Taceddin Akbaş

Soyundukça soyuluyor soyuldukça soyunuyoruz!

Taceddin Akbaş'ın 'Soyundukça soyuluyor soyuldukça soyunuyoruz!' adlı köşe yazısı...

Taceddin Akbaş

SOYUNDUKÇA SOYULUYOR SOYULDUKÇA SOYUNUYORUZ!

Hemen herkesin gördüğü veya bildiği gibi, günümüzde en küçük köy, kasaba, en fakir semt ve en kenar mahalle ve sokaklarımızdan tutun en büyük ve en zengin kent ve semtlerimizin caddelerine varıncaya kadar hemen her tarafımız plaja, çarşı hamamına, hattâ ‘çıplaklar kampına benzer durumda maalesef! O nedenle ben daha yazımın başında ve bu konuda hiç kimseyi suçlamamakla veya kınamamakla-kınayamamakla beraber, özelde nefsim, genelde de neslim adına büyük üzüntü ve kaygı duyduğumu hatırlatmak istiyorum!

Çünkü bizim bugün ‘fütursuzca…’ açılıp saçıldığımız ve destursuzca gezip dolaştığımız Anadolu’muzu, ana-aba ya da ata yurdumuzu, sokak ve caddelerimizi, dolayısıyla da kılığımızı kıyafetimizi, namus ve iffetimizi korumak ve müdafaa etmek için atalarımız çok savaştıkları ve bu değerler uğruna; yani namus ve iffetlerine halel getirmemek için çok açlık, kıtlık ve yokluk çektikleri gibi, sayısını bilmediğimiz kadar da fazla şehid ve gâzî vermişler!

Kısacası ve açıkçası; atalarımız bırakın bugünkü gibi açılıp saçılmayı, saçlarının bir telini bile ‘namahreme’ göstermemek ve el sürdürmemek için savaşmış ve bunun için can alıp can vermişler…
Daha açık ve daha müşahhas şekilde yazayım:

Şöyle ki; çok eskilere ve ötelere gitmeye gerek yok! Daha ‘dün’ denecek kadar kısa bir süre önce analarımızın, bacılarımızın, kadın ve kızlarımızın, hattâ baba ve dedelerimizin yataklarına veya yatak odalarına girerken dahî çekindikleri (hâfıza meleklerinden utandıkları) kıyafetlerle günümüz insanı meskun mahallerde, sokak ve caddelerde, pazar ve alışveriş merkezlerinde cirit atıyor ve bundan da zerre kadar utanıp sıkılmıyor veya çekinmiyor! Ki, bahsime konu şekilde giyinenler de, giyinmeyenler de, hattâ tasvip etmeyenler de yarı(dan fazla) çıplak vaziyette gezip dolaşmalarını ‘zamanla’ kanıksıyorlar..!

Hâsılı, bir edep insanı, ar ve hayâ timsali olan ve kutsal değerleri uğruna şehid veya gâzi olan ecdadımızın torunları bugün çarşı ve pazarlarda, açık yerleri kapalı yerlerinden daha fazla bir vaziyette ve zerre kadar utanıp sıkılmadan gezip dolaşıyor maalesef!

Gayrimüslim insanlara ve onların evlatlarına bir diyeceğim olmaz-olamaz… Ancak ‘ben kendim Müslüman bir Türk’ün ve inançlı imanlı bir ailenin evlâdı olduğum gibi, insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan bir ülkenin ferdiyim vatandaşıyım…’ diyen-diyebilen bir kişinin ‘anadan üryan’ denilecek kadar açık bir kıyafetle sokağa çıkması ve pervasızca gezip dolaşması benim aklıma Ömer Hayyam’ın aşağıda iktibas edeceğim şiirini getirdi ve o şiir de şöyle:

VARLIK YOKLUK DERDİNİ AKLINDAN SİL; BIRAK ÖTELERİ DE KENDİNİ BİL; BOŞLA ALKOLÜ, GENİŞ BİR NEFES AL: ÇÜNKÜ KAÇ NEFES ALACAĞIN BELLİ DEĞİL! BİR ELDE KADEH, BİR ELDE KUR’AN; BİR HELÂLDİR İŞİMİZ, BİR HARAM. ŞU YARIM YAMALAK DÜNYA DA NE TAM KÂFİRİZ NE TAM MÜSLÜMAN!

Ömer Hayyam bu şiiri yıllar önce yazmış! Bugün yazsaydı ne derdi bilmiyorum ama ben amatör ve nâçiz bir şair olarak sevgili okurlarımı tenzih ederek daha ağırını yazmak isterim! Ama benim terbiyem de köşem de buna müsaade etmez… O nedenle ben sözü günümüze getirmek ve asıl meramıma geçmek istiyorum:

Şöyle ki; Müslümanı gayrimüslimi, kâfiri ya da ateisti veya putperesti, ateşperesti ve benzerleri dahil olmak üzere insanlık âlemi hiçbir dönem ve mekânda günümüzdeki kadar mânevî bozguna uğramamış, açılıp saçılma bombardımanına, yani ahlâk erozyonuna uğramamış-uğratılamamış ve buna rıza göstermemiş! Ancak bahsime konu ‘manevî’ katliamların, çöküntülerin en etkili ve en kuvvetli iki kâtilinden biri sorumsuz yazılı ve görsel basın yayın organları, diğeri ise adına ‘sosyal medya’ denilen ve internet aracılığıyla (7’den 77’ye-87’ye hattâ 97’ye varıncaya kadar) hemen herkesin evine yerine girecek kadar uzayan hatlar ve cebine girecek kadar küçülen telefonlar ile bu telefonlar aracılığıyla kullanılan ve hiçbir kural ve ahlâk tanımayan sitelerdir… O nedenle ben ‘bunların tamamı zaptı rap altına alınmalı, dolayısıyla da genelde tüm insanımızı, özelde de çocuk ve gençlerimizi ifsat etmelerine izin edilmemeli!’ diye düşünüyorum.

BATILILAR ‘’KILIÇ KALKANLA” FETHEDEMEDİKLERİ ÜLKELERİ YAYIN ORGANLARIYLA FETHEDİYORLAR

Oldukça pahalı bir şekilde satın aldıkları akıllı ama sorumsuz cep telefonları veya masa bilgisayarları aracılığıyla hemen herkesi bağımlı yapan ve bağımlı yapmakla da kalmayıp kontrolden çıkaran, hasta eden sosyal medya şirketleri; dönemin saldırgan, işgalci ve sömürgeci devletleri, bir dönem ‘orduları vasıtasıyla’ işgal edip yıllarca sömürdükleri ülkeleri ve kölesi yaptıkları-kanlarını emdikleri insanları, bilhassa gençleri ve çocukları; bugün oturdukları yerden, yani internet ordularıyla ve zerre kadar utanmadan sıkılmadan önce işgal, sonra meşgul, en sonunda da ifsat ediyorlar! Ve devlet bunlara bir ihtar çektiğinde ya da herhangi bir uyarı yaptığında mâlûm çevreler ayaklanıyor…

BOZGUNCU İNTERNET MEDYASIYLA TERÖRLE MÜCADELE EDİLİR GİBİ MÜCADELE EDİLMELİ

Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; teröristler veya terör örgütleri her zaman ve her yerde terör yapmaz veya yapamazlar! Ancak adına ‘sosyal medya’ denilen şirket örgütlerinin bugün girmedikleri mekân, ifsat yapmadıkları an ve insan ‘yok’ denecek kadar az maalesef! O nedenle ben ‘bu adına şirket, denilen ve bir terör örgütünden daha tehlikeli duruma gelen Sosyal Medya siteleri mutlaka bir zaptı rap altına alınmalı. Alınmalı ki, hükümet geçte olsa bu yönde adımlar atmaya başladı. Ancak bazı kişi ve STK’lar Bremen Mızıkacıları gibi çalıp söylemeye, bazıları da bal yapmaz arılar veya sarıca arılar gibi cızılamaya başladılar! Fakat, kim ne derse desin veya kim ne yaparsa yapsın bu sitelerin hiçbirine bizim inanç-iman, örf, âdet, gelenek ve göreneklerimize aykırı faaliyetlerde bulunmalarına izin verilmemeli!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.

KİM DEMİŞ ‘AVRUPA İNSANI MEDENÎ?’

NE EDEP VAR NE HAYÂ ÇIRILÇIPLAK BEDENİ!

EĞER MEDENİYET AÇIP SAÇMAKSA BEDENİ,

DESENİZE HAYVANLAR BİZDEN DAHA MEDENİ!

KUL OLMAK ÇAĞDIŞILIKKEN, SOYUNMAK ÇAĞDAŞLIK,

DİN KARDEŞLİĞİNİ BIRAKTIK BİZ, ECNEBİYLE KAYNAŞTIK!

SÜNNET SAKAL YOBAZLIK, TOP SAKALSA MEDENÎ,

UNUTTUN SEN EY VEFASIZ! EHLİ SÜNNET DEDENİ:

Mehmed Akif Ersoy

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Taceddin Akbaş Diğer Yazıları

14
EKİM

2026

AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!

Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı

13
EKİM

2026

Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'

Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı

13
EKİM

2026

Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!

Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı

12
EKİM

2026

Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak

Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı

09
EKİM

2026

Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı

Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı

09
EKİM

2026

Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!

Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı

07
EKİM

2026

Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor

Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı

05
EKİM

2026

Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!

Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı

05
EKİM

2026

Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım

Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı

02
EKİM

2026

'Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!

Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı

İlgili Haberler

Ukraynalı Mykhailovska, Aylin oldu
Bölgesel

Ukraynalı Mykhailovska, Aylin oldu

Bartın'da Ukraynalı Olena Mykhailovska Müslüman olarak Aylin ismini aldı. Müslüman olma arzusu ile Türkiye'ye gelen Ukrayna uyruklu Olena Mykhailovska, son olarak gezdiği Bartın'da İl Müftülüğüne başvurdu. Mykhailovska için düzenlenen ihtida merasimi Kur'ân-ı Kerîm tilavetiyle başladı.

Alman vatandaşı Struss müslüman oldu! 'Elif ismini aldı
Bölgesel

Alman vatandaşı Struss müslüman oldu! 'Elif ismini aldı

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde yaşayan Alman vatandaşı Kerstin Struss, İslam dinini seçerek ihtida belgesini aldı. Müslümanların dayanışma kültüründen etkilendiğini belirten Struss, adını "Elif" olarak değiştirdi.

Polonyalı Oksana Müslüman olup Meryem ismini aldı
Bölgesel

Polonyalı Oksana Müslüman olup Meryem ismini aldı

Antalya'nın Manavgat ilçesinde Polonya vatandaşı Oksana Maria Kaminska, İslam'ı seçti. "What is Islam?" isimli WhatsApp hattından müftülüğe ulaşan Polonyalı kadın, Kelime-i Şehadet getirerek ‘Meryem' ismini aldı.

İslamiyet’i araştırdı Müslümanlığı seçti
Bölgesel

İslamiyet’i araştırdı Müslümanlığı seçti

Almanya’da yaşayan ve İslam’ı araştıran Bulgar asıllı Gergana Schirmer, Bingöl’de Müslümanlığı seçerek ‘Hatice’ ismini aldı.

 Müslüman olup Canan ismini aldı
Bölgesel

Müslüman olup Canan ismini aldı

Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde Alman hemşire Müftülükte düzenlenen tören ile Müslüman oldu. Detaylar haberimizde..

Çekyalı gezgin Taşlıçay'da Müslüman oldu
Bölgesel

Çekyalı gezgin Taşlıçay'da Müslüman oldu

Çek Cumhuriyeti vatandaşı gezgin Dr. Daniel Kalmus, Ağrı'nın Taşlıçay ilçesini ziyaretinde İslam dinine geçerek Müslüman oldu.