
Necip milletimiz, asil halkımız; yetişkin kahramanlarımız ayrı, çocuk yaştaki askerlerimiz cepheden cepheye koşup yıllarca ‘kılıç kalkan’ savaşmış, dolayısıyla da nice koç yiğitlerini ve kınalı kuzularını şehid ve gâzi vermiş! Ancak, Ülkemiz ve insanımız, hırsızın içerden olduğu zamanlarda kapıların dayak tutmadığı gibi, teröristlerin kendileri içeriden, ancak yurt dışından beslemeli, son derece hain, Türk-Türkiye, İslâm ve Müslüman düşmanı devlet ve millet destekli, artı olabildiğince kalleş, kaypak oldukları ve hep vur kaç yaptıkları için ‘yarım asırdır’ terörden-teröristlerden çektiği kadar hiçbir şeyden ve kimseden çekmedi! Yani, kara vicdanlı ve eli kanlı terör örgütü PKK ve türevleri ve de yan yun kuruluşları, kulakları kuyrukları ve terör artık ya da atıklarına 1984 yılından beri verdiğimiz şehidlerimizin ve gâzîlerimizin sayılarını bilmiyorum. (ki, bilsem bile söyleyemeye dilim varmaz, çünkü bizim için bir şehid ve gâzîmiz bile dünyalara bedeldir!) Ancak, görünen görünmeyen kahramanlarımızın, koç yiğitlerimizin ki, bu (baba)yiğitlerden biri de askerliğini Bingöl’ün Yayladere dağlarında yapan ve aylarca terörist kovalayıp avlayan büyük oğlumuz Mehmed Akif idi; 70 binin üzerinde bir terör örgütü üyesini, bozuntusunu, kölesini, uşağını ve artığını geberttiklerini, leşlerini serdiklerini biliyorum! Dolayısıyla da ‘Terörsüz Türkiye’nin artık zamanının gelmiş olduğunu düşünüyor ve bu adla başlatılan girişimin hayırlısıyla sonuçlanmasını-sonuçlandırılmasını cân-ı gönülden diliyorum.
Ayrıca; nâçiz bir gazeteci ve sâde bir vatandaş olarak da bunun başarıya ulaşması için elimden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğumu belirtmek istiyorum.
Evet, bazı okurlarım da bana veya karar vericilere, ‘binlerce şehit ve gazimizin kanları yerde mi kalacak? Ve teröristler ülkemiz de elini kolunu sallaya sallaya gezmeye mi başlayacak, falan mı olacak, filan mı olacak?’ gibi sorular yöneltebilirler ve sorularında haksız da sayılmazlar… Ancak, ben de o sevgili okur ve dostlarıma, ‘bu ‘’Terörsüz Türkiye” girişimi başlatılmamış olsa, PKK ve benzer örgütler bir 39 yıl daha terör faaliyetlerini sürdürseler, söylemeye dilimin varmadığı bir sayıdaki vatandaşımızı-insanımızı öldürseler; asker, polis, korucu ve güvenlik görevlimizi şehid etseler o zaman daha mı iyi ya da daha mı doğru olurdu?’ diye sormak isterim! Ve gayet tabii ki, terör faaliyetlerinde bulunmuş, can almış, can yakmış olan teröristlerin hak ettikleri cezayı almalarını da diler ve beklerim!
Velhâsıl; içerde polislerimiz, jandarmalarımız, güvenlik görevlilerimiz, sınırlarda da Mehmetçiklerimiz bugüne kadar 70 binden fazla teröristin canını okumuş, köklerine kibrit suyu dökmüş, dolayısıyla da PKK’yı pes edecek, örgütü feshedecek ve silah bıraktıracak duruma getirmiş olmalı ki, hain Örgüt kendine ÖTENAZİ yapmak zorunda kaldı!
Evet genelde Örgütün kurulduğu yıl olan 1978 yılından bu yana, ekseri olarak da 1984 yılından beri birçok askerimizi, polisimizi, güvenlik görevlimizi, korucumuzu, öğretmenimizi, doktorumuzu, hemşiremizi, kısaca sağlık görevlimizi ve benzer durumda olan kamu çalışanımızı şehid eden PKK adlı terör örgütü; (bilindiği ya da gözlendiği gibi) şükürler, şeytan kulağına kurşun olsun ki, bir müddettir de ‘yurt içinde’ herhangi bir faaliyette bulunamıyordu! Çünkü, içerideki teröristlerin elleri kolları budanmış, köklerine kibrit suyu dökülmüştü!
Ve son zamanlarda sınırlarımız ötesinde de yolları kesilmeye, başları olmasa-olamasa bile, kolları bacakları koparılmaya, dolayısıyla da çözülmeye başlamış olan örgütün üyeleri tarla fareleri gibi girecek delik, çakal süreleri gibi kaçacak kovuk aramaya başlamış ve bulamamış ta olacaklar ki, kendi kendilerini feshetmeye ve silâh bırakmaya karar vermişler! O halde Devlet te PKK’lılara, ‘Hayır, siz kendinizi feshetmeyin, silâhlarınızı bırakmayın, dolayısıyla da terör faaliyetlerinizi sürdürün ki, sizi biz er ya da geç kendi ellerimizle temizleyelim…’ diyemezdi herhalde! O nedenle, devlete terör örgütünün bu çaresiz teslimiyetini, hattâ intiharını kabul etmek, bize de sonucu beklemek düşer… Çünkü biz Ermeni Terör Örgütü Asala, Ermeni ve Yahudi ..llerinden ve genelde Güneydoğu Bölgesinde ve sınırlarımızın kıyısında köşesinde çöreklenen yerli ve yabancı hainlerden; yani kimliklerinde T.C vatandaşı yazsa bile kendileri PKK üyesi, yandaşı, sempatizanı, dolaylı dolaysız yollardan destekçileri olan Örgüte çok şehid ve gâzî verdik maalesef! Bunun ne demek olduğunu da şehid aileleri ve gazîlerimiz ile yakınları bilir! Onun için, PKK ve benzer örgütlerin artık bundan sonra bir insanımızın bile şehid ya da gazî yapmasını ve bir vatandaşımızı bile yaralayıp öldürmesini istemiyoruz…
Evet, gerektiğinde dış ve (tıpkı 15 Temmuz 2016’da ve diğerlerinde olduğu gibi) iç düşmanlara karşı hepimiz yekvücut ve tek yürek olur, cepheye koşar ve büyük devletimizin yaşaması, cennet misali ülkemizin var olması, asil milletimizin ve millî varlığımızın korunması için gözümüzü kırpmadan canlarımızı ve arkamızı bakmadan mallarımızı mülklerimizi ortaya koyarız! Ancak, içimizden çıkan hainlerden oluşan ve dış güçlerce de desteklenen bir Örgüt olan PKK ve benzer örgütlerin nerede ne zaman ve nasıl ortaya çıkacakları belli olmayan, dolayısıyla da koç yiğitlerimizi, kınalı kuzularımızı kalleşçe, arkadan vurup öldürmelerine ya da yaralamalarına karşı da fazla bir şey yapmamız, onca gayret ve çabamıza rağmen pek mümkün ya da kolay olamadı-olamadı maalesef! O nedenle ben, Yöneticilerimizin büyük devletimizi, cennet misâli ülkemizi, necip milletimizi ve asil insanımızı daha büyük veya sonu gelmeyecek, bitip tükenme bilmeyecek şerlerden, belâlardan korumak için bazı riskleri göze aldıklarını, dolayısıyla da mezkûr kararı verdiklerini düşünüyorum! Onun için, bana bunun dışındaki anlatılanlar komplo teorisi ya da konunun yabancısı olmak gibi geliyor ve ben ‘devlet organlarının tamamının destekledikleri bu mezkur kararı biz desteklemesek bile en azından kösteklemeyelim!’ diyorum.
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; ben şahsen ‘’Terörsüz Türkiye’’ istemeyenlerden bazılarının durumunu terörden beslenen kişi ve gruplara, bazılarınınkini tabiri yerinde ise eğer, hoşaflarının yağları kesildiği için isyan çıkaran yeniçerilerin durumlarına, bazılarınınkini Donkişotlara, bazılarınınkini de terörden hiç zarar görmemiş veya teröristleri hiç tanımamış olan vatanseverlerin durumlarına benzetiyorum! Ve bunlardan bazılarına hak versem, endişelerini anlayışla karşılasam bile düşüncelerine katılmıyor, konu hakkında, tıpkı Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri gibi düşünüyor ve “Hakk şerleri hayr eyler, zannetme ki gayr eyler; Ârif ânı seyr eyler, görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler!’ diyor, herkese ‘terörsüz ve terörist siz!’ saygılar sunuyorum.
BENİM AYAĞIMIN ALTI DA MÜSÂİT, BAŞIMIN
ÜSTÜ DE. NEREDE DURACAĞINI SEN BELİRLE!
Necip Fazıl Kısakürek
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Terörsüz Türkiye Platformu tarafından Keçiören’de düzenlenen iftar programı, siyaset dünyasını, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşları teröre karşı ortak duruş sergilemek amacıyla aynı sofrada buluşturdu.
MHP Genel Başkanlığınca "Asırlık Birlik, Sonsuz Kardeşlik" temalısıyla düzenlenen "Terörsüz Türkiye İçin Milli Birlik ve Dayanışma Buluşmaları" kapsamında Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz Van’a geldi
AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, "Bugünlerde terörsüz Türkiye’den rahatsız olup bizim milli duygularımızı, manevi duygularımızı, şehitlerimizin ve gazilerimizin üzerinden yaptıkları hamaset nutuklarını bir kenara bırakarak Türkiye’nin barış ve kardeşliğine, Türkiye’nin gelecekle ilgili yapacağı adımlara emin bir şekilde ulaşmasına katkı sağlayabilmek hepimizin en önemli görevlerinden biridir.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde Mecliste kurulacak komisyon için siyasi partilerden 31 Temmuz’a kadar isim listesi istedi. Komisyonun 51 üyeden oluşması bekleniyor.
Gaziantep Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı temel atma töreninde konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Yeni Türkiye Yüzyılı terörsüz bir Türkiye yüzyılı olacak" dedi
Terör örgütü PKK tarafından çocukları dağa kaçırılan ailelerin başlattığı evlat nöbeti Van'da 106'ncı haftasına girerken, "Terörsüz Türkiye" süreciyle birlikte aileler, bu haftaki eylemlerinde slogan atmadı.
Yorumlar (0)