
Hemen herkesin üzülerek öğrendiği ya da yolu düştüğünde öğreneceği gibi, Sağlık Bakanlığı; yediklerinin, içtiklerinin, giyip kuşandıklarının ve kullandıklarının bir çok insanı hasta ettiği, artı hastalık çeşitleri ile birlikte ve tabii olarak hasta sayılarının ‘katlanarak’ arttığı bir devirde sağlık hizmetlerine yüzde 200 ilâ 542 arasında bir zam yapmış… Dolayısıyla da aralarında ben fakirinde bulunduğu bir çok kişinin ‘zorunlu hallerde, son çare olarak’ hastanelere ve hekim ile diş hekimlerinin muayenehânelerine gitmelerini, muayene ve tedâvi olmalarını zorlaştırmış, neredeyse imkânsız hâle getirmiş..!
Yani, Bakanlık tarafından önceki gün yayınlanan Tebliğnâme de, ikinci basamak resmî sağlık hizmetleri sunucularında, daha önce 6 lira olan muayene katılım payı 20 liraya; Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile bu hastanelere bağlı semt polikliniklerinde daha önce 7 lira olan muayene katılım payı 45 liraya; Diş Hekimliği fakülteleri bulunan Devlet/Vakıf üniversite hastaneleri; Tıp fakülteleri bunun Devlet üniversiteleri, sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde daha önce 8 lira olan muayene katılım ücreti 45 liraya; ikinci ve üçüncü basamak özel sağlık hizmeti sunucularında daha önce 15 lira olan muayene katılım payı 50 liraya çıkarılmış… Dolayısıyla da Sağlık Bakanlığı, muayene katılım paylarına genel hizmet veren devlet hastanelerinde yüzde 233. 3; eğitim ve araştırma hastanelerinde yüzde 542.2; üniversite hastanelerinde yüzde 462,5; özel hastanelerde ise yüzde 200 oranında artırmış!
Demem o ki; Sağlık Bakanlığı sağlık hizmetlerinin bazılarında ve bir günde 5 mislinden (5 katından) fazla zam yapmış. Dolayısıyla da garip gurebanın, kısaca dar gelirli birey ve ailelerin hastanelere, özel muayenehanelere gitmesini, muayene ve tedavi olmasını oldukça zorlaştırmış!
Sürekli okurlarımın bilecekleri veya hatırlayacakları gibi, İstanbul’daki (Mevlâyâ emanet) oğullarım ve torunlarım bundan 3 ay önce kalbimi basit bir sağlık kontrolünden geçirtmek, en kötü ihtimalle anjiyo yaptırmak üzere beni İstanbul’a götürmüş ve beni özel muayenehanelerinde muayene eden, aynı zaman da evlatlarımın dostları da olan doktorlarım, benim baypass olmam gerektiğini belirtmiş ve öyle de yapmışlardı!
Beni olduğu gibi annelerini de check up’tan geçirten ve endoskopi de yaptırtan evlatlarım özel muayene ve hastane ücreti olarak bir hafta içinde 200 bin liranın üzerinde bir harcama yapmışlardı… O nedenle ben bizim baypass ve çekap iyi ki bugünlere kalmış! Yoksa bugün kaça mal olurdu onun bugünkü hesabını yapamadığım gibi düşünmek bile istemiyorum… O nedenle ben ‘Cenab-ı Hakk kimseyi, ama hiç kimseyi şifasız hastalık, devasız dert ve ödemesi imkânsız borç vermesin; ancak birçok konuda olduğu gibi bu konularda da hiç kimsenin bir garantisi yok! Çünkü dünya hayatı meşakkatlerle dolu bir hayat!’ diyorum…
Tamam, sosyal devlet halkına diş hekimliği, eczacılık, diyetisyenlik, ebelik, hemşirelik, tıp, optometri, odyoloji, psikoloji, meslekî terapi, fizik tedavi, atletik eğitim ve benzer sağlık hizmetleri verir vermesi gerekir ancak, birçok şeyimiz olduğu gibi bu hizmetlerde kullanılan alet, edavat, tıbbî cihaz, ilaç ve ham maddeler dışarıdan ve döviz karşılığında ithal etti için, devlet bu hizmetlere yetişemiyor, döviz yetiremiyor… Ancak, sosyal bir devletin, halkın ve bilhassa dar gelirli birey ve ailelerin temel ve zorunlu sağlık hizmetlerini de ya ücretsiz ya da olabildiğince düşük bir fiyatla vermesi gerekir… Ancak, yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, hasta ve hastalık sayısının katlayarak arttığı bir devir ve ülke de bütün bunları yapabilmek oldukça zor olduğunu da düşünmek, bilmek ve kabul etmek de gerekir… Ancak, dar gelirli birey ve alileri hastanelere gidemez duruma getirmekte sosyal bir devlete yakışmaz!
Bizim kuşak, hastanelerimizde, muayene ücretlerini veya hastane masraflarını ödemediği için hastaneler de rehin tutulan hastaları ve hasta yakınlarını gördü… Ancak, son yıllarda bu ve buna benzer şeyler yaşanmadığı için, o günleri unuttu! O nedenle, Bakanlığın Sağlık Hizmetlerine yaptığı zamları fahiş ya da oldukça yüksek bulacaktır…
Herkesin mâlûmu olduğu üzere sosyal devlet; bireylere asgarî gelir güvencesi veren, onları toplumsal risklere karşı koruyan, sosyal güvenlik imkânı sağlayan ve insanının tümüne eğitim, sağlık ve barınma gibi hizmetleri sunan bir anlayışın tezahürüdür, adıdır soyadıdır! Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi ‘sağlık ve îtibarda tasarruf olmaz!’ Amma velâkin Sosyal Devletin büyük bir kurumu olan Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmetlerine yaptığı son zamlar garip gurebayı, fakir fukarayı ve dar gelirli, hattâ orta gelirli birey ve aileleri sağlık ta tasarrufa zorlayabilir. Bu da hem sosyal bir devlete yakışmaz hem de devlete de, vatandaşa da daha pahalıya mâlolur!’ diyor, herkese ‘sağlıklı’ saygılar sunuyorum.
GÜCÜN VE MUTLULUĞUN TEMELİ SAĞLIKTIR!
Benjamin Disraeli
SAĞLIKTAN DAHA BÜYÜK ZENGİNLİK YOKTUR!
Ralph Waldo Emerson
İNSANLAR ÖNCE PARA KAZANMAK İÇİN SAĞLIKLARINI
SONRA DA SAĞLIKLARINI KORUMAK İÇİN PARALARINI
HARCARLAR..! Wolfgang Van Goethe
HALK İÇİNDE MÛTEBER BİR NESNE YOK DEVLET GİBİ
OLMAYA DEVLET CİHANDA ‘BİR NEFES’ SIHHAT GİBİ!
Kânûnî Sultan Süleyman Han (r. aleyh)
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Burdur’un Hacılar Köyü’nde 2 hekimli Aile Sağlığı Merkezi ile Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu yapılması için önemli bir adım atıldı.
Burdur'da doğum sancıları başlayan bir anne adayına 112 Acil Sağlık ekipleri ambulansta başarılı şekilde müdahale etti.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü, Türkiye'de 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun kapsamında resmi tatil olarak kabul ediliyor. Bu nedenle 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü kamu kurum ve kuruluşlarında mesai yapılmayacak.
Erzincan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin'in katılımıyla, "Evde Sağlık Hizmetleri ve Hastane Katkı Payları" konulu değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.
Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Kızılkaya beldesinde sağlık hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla 8 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu kurulması Sağlık Bakanlığı tarafından onaylandı. Belediye Başkanı İlkay Güngör, girişimin belde halkı için hayırlı olmasını diledi.
AK Parti Burdur Milletvekili Mustafa Oğuz, Sağlık Bakanlığı onayıyla Bucak ilçesine bağlı Kızılkaya beldesinde 8 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu'nun kurulduğunu duyurdu. Yeni istasyonun bölgedeki acil müdahale kapasitesini artırması hedefleniyor.
Yorumlar (0)