaratmada” eşsiz bir model (!) ortaya koydular.
Yine sadece 30 tane “yandaş firmaya” dışarıdan borç olarak aldığımız 123 milyar $’la YİD ve KÖİ projeleri vererek, gelir ve kaynak çeşitlemesinde (!) herkese örnek oldular..
***
2002’de 130 milyar $ olan dış borcu 485 milyar $’a çıkararak ve sadece bu borçlara karşılık 160 milyar $ faiz ödeyerek, “faiz lobisinin” belini kırdılar.(!)
Sadece iç borç faizi olarak merkezi hükümet bütçesine 2019 yılında 117 milyar TL kaynak, toplam yatırımlara ise 63 milyar TL kaynak ayırdılar.
***
En zengin yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay önceki yıla göre 0,2 puan artarak yüzde 47,4’e çıktı. Nüfusun yüzde 20’si toplam gelirin yaklaşık yarısını kazanırken en yoksul yüzde 20’nin toplam gelirden aldığı pay ise yüzde 6,3 oldu. (Kaynak: TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2017)
Yani artık zengin daha zengin.. Fakir daha fakir oldu.
Türkiye’yi dolar milyarderleri sıralamasında dünya 14.’sü yaparak, fakir-fukaranın, garip-gurabânın gururlanmasını sağladılar(!) Fakat ülkemizi kişi başına gelir sıralamasında Dünyada 78. Sıradan yukarı çıkaramadılar.
Bankalardaki toplam 2,2 Trilyon TL’lik mevduatın % 54’ü sadece 190 bin hesap sahibine, geri kalan % 46’sı ise 35 milyon hesap sahibine ait olmasını sağladılar. Gelir dağılımı nasıl düzeltilirmiş, dosta-düşmana gösterdiler.(!)
İşsizlik rakamını 6 milyon 350 bin yerine, 3.750.000 olarak ilân ederek, istatistik bilimine takla attırdılar.
***
3 Y’yi yani “Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasakları kaldıracağız” dediler…
“Günah işleme özgürlüğünü” keşfettiler. “Mücahit olduklarını söylüyorlardı, önce müteahhit, sonra da her şeye müsait hale geldiler..”
Ayakkabı kutularındaki dövizleri, yatak odalarındaki para kasalarını ve sıfırlanan para depolarını bile örtmeyi, hatta buradan yeni zaferler çıkarmayı bildiler.
Ulaşamadıkları hazlara “murdar” deyip, o hazlara ulaşınca, “kasa, masa ve nisa” yani “para, makam ve kadın” konusu ile imtihanı kaybettiklerini itiraf ettiler. Yine kazandılar.
***
16 yılda sadece 55 milyar $’lık AVM inşa ederek ve buralarda satılan ürünlerin % 70’i yabancı olan markalarla millete sahte Cennet yaşattılar. En büyük belediyelerin başına seçtirdikleri adamların başarısızlıklarını, yolsuzluklarını örtemeyince, “metal yorgunluğu” bahanesiyle görevden aldılar.
Ülkenin üretime yönelmesi gereken bütün kaynaklarını inşaata ayırdılar. Tarımı öldürdüler, köylüleri şehirlere taşıdılar. Şehirleri betona boğdular. “Şehirlerimize ihanet ettik” diye itiraf ettiler. Çözüm için “yatay mimari” ve “millet bahçeleri” vaat ettiler.
Bütün bunlara rağmen “belediyeleri en iyi biz yönetiriz” demeye devam ettiler..
(NOT: Ekonomik veriler için Rubil Gökdemir’e teşekkür ederim.)
**************************************
AKP iktidarı 17. Yılında. Bu dönemde “kimleeer kimlerle beraber olmuş?” bir bakalım:
2002’de iktidara geldikten sonra “The Cemaat” ile birlikte devleti dönüştürdüler. Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davaları ile tasfiye ettikleri vatanseverler yerine, TSK ve yargı dâhil bütün kritik kurumları FETÖ’cülerle doldurdular. 15 Temmuz darbesine kadar ne istedilerse verdiler, semirttiler.
17/25 Aralık olayları ile menfaat çatışması olunca “Rabbim bizi affetsin, aldatıldık” dediler.
Sonra da kendilerinden olmayan herkesi “FETÖcü” olmakla suçladılar.
***
“PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim” dedi. Pkk’nın İmralı’daki çatebaşı ile Türk devletini eşit şartlarda müzakere ettirdiler. Oslo’da, Habur’da yaşanan rezaletlerden sonra Diyarbakır meydanında çetebaşının mektubunu bir milyon kişi huzurunda okuttular.
“PKK Bağımsız Kürdistan için silah kullanabilir.” “Abdullah Öcalan Ortadoğu’da Türkiye’nin önünü açıyor.” “Öcalan ideolojik olarak gerçekten bir rehber ve lider… O dünya çapında bir problemin taşıyıcısı, lideri ve bu sorunu çözerse tarihe geçecek bir insan” dediler.
“PKK terör örgütü değildir. Öcalan’a terörist demek, denize ‘göl’ demek gibi bir şey: Bir Kürt ulusalcısı olarak, siyasi amacına ulaşmak için şiddeti kullanan bir politikacıdır Apo”demeye utanmadılar.
Dolmabahçe Sarayında “çetebaşının” mektubunu “mutabakat metni” olarak okudular. Şehirlerin, yolların tuzak bombalar ve silahlarla doldurulmasına göz yumdular.
Sonra PKK’nın kendilerini aldattığını itiraf ettiler. Şehirlerde hendek savaşlarında, yollara kurulan tuzaklarda bine yakın askerimiz ve vatandaşımız şehit oldu.
***
Tayyip Erdoğan kendisine en şiddetli eleştirileri yapan rakiplerini yanına çekmekte çok başarılı oldu. Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, DP Genel Başkanı Süleyman Soylu bütün eleştirilerini unuttu. Erdoğan’ın en güvendiği, en sadık yardımcıları oldu.
En sert eleştiri kategorisinde birinciliği kimseye kaptırmayan Devlet Bahçeli de, ne olduysa birden 180 derece dönüş yaptı. Bütün kritik siyasal hamlelerde Erdoğan’ın önünü açan kişi oldu. O şimdi muhalefete muhalefet etmekten sorumlu muhalif parti başkanı olarak, Erdoğan’ın en kıymetli partneri durumunda.
“Kadere bak.. Kimleeer kimlerle beraber yan yana geliyor?”
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İktidarın hukukçuları neden susar?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türkiye uçuyor, yolcular uykuda' adlı köşe yazısı... Devamı
En düşük emekli aylığının 23 bin 552 TL'ye yükseltilmesini öngören düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülüp kabul edilmesinin ardından yasalaşma sürecini tamamlayacak.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Katar Emiri'nin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini belirterek, Şeyh Hamed bin Halife Al Sani'nin Türkiye ile Katar arasındaki dostluk ve iş birliğinin güçlenmesinde önemli rol üstlendiğini ifade etti.
Erdoğan, Ankara'da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi'nin Türkiye açısından tarihi bir başarı olduğunu belirterek, zirvenin ülkenin diplomatik gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Törende konuşan Erdoğan, 125'i dost ve kardeş ülkelerden gelen askeri personel olmak üzere toplam 301 subayın mezuniyet sevincini paylaştıklarını belirterek, kurmaylık eğitimini tamamlayan tüm subayları tebrik etti.
Avrupa Parlamentosu (AP), 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na ilişkin kabul ettiği kararla Türkiye'nin tepkisini çekti. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik iddiaların yer aldığı kararın ardından Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik peş peşe açıklamalarda bulunarak kararı sert sözlerle eleştirdi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Kurmay Subaylar Mezuniyet Töreni'nde yaptığı konuşmada, mezun olan kurmay subayları tebrik ederek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, değişen güvenlik ortamına dikkat çekerek yapay zekâ, insansız sistemler ve siber tehditlerin modern savaşların seyrini belirlediğini söyledi.
Yorumlar (0)