
SİVİL İTAATSİZLİK
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin CHP'li Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması ile başlayan mitingler, CHP'nin öncülüğünde ve fakat CHP dışında diğer partilere oy veren vatandaşların da katıldığı güçlü eylemler oldu.
İstanbul ve vatandaşların sokağa çıktığı diğer şehirlerde, valiliklerin toplantı ve gösterileri yasaklama kararlarına rağmen, büyük kitlelerin sokaklar, caddeler ve meydanlara sığmaz halde toplantılar yapması yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a yaptığı "Adalet Yürüyüşü" bir "pasif direniş" olarak dikkat çekiciydi. Fakat toplumda sürdürülebilir bir etkisi olmadı.
Kılıçdaroğlu'nun eylemi bireyseldi. CHP öncülüğünde İmamoğlu'na destek eylemleri ise milyonların katıldığı kitlesel hareketlerdi. Saraçhane'de 7 gün sürdükten sonra Maltepe'de büyük bir mitingle devam etti. Bayram sonrası bu eylemler sürecek mi bilemiyoruz. Ancak bu eylemlerin "sivil itaatsizlik" tanımına uyup uymadığını sorgulamak istiyorum.
****
Hukuk sistemleri ve öğretide DİRENME HAKKI diye bir kavram yer alıyor. Bireylere baskı ve zulüm karşısında özgürlüklerini korumak için son çare olarak "direnme hakkı" tanınmaktadır.
Baskıya karşı direnmenin "Pasif Direnme" ve "Aktif Direnme" olarak iki türü var.
Zora ve şiddete başvurmaksızın baskıya karşı koyma yolu "pasif direnmedir."
"Aktif direnme" ile kuvvet ve gerekirse şiddet kullanan isyan ya da ihtilal hareketleri kastediliyor.
Sivil itaatsizlik, zulüm ve haksızlıklara karşı bütün yasal yolların tükendiği noktada, kamu vicdanına çağrıyı amaçlayan ve şiddet kullanmayan bir eylem türüdür. "Daha vahim toplumsal felaketlerin önüne geçmek için başvurabilecekleri bir çare" olarak kabul edilir.
"Politik ve hukuki sorumluluk üstlenilerek kamu vicdanını etkilemeyi hedefleyen, şiddet içermeyen, mevcut yasal yolların çare olamayacağı anlaşıldığı için başvurmak zorunda kalınan, bu nedenle yasadışı, ama meşru bir eylem biçimidir."
Sivil itaatsizlik şiddet içermediği için, bir pasif direnme yöntemi olarak nitelendirilebilir.
****
"Sivil itaatsizlik" terimini literatüre kazandıran Henry David Thoreau'dur. O'nun "Sivil İtaatsizlik" kitabı Mahatma Gandhi'de, Martin Luther King'de ve onları izleyen binlerce adalet yanlısında yankı bulmuştur.
Thoreau, "kanunlara karşı açık ve maksatlı bir itaatsizlik noktasına da varsa, vatandaşın görevinin haksızlıklara karşı koymak olduğunu" söylemiştir.
Gandhi sivil itaatsizliği, "şiddete başvurmadan direnme, gerçeğe ve adalete derin bağlılık" olarak tarif ediyordu.
Martin Luther King "Eğer adaletsizlik yöneticiler için pek önem taşımıyorsa, kural ve kanunlara karşı itaatsizlikte ısrar etmek gerekir" düşüncesiyle siyahlara karşı yapılan sistematik ayrımcılığa meydan okumuştur.
********************************
SARAÇHANE MİTİNGLERİ SİVİL İTAATSİZLİK EYLEMLERİ MİDİR?
Yukarıda anlatılanlardan özetle, sivil itaatsizlik eylemlerinin temel unsurlarını a) Yasaya aykırılık, b) Şiddetsizlik, c) Kamuya açıklık, d) Çiğnenen Pozitif Hukuk Normundan Doğacak Yaptırıma Katlanma olarak sayabiliriz.
Eylemlerin sebebi hukukun ve idarenin siyasallaşması ve bu yolla seçilmiş siyasetçilerin sistemden tasfiye edildiği inancıdır.
Milyonlarca insan İmamoğlu'nun diplomasının iptalinin de tutuklanmasının da hukuki olmadığı, yapılanların "Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu'nun tasfiyesi ve iktidarın CHP'li belediyeleri ele geçirme operasyonu" olduğu kanaatindedir.
"Tek adam yönetiminde", "kuvvetler birliği sistemi" içinde, bu "zulüm ve haksızlıklara" karşı "tek çare" olarak "kamu vicdanına" seslenmek kaldığı görülmüştür.
Yani amacı itibarıyla sivil itaatsizlik şartları oluşmuştur.
Saraçhane'de ve Türkiye'nin bir çok ilinde, valilikler tarafından toplantı ve gösteriler yasaklanmış olmasına rağmen,izinsiz yapılan eylemler "sivil itaatsizlik" unsurlarını taşımaktadır.
"Toplantı ve gösteri yapma hakkı" anayasal bir haktır. Ancak bu hak valiler tarafından belli tarihler arasında ve belli yerlerde çeşitli gerekçelerle yasaklanmıştır. İdarenin bu kararı kitleler tarafından yok sayılarak sokaklar, caddeler, meydanlar doldurulmuş, konuşmalarla gösterilerin amacı kamuya açıklanmıştır. Bu izinsiz gösterilere katılanlar iktidarın yaptırımlarını göze alarak geldiler. Nitekim 2 binden fazla kişi gözaltına alındı, bunlardan 301 kişi tutuklandı.
Bu bakımdan yasağa rağmen yapılan Saraçhane mitingleri ile Valiliğin yasaklamadığı Maltepe Meydanında yapılan siyasi mitingin vasfı farklıdır.
********************************
MALTEPE MİTİNGİ İLE SİVİL İTAATSİZLİK EYLEMLERİ SONA ERDİ
İzinsiz gösterilerde kitlesel taşkınlıklar ve şiddet olmamış, son derece medeni kitlesel eylemler gerçekleşmiştir. İktidar kanadının "vandallar, yağmacılar Saraçhane'de toplanarak taş, sopa ve havai fişeklerle polis ekiplerine saldırdı"gibi ifadeleri tesadüf değil. Olaylarda "şiddetsizlik" unsurunun olmadığı yani bunun bir "sivil itaatsizlik" değil, bir "isyan veya ihtilal hareketi" olduğu şeklinde değerlendirmeye hazırlanıyor.
Son derece barışçıl "sivil itaatsizlik eylemleri" olarak başlayan "Gezi olaylarının" sonradan şiddet kullanan marjinal gruplar bahane edilerek bir "isyan veya ihtilal hareketi" olarak değerlendirildiğini unutmayalım.
Ancak "Gezi Olayları" spontane/ kendiliğinden gelişmişti. Eylemleri yönlendiren bir siyasi parti, dernek, sendika gibi bir organizasyon yoktu. Bu sebeple ilerleyen günlerde marjinal gruplar öne çıkmıştı. Bu defa Saraçhane mitinglerini düzenleyen CHP ve diğer destek veren partiler şiddet kullanmaya meyilli kişi ve grupları uzaklaştırdılar. İktidara bu kozu verecek bir olay yaşanmadı.
Sivil itaatsizlik eylemleri özü itibariyle otoriteye rağmen yapıldığı için eylemlere katılanları kısa sürede motive eder hatta militanlaştırır.
Bu yüzden iktidar akıllı davrandı. Valilik Maltepe mitingi için herhangi bir yasaklama kararı vermedi. Ülke bazına yayılması muhtemel bir sivil itaatsizlik eylemi normal bir siyasi mitinge dönüştürüldü.
NOT: Belli markaları boykot ile bir günlük satın almama kampanyası da birer sivil itaatsizlik eylemi olarak nitelendirilebilir mi? Bu konuyu lütfen siz de düşünün. Sonra birlikte değerlendiririz.
03.04.2025
Ruhittin SÖNMEZ
2026
Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı
ANKARA- Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasının yer aldığı ve Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel tarafından basım aşamasında hakkında “toplatma kararı” alındığı açıklanan “Millet Şahidimdir” adlı kitapla ilgili açıklama yaptı.
Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 17 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. İmamoğlu, mesajında Türkiye'nin geleceğine ilişkin yeni bir siyasi yürüyüş çağrısı yaptı.
Tutuklu bulunan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla TBMM gündemindeki “çerçeve yasa” tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu, paylaşımında YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in siyaset çizgisine ve yürüttüğü mücadeleye destek verdiğini belirtti.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinde düzenlenen "500 Gündür Süren Hukuksuzluğa Karşı Adalet İçin Yürüyoruz" programına katıldı. Beylikdüzü Belediyesi önünden binlerce kişinin katılımıyla Yaşam Vadisi'ne yürüyen Özel, burada yaptığı konuşmada, 19 Mart'ta yaşanan sürecin üzerinden 500 gün geçtiğini belirterek iktidara yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Komiser, yargılama sürecinde yaşanan gelişmelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan temel haklar bakımından yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti.
Toplantıda konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, önceki gün görülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında yaşananları eleştirerek, eşi Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkının engellendiğini savundu.
Yorumlar (0)