
Hemen herkesin gördüğü veya bildiği gibi, günümüzde en küçük köy, kasaba, en fakir semt ve en kenar mahalle ve sokaklarımızdan tutun en büyük ve en zengin kent ve semtlerimizin caddelerine varıncaya kadar hemen her tarafımız plaja, çarşı hamamına, hattâ ‘çıplaklar kampına benzer durumda maalesef! O nedenle ben daha yazımın başında ve bu konuda hiç kimseyi suçlamamakla veya kınamamakla-kınayamamakla beraber, özelde nefsim, genelde de neslim adına büyük üzüntü ve kaygı duyduğumu hatırlatmak istiyorum!
Çünkü bizim bugün ‘fütursuzca…’ açılıp saçıldığımız ve destursuzca gezip dolaştığımız Anadolu’muzu, ana-aba ya da ata yurdumuzu, sokak ve caddelerimizi, dolayısıyla da kılığımızı kıyafetimizi, namus ve iffetimizi korumak ve müdafaa etmek için atalarımız çok savaştıkları ve bu değerler uğruna; yani namus ve iffetlerine halel getirmemek için çok açlık, kıtlık ve yokluk çektikleri gibi, sayısını bilmediğimiz kadar da fazla şehid ve gâzî vermişler!
Kısacası ve açıkçası; atalarımız bırakın bugünkü gibi açılıp saçılmayı, saçlarının bir telini bile ‘namahreme’ göstermemek ve el sürdürmemek için savaşmış ve bunun için can alıp can vermişler…
Daha açık ve daha müşahhas şekilde yazayım:
Şöyle ki; çok eskilere ve ötelere gitmeye gerek yok! Daha ‘dün’ denecek kadar kısa bir süre önce analarımızın, bacılarımızın, kadın ve kızlarımızın, hattâ baba ve dedelerimizin yataklarına veya yatak odalarına girerken dahî çekindikleri (hâfıza meleklerinden utandıkları) kıyafetlerle günümüz insanı meskun mahallerde, sokak ve caddelerde, pazar ve alışveriş merkezlerinde cirit atıyor ve bundan da zerre kadar utanıp sıkılmıyor veya çekinmiyor! Ki, bahsime konu şekilde giyinenler de, giyinmeyenler de, hattâ tasvip etmeyenler de yarı(dan fazla) çıplak vaziyette gezip dolaşmalarını ‘zamanla’ kanıksıyorlar..!
Hâsılı, bir edep insanı, ar ve hayâ timsali olan ve kutsal değerleri uğruna şehid veya gâzi olan ecdadımızın torunları bugün çarşı ve pazarlarda, açık yerleri kapalı yerlerinden daha fazla bir vaziyette ve zerre kadar utanıp sıkılmadan gezip dolaşıyor maalesef!
Gayrimüslim insanlara ve onların evlatlarına bir diyeceğim olmaz-olamaz… Ancak ‘ben kendim Müslüman bir Türk’ün ve inançlı imanlı bir ailenin evlâdı olduğum gibi, insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan bir ülkenin ferdiyim vatandaşıyım…’ diyen-diyebilen bir kişinin ‘anadan üryan’ denilecek kadar açık bir kıyafetle sokağa çıkması ve pervasızca gezip dolaşması benim aklıma Ömer Hayyam’ın aşağıda iktibas edeceğim şiirini getirdi ve o şiir de şöyle:
Ömer Hayyam bu şiiri yıllar önce yazmış! Bugün yazsaydı ne derdi bilmiyorum ama ben amatör ve nâçiz bir şair olarak sevgili okurlarımı tenzih ederek daha ağırını yazmak isterim! Ama benim terbiyem de köşem de buna müsaade etmez… O nedenle ben sözü günümüze getirmek ve asıl meramıma geçmek istiyorum:
Şöyle ki; Müslümanı gayrimüslimi, kâfiri ya da ateisti veya putperesti, ateşperesti ve benzerleri dahil olmak üzere insanlık âlemi hiçbir dönem ve mekânda günümüzdeki kadar mânevî bozguna uğramamış, açılıp saçılma bombardımanına, yani ahlâk erozyonuna uğramamış-uğratılamamış ve buna rıza göstermemiş! Ancak bahsime konu ‘manevî’ katliamların, çöküntülerin en etkili ve en kuvvetli iki kâtilinden biri sorumsuz yazılı ve görsel basın yayın organları, diğeri ise adına ‘sosyal medya’ denilen ve internet aracılığıyla (7’den 77’ye-87’ye hattâ 97’ye varıncaya kadar) hemen herkesin evine yerine girecek kadar uzayan hatlar ve cebine girecek kadar küçülen telefonlar ile bu telefonlar aracılığıyla kullanılan ve hiçbir kural ve ahlâk tanımayan sitelerdir… O nedenle ben ‘bunların tamamı zaptı rap altına alınmalı, dolayısıyla da genelde tüm insanımızı, özelde de çocuk ve gençlerimizi ifsat etmelerine izin edilmemeli!’ diye düşünüyorum.
Oldukça pahalı bir şekilde satın aldıkları akıllı ama sorumsuz cep telefonları veya masa bilgisayarları aracılığıyla hemen herkesi bağımlı yapan ve bağımlı yapmakla da kalmayıp kontrolden çıkaran, hasta eden sosyal medya şirketleri; dönemin saldırgan, işgalci ve sömürgeci devletleri, bir dönem ‘orduları vasıtasıyla’ işgal edip yıllarca sömürdükleri ülkeleri ve kölesi yaptıkları-kanlarını emdikleri insanları, bilhassa gençleri ve çocukları; bugün oturdukları yerden, yani internet ordularıyla ve zerre kadar utanmadan sıkılmadan önce işgal, sonra meşgul, en sonunda da ifsat ediyorlar! Ve devlet bunlara bir ihtar çektiğinde ya da herhangi bir uyarı yaptığında mâlûm çevreler ayaklanıyor…
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; teröristler veya terör örgütleri her zaman ve her yerde terör yapmaz veya yapamazlar! Ancak adına ‘sosyal medya’ denilen şirket örgütlerinin bugün girmedikleri mekân, ifsat yapmadıkları an ve insan ‘yok’ denecek kadar az maalesef! O nedenle ben ‘bu adına şirket, denilen ve bir terör örgütünden daha tehlikeli duruma gelen Sosyal Medya siteleri mutlaka bir zaptı rap altına alınmalı. Alınmalı ki, hükümet geçte olsa bu yönde adımlar atmaya başladı. Ancak bazı kişi ve STK’lar Bremen Mızıkacıları gibi çalıp söylemeye, bazıları da bal yapmaz arılar veya sarıca arılar gibi cızılamaya başladılar! Fakat, kim ne derse desin veya kim ne yaparsa yapsın bu sitelerin hiçbirine bizim inanç-iman, örf, âdet, gelenek ve göreneklerimize aykırı faaliyetlerde bulunmalarına izin verilmemeli!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
KİM DEMİŞ ‘AVRUPA İNSANI MEDENÎ?’
NE EDEP VAR NE HAYÂ ÇIRILÇIPLAK BEDENİ!
EĞER MEDENİYET AÇIP SAÇMAKSA BEDENİ,
DESENİZE HAYVANLAR BİZDEN DAHA MEDENİ!
KUL OLMAK ÇAĞDIŞILIKKEN, SOYUNMAK ÇAĞDAŞLIK,
DİN KARDEŞLİĞİNİ BIRAKTIK BİZ, ECNEBİYLE KAYNAŞTIK!
SÜNNET SAKAL YOBAZLIK, TOP SAKALSA MEDENÎ,
UNUTTUN SEN EY VEFASIZ! EHLİ SÜNNET DEDENİ:
Mehmed Akif Ersoy
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Antalya'nın Manavgat ilçesinde Polonya vatandaşı Oksana Maria Kaminska, İslam'ı seçti. "What is Islam?" isimli WhatsApp hattından müftülüğe ulaşan Polonyalı kadın, Kelime-i Şehadet getirerek ‘Meryem' ismini aldı.
Almanya’da yaşayan ve İslam’ı araştıran Bulgar asıllı Gergana Schirmer, Bingöl’de Müslümanlığı seçerek ‘Hatice’ ismini aldı.
Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde Alman hemşire Müftülükte düzenlenen tören ile Müslüman oldu. Detaylar haberimizde..
Çek Cumhuriyeti vatandaşı gezgin Dr. Daniel Kalmus, Ağrı'nın Taşlıçay ilçesini ziyaretinde İslam dinine geçerek Müslüman oldu.
Antalya'nın Alanya ilçesinde ikamet eden Ukrayna vatandaşı Anhelina Nesterenko isimli kadın, Alanya Müftülüğünde Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu.
Yüzbinlerce Müslüman, Umre için Mekke'ye geldi. Kabe'yi tavaf ederken dua eden ziyaretçiler, manevi bir yolculukta gözyaşlarıyla buluşuyor.
Yorumlar (0)