Ruhittin Sönmez

Tek millet tek devletten çok ortaklı devlete

Ruhittin Sönmez'in 'Tek millet tek devletten çok ortaklı devlete' adlı köşe yazısı...

Ruhittin Sönmez

TEK MİLLET TEK DEVLETTEN ÇOK ORTAKLI DEVLETE

CB ve AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son dönemdeki ifadeleri Türkiye’nin içindeki etnik ve mezhebi kimlikleri öne çıkaran “yeni bir devlet modeli” fikrini benimsediklerini gösteriyor.

Erdoğan “Türk, Kürt, Arap birliği” vurgusu, “Gönül sınırları, yapay sınırlardan daha önemlidir” söylemi, “Suriye, Irak, Filistin’deki Kürtlerin sorunları da bizim meselemizdir”, “Ümmetin birliği, mezhepleri ve etnik kökenleri aşar” teması ile sistematik bir propaganda sürecini yürütüyor.

Bunlar, etnik ve mezhebi kimlikleri öne çıkaran, onları ümmet kavramı ile sistem içinde tutan “yeni bir devlet modeli” fikrine kapı aralayacak söylemlerdir.

Bu söylemi benimsetmek için tarihi gerçeklere aykırı olarak “İstanbul’un fethini Türkler, Kürtler, Araplar birlikte gerçekleştirdi, Malazgirt Savaşını birlikte kazandı” gibi örnekler verdi. Türkiye Cumhuriyeti’ni Türkler- Kürtler- Arapların kurduğu bir devlet olarak göstermeye çalıştı.

Bunlar “Tek millet- Tek devlet” paradigmasının esnetildiğini hatta terk edildiğini gösteriyor.

Bu söylemleri çok kimlikli bir ortak devlet modeli için toplumu psikolojik olarak hazırlama çabası olarak değerlendiriyorum.

Siyasal İslamcı literatürde “millet” kavramı “ümmet” kavramı ile eş anlamlı kullanılır. Bazı Türk Milliyetçileri Erdoğan ve AKP içindeki İslamcı grubun “tek millet” kavramıyla anayasada ifadesini bulan “Türk Milleti”nin kastedildiğini düşünerek destek veriyorlar. Fakat Erdoğan’ın son açıklamaları “Tek Millet” derken, ülkemizde vatandaşlık aidiyeti üzerinden değil, ümmet temelli tek bir topluluk istediğini gösteriyor.

Bu yeni paradigma ile Türkiye, Irak, Suriye ve İran’daki Kürt bölgelerinin kültürel, ekonomik, idari düzeyde bağlantı kurabileceği düşünülmektedir.

Bu da ABD/İsrail/AB destekli “Dört Parçalı Kürdistan” projesine uyumlu bir çerçeve oluşturacaktır.

******************************************

DIŞ GÜÇLERİN PROJELERİ İLE UYUM

ABD/AB/İsrail Projelerinin temel hedefleri:

  • Orta Doğu’da etnik ve mezhebi temelli mikro devletçikler oluşturmak (BOP).
  • İsrail’in güvenliğini sağlamak için çevresindeki ülkeleri zayıf ve parçalı hale getirmek.
  • Enerji yollarını kontrol altına almak (Barzani, PYD gibi “uyumlu yapılar” eliyle).
  • Türkiye gibi büyük, bağımsız ve İslam dünyasında öncü olabilecek ülkeleri etkisizleştirmek şeklinde özetlenebilir.

İktidar kanadının söylemleriyle bu projeler arasında örtüşen kısımlar olduğunun herhalde farkındasınızdır.

“Ümmet kardeşliği” sloganı “sınırlar ötesi kimlik birliği” fikrini öne çıkarır ve ulusal egemenliği zayıflatır.

“Kürt sorununa demokratik çözüm” söylemi, PKK/PYD/Barzani yapılarını meşrulaştırma zemini olarak etkisini gösterecektir.

“Arap, Kürt, Alevi temsiliyeti” milli üniter devlet değil, etnik/mezhebi temelli siyasal yapılanma talebinin örtülü ifadesidir. Türkiye’yi Irak, Lübnan ve Suriye gibi yapmaya çalışmaktır. “Lozan yerine Sevr antlaşması geçerli olsun” ifadesidir.

Hatırlatalım. Sevr’in 145/3 maddesi Osmanlı Hükûmetine azınlıkların nüfuslarıyla orantılı temsilini sağlamayı zorunlu kılıyordu.

Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanının bir yardımcısı Alevi, bir yardımcısı Kürt olabilir" sözü size Sevr’in bu maddesini veya en azından Lübnan, Irak modellerini hatırlatmıyor mu?

Lübnan’da, Cumhurbaşkanı Hıristiyan, Başbakan Sünni, Meclis Başkanı Şii olacak şekilde idari düzenleme yapmışlardı. Irak’ta ise Cumhurbaşkanı Kürt, Başbakan Şii- Arap, Meclis Başkanı Sünni- Arap olabiliyor.

Oysaki Türkiye’de etnik kökeni, dini inancı ve mezhebine bakılmaksızın bütün vatandaşlar (Türk de Kürt de Alevi de) Cumhurbaşkanı dahil devletin bütün makamlarına gelebiliyor. Böylesine akla uygun, modern ve çağdaş bir sistemden Lübnan- Irak gibi milletleşememiş topluluklara uygulanan ilkel modellere geçmek iyi niyetle açıklanamaz.

Böyle bir modeli ancak ABD/AB/İsrail’in “böl ve yönet” politikalarına hizmet edenler savunabilir.

******************************************

ETNİK VE MEZHEBE DAYALI SİYASİ YAPININ RİSKLERİ

Anayasamızın 10. maddesine göre "Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”

Etnik/ mezhebe dayalı grup talepleri ayrışma ve çatışma sebebi olur.

“Türk- Kürt- Arap- Alevi” kavramlarını öne çıkaran Anayasa değişikliği talepleri Türkiye’yi ciddi tehlikelere sürükler.

  1. A) Iraklaşma / Suriyelileşme Riski: Etnik/mezhebi temelli yönetimlerin artması, her grubun kendi bölgesini istemesiyle sonuçlanabilir.
  2. B) İç Savaş Riski: Ulusalcı/ milliyetçi ve laik kesimler sert tepki verebilir. PKK/PYD destekli unsurlar, dış desteklerin de kışkırtması ve desteğiyle, “federasyon” ya da “bağımsızlık” için silaha tekrar başvurabilir.
  3. C) Askerî kontrol ve güvenlik zaafı: “Yerel kolluk, öz yönetim güçleri” gibi yapılanmaların önü açılırsa, TSK’nın yurt içi güvenlik hakimiyeti zayıflar. Silah bıraktığı söylenen PKK meşru öz yönetim gücü olarak bölgede hakimiyet kurar.

ÖZETLE, PKK ile 2. Müzakere Süreci ve arkasından “Yeni Anayasa” ile getirilmek istenen çok ortaklı devlet modeli BOP/Büyük İsrail/Büyük Kürdistan projeleriyle örtüşmektedir. Bu model Türkiye’yi Irak, Suriye gibi etnik çatışmalara açık ve merkezi otoritesi zayıf bir ülkeye dönüştürebilecektir.

******************************************

NİYE UYARIYORUZ?

Etnik ve mezhebi bir yapılaşmaya Türkiye toplumunun geniş kesimlerinin ve devlet içindeki belli birimlerin direneceğini öngörüyorum.

Ancak bu projeye destek verenlerin dış baskısı, ekonomik kriz, medya manipülasyonu ve profesyonelce hazırlanmış duygusal kampanyalarla bu direncin kırılmaya çalışılacağı göz ardı edilmemelidir.

Bu yazı ve benzeri uyarılar, dış güçler ve içerideki taşeronların projelerine karşı toplumsal farkındalığın artırılması içindir.

Çünkü PKK ile yürütülen 1. Süreçte, devletin milli refleks gösterebilen belli kurumları vardı. Şimdi bu kurumların çoğu etkisiz ve edilgen yapılara dönüştü.

Meclis içinde İYİ Parti yanında, MHP ve CHP içindeki ulusalcı kesimlerin, Meclis dışında Zafer Partisi ve diğer milliyetçi partilerin direnç göstermesi çok önemli. AKP ve Milli Görüş kökenli partilerden “devletçi”, “milliyetçi”, “milli görüşçü” gruplar direnbilirlerse çok şey değişir. “Yerli ve milli” medya, STK’lar ve sivil toplum ayrışma ve bölünmeye direnç üretebilir.

Şimdi tek umudumuz Türk Milletinin -her tehlikede biraz geç uyanan ama uyandığında önünde kimsenin duramadığı- milli refleksinin harekete geçmesidir.

 

Ruhittin Sönmez

21.07.2025

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

10
EYLÜL

2026

Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı

Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı

18
AĞUSTOS

2026

İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi

Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

11
AĞUSTOS

2026

Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar

Ruhittin Sönmez'in “Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar” adlı köşe yazısı. Devamı

24
TEMMUZ

2026

Sanayide kök sorunlar

Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı

20
TEMMUZ

2026

Dinde şeklin özü tüketmesi

Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

16
TEMMUZ

2026

Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi

Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı

13
TEMMUZ

2026

Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu

Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı

11
TEMMUZ

2026

Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli

Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı

06
TEMMUZ

2026

İki gencin sivil itaatsizliği

Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı

02
TEMMUZ

2026

Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar

Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı

İlgili Haberler

MAKÜ Tıp Fakültesinin ilk öğrencileri Burdur Devlet Hastanesi’nde ilk adımı attı
Bölgesel

MAKÜ Tıp Fakültesinin ilk öğrencileri Burdur Devlet Hastanesi’nde ilk adımı attı

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Tıp Fakültesinin 29 kişilik ilk öğrenci grubu, Burdur Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek sağlık hizmetlerinin işleyişini yerinde inceledi.

Elmalı Devlet Hastanesi’nin Hekim Kadrosu Güçleniyor! Yeni Uzman Göreve Başladı
Sağlık

Elmalı Devlet Hastanesi’nin Hekim Kadrosu Güçleniyor! Yeni Uzman Göreve Başladı

Antalya’nın Elmalı ilçesinde sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik önemli bir gelişme yaşandı. Elmalı Devlet Hastanesi’nin hekim kadrosuna Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İsmail Latifaci katıldı.

Burdur Devlet Hastanesi’nde yeni doktorlar göreve başladı
Bölgesel

Burdur Devlet Hastanesi’nde yeni doktorlar göreve başladı

Burdur Devlet Hastanesi’nde dört farklı branşta göreve başlayan yeni uzman hekimler hasta kabulüne başladı

ANKARA- Devlet Erkanı 30 Ağustos’ta Anıtkabir’deydi
Siyaset

ANKARA- Devlet Erkanı 30 Ağustos’ta Anıtkabir’deydi

ANKARA NNC Haber- Büyük Zafer’in 104’üncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen kutlama programlarının ilk töreni Anıtkabir’de gerçekleştirildi.

ANKARA- Erdoğan ve Devlet Erkânı Anıtkabir’de: "İstiklal ve İstikbalimize Sahip Çıkıyoruz”
Siyaset

ANKARA- Erdoğan ve Devlet Erkânı Anıtkabir’de: "İstiklal ve İstikbalimize Sahip Çıkıyoruz”

ANKARA NNC Haber – 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü dolayısıyla başkentte düzenlenen resmi kutlamaların ilk adresi Anıtkabir oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki devlet erkânı, Büyük Zafer’in yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhını ziyaret etti.

ANKARA- Necdet Saraç’tan Emekli Maaşı ve Kamucu Devlet Vurgusu
Siyaset

ANKARA- Necdet Saraç’tan Emekli Maaşı ve Kamucu Devlet Vurgusu

ANKARA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara, çalışan emekli sayısındaki artışa ve sosyal devlet anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Saraç, Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emeklinin bulunduğunu belirterek, emekli aylıklarının mevcut yaşam koşulları karşısında yetersiz kaldığını söyledi.