
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın "mahkeme kararıyla" tutuklanması Türkiye'nin yepyeni bir dönemece girdiğini gösteriyor.
Tutuklama sürecinin işleyişi ve mahkeme kararının metni, yargılamanın "hukuki değil, siyasi" olduğunun işaretleri ile dolu.
"Yargının siyaseti dizayn aracı olarak" kullanılmasının çok örneğini yaşamış ve de bunun çok zararlarını görmüş bir ülkenin vatandaşı ve hukukçu olarak, siyasetin doğal işleyişine bu tür müdahaleleri endişe ile izliyorum.
Herkes ne diyor? "Milyonlarca taraftarı olan bir siyasi parti lideri ve ülkemizin tanınmış bir bilim adamı olarak Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın dahi kendi fikrini söylemesine izin vermeyen bir ülke olduk."
Bu algıya sebep olmak için demokratik bir hukuk devleti olmak iddiasından vaz geçmiş olmamız gerekir.
Siyasi alanda iktidarı denetleyen, iktidarın aleyhine konuşan hatta onu çok sert şekilde eleştiren bir muhalefetiniz yoksa demokrasiden bahsedemezsiniz. Zira "iktidar bütün rejimlerde var, muhalefet ise sadece demokrasilerde vardır."
Ümit Özdağ'ın bazı fikirlerine ve hatta tüm görüşlerine karşı olabilirsiniz. Ama O'nun iktidarı denetleyen, yanlışlarını eleştiren, halkı yakın ve uzak tehlikelere karşı uyaran bir aktör olarak önemli bir görev yaptığını kabul etmeniz gerekir. Bu görev de ancak fikirlerini kamuoyu ile paylaşarak yapılabilir.
Öncelikle, bu yargılama hangi saikle başlatılmış olursa olsun, arkasında siyasi maksatlar olduğunu düşünmemize yol açan sebepleri açıklayalım.
**********************************
Ümit Özdağ'ın gözaltına alınması İstanbul Başsavcılığının kararı ile oldu. Başsavcılık Özdağ'ın Antalya'da iktidarı ve Erdoğan'ı çok sert cümlelerle eleştirdiği konuşmasından sonra harekete geçti. Gözaltı kararının gerekçesi, Özdağ'ın bu konuşmasında "Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediği" idi. Böyle bir suç işlenmiş olsa bile soruşturma konuşmanın yapıldığı Antalya Başsavcılığı tarafından açılabilirdi. Veya "şikayet edilen" ve "şikayet edenin" ikametgahı olan AnkaraBaşsavcılığı soruşturma başlatabilirdi. Nedense, soruşturma siyasi davalarla tanınan İstanbul Başsavcılığı tarafından başlatıldı.
Bu tür suçlarla suçlanan kişiler, uygulamada, Emniyet veya Savcılığa ifade vermeye davet edilir. Böyle olsaydı, herhalde, Ümit Özdağ da gider ifadesini verirdi. Böyle olmadı. Nasıl gözaltına alınıp, İstanbul'a götürüldüğü ve sabaha kadar 30 cm eninde bir tahta üzerinde bekletildikten sonra savcının ifade alması ve Sulh Ceza Hakimliğine sevki işlemlerinin sonunda gece yarısına doğru tutuklama kararı verildiğini haberlerde izledik.
Bu aşamada soruşturma genişletildi. Özdağ'ın 2020-2024 yılları arasında yayınladığı tivitlerle "halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu" işlediği dosyaya eklendi. "Cumhurbaşkanına Hakaret" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına ve fakat "halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu" işlediği gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildi.
Bu da genel uygulamaya aykırı bir karardı. Çünkü bu suç için kanunda gösterilen cezanın alt ve üst sınırı dikkate alındığında tutuklama kararı çok ağır bir karardır.
Daha da ilginç olanı kararda "DELILLERIN HENÜZ TAM OLARAK TOPLANMAMIŞ OLMASI" ve "KAÇACAĞINA YÖNELİK SOMUT ALGININ VARLIĞI", "ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ" "Tutuklamaya alternatif adli kontrol altına alınma tedbirlerinin şüpheli açısından yetersiz kalacağı" gibi gerekçeler yer alıyor.
Bu gerekçeler kullanılıyorsa, böyle bir karara "hukukidir" demek mümkün müdür?
**********************************
Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın tutuklanıp Silivri'ye gönderildiğinin ertesi günü "terör örgütünün siyasi uzantısı" DEM Parti heyeti İmralı'ya gitti. İmralı'da teröristbaşı ile "yeni müzakere sürecinin" ikinci görüşmesini yaptılar.
"Öcalan Meclis'e gelsin, konuşsun" diyen Devlet Bahçeli, eski milletvekili ZP Genel Başkanı Özdağ'ın tutuklanması konusunda hiç konuşmadı.
Zafer Partililer Genel Başkanları Ümit Özdağ'ın tutuklanması ile bu "yeni süreç" arasında bağ olduğu kanaatindeler.
Zafer Partisi adına kameralara konuşan Bartu Soral, bu durumu ilk "ÇÖZÜM / AÇILIM SÜRECİNDE olanlara benzetti. Bu süreç başladığında, toplumda PKK taleplerinin kabul edilmesine karşı direnç gösterebilecek, kitleleri yönlendirme yeteneğine sahip kişiler "kumpas davalarıyla" hapse atılmıştı. Şimdi benzer bir yöntemle toplumun direnişine engel olmak istendiğini ve bu sebeple Ümit Özdağ'ın susturulmak istendiğini iddia etti.
Tabii böyle bir niyet varsa, operasyonların gerisinin geleceği ve diğer toplumsal liderleri de içine alacağı öngörülebilir. İlk defa bir siyasi parti liderinin tutuklanması, bu defa daha pervasız uygulamaların olabileceğini gösteriyor.
Zaten CHP Genel Başkanının bir tivitini paylaşan CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın'a yapılanlar... Bunlara tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na konuşmasından dakikalar sonra soruşturma açılması... CHP'nin Esenyurt ve Beşiktaş Belediye Başkanlarının tutuklanması... Yargı aracılığıyla çok daha sert operasyonların yapılacağının işareti değil mi?
**********************************
Şimdi TV'lerde yorumcular "Erdoğan mağdur olan siyasetçilere halk desteğinin artacağını bilir. En iyi örnek kendisinin 'şiir davası'dır. Bir süre hapiste kalmanın Ümit Özdağ'a halkın teveccühünü artıracağını bilindiği halde Özdağ neden tutuklandı?" diye sorular soruyorlar.
Bu yorumlar yargının bağımsız ve tarafsız olmadığı ve bunun ne kadar normal karşılandığını ifade eden sözler. Utanç verici olduğu kadar ürpertici.
"Şiir davası" nasıl "mağdur" Erdoğan'a büyük avantaj sağladıysa, bu tutuklamanın da "mağdur" Özdağ'a siyasi bir güç kazandıracağını öngörmek bir kehanet sayılmaz.
Aynı şekilde "ahmak" davası veya başka bir dava sebebiyle Ekrem İmamoğlu da siyasi yasaklı hale getirilirse İmamoğlu da bundan güçlenerek çıkar.
Acaba bu türlü stratejik hamleleri yapan güçler veya müesses nizam Erdoğan ve Bahçeli sonrasında hangi aktörleri öne çıkarmak istiyor?
Ben bu türlü komplo teorilerine pek itibar etmem. Ama bu soruların çokça sorulduğu gelişmeleri de göz ardı edemiyorum.
Ruhittin Sönmez
23 Ocak 2025
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İktidarın hukukçuları neden susar?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türkiye uçuyor, yolcular uykuda' adlı köşe yazısı... Devamı
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Samsun'un Bafra ilçesinde gerçekleştirdiği program kapsamında şehitlik ziyareti, sivil toplum kuruluşu buluşması, ilçe başkanlığı açılışı, üye katılım töreni ve Karadede Panayırı ziyaretiyle yoğun bir mesai gerçekleştirdi. Özdağ'a program boyunca Başkanlık Divanı üyeleri Azmi Karamahmutoğlu, Zekeriya Mete, Suzan Küçüksaraç ve Özgür Kibritçioğlu'nun yanı sıra Samsun İl Başkanı Alperen Carus ile Bafra İlçe Başkanı İsmail Ünlü eşlik etti.
Özdağ, paylaşımında Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı Devleti ile bir çatışma içinde olmadığını savunarak, Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 yıldızın da Türk devlet geleneğine verilen önemin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Cumhuriyet'in Osmanlı mirasıyla barışık olduğunu belirten Özdağ, "Cumhuriyet'le Osmanlı arasında bir kavga yok. Kavga senin Cumhuriyet'le kavgan" ifadelerini kullandı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karadeniz turu kapsamında Trabzon'da temaslarını sürdüren Özdağ, ekonomik krizden terörle mücadeleye, sığınmacı politikasından NATO Zirvesi ve S-400 tartışmalarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
Program kapsamında ilk olarak Beşikdüzü Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi'ni ziyaret eden Özdağ, Kooperatif Başkanı Selim Dilli ile sektörün sorunları ve bölge ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ardından Beşikdüzü Belediyesi'ni ziyaret eden Özdağ, Belediye Başkanı Burhan Cahit Erdem ile görüştü.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Başkanlık Divanı üyeleri Azmi Karamahmutoğlu, Zekeriya Mete, Suzan Küçüksaraç ve Zafer Partisi Ordu İl Başkanı Yener Turan'ın da yer aldığı heyetle Karadeniz programı kapsamında Ordu ve Fatsa'da çeşitli kurum ve kuruluşlara ziyaretlerde bulundu. Gün boyu süren temaslarda sanayi, fındık sektörü, ticaret, esnaf ve yerel basının gündemindeki konular ele alındı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Ordu’da basın mensuplarıyla bir araya geldiği kahvaltı programının ardından Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Karadeniz turu kapsamında Giresun, Ordu, Trabzon, Rize ve Samsun’un Bafra ilçesini ziyaret ettiklerini belirten Özdağ, saha çalışmalarında esnaf ve meslek odalarıyla bir araya gelerek parti tarafından hazırlanan ekonomi programını değerlendirdiklerini söyledi.
Yorumlar (0)