
YARGI ÇATIŞMASI DEĞİL YENİ DEVLET İNŞA ETME ÇABASI
Bilindiği gibi, Anayasa Mahkemesi milletvekili seçilen Can Atalay davasında "hak ihlali kararı" verdi. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye kararı vermesi gerekirken kararı uygulamadı topu Yargıtay'a attı.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi de kararı uygulamadığı gibi AYM'nin "yetki aşımı yaptığını" öne sürerek, ihlal kararı veren üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.
Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin tavrı, iktidarın söylediği gibi, "yargı organları arasında ortaya çıkan içtihat farkı" değildir. Devletin temellerini sarsacak bir eylemdir.
"AYM hak ihlalleri konusunda yetkili makamdır. Ortada bir hak ihlali varsa burada son sözü söyleyecek olan AYM'dir." Anayasanın 153. maddesine göre, "Anayasa Mahkemesi'nin kararına herkes uymak zorundadır."
Karar eleştirilebilir, doğru bulunmayabilir fakat herkes uymak zorundadır.
Böyle bir yetki tartışması hukuki olmadığı gibi, yetkiye dair uyuşmazlığı çözmek konusunda "hukuki bir boşluk olduğu" iddiası da doğru değil.
Anayasamızın 158. Maddesi çok açık ve net bir şekilde bu türlü sorunların nasıl çözümleneceğini göstermektedir: "Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır."
Önce Adalet Bakanı sonra Cumhurbaşkanı Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin hukuka aykırı kararını eleştireceği yerde bu kararı destekledi.
Erdoğan "İki yüksek yargı organımız arasındaki içtihat farklarının kalıcı bir şekilde giderilmesi için gayret göstereceğiz. Sorunun acil çözümü anayasal ve yasal değişikliklerin süratle yapılmasından; kalıcı çözümü yeni ve sivil anayasadan geçmektedir" dedi.
Erdoğan'ın "devlet başkanı sıfatıyla, biz bu tartışmada taraf değil hakem konumundayız" demesi de ayrı bir tartışma konusudur. Cumhurbaşkanının hele hele partili bir Cumhurbaşkanının hakemlik yetkisi yoktur. Olsa bile zaten tarafsız olmayacağı açıklamalarından belli olmuştur.
Bu gelişmeler, bu akla ziyan krizin "yeni anayasa" yapmak için bahane olarak kullanılacağını gösteriyor.
Hatta "acaba böyle bir bahane üretmek için kurgulanmış bir kriz mi üretildi?" kuşkusuna yol açıyor.
*********************************
AKP'NİN YENİ DEVLET YAPILANMASI PLANI
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "yeni anayasa" talebinin arka planında gelecek seçimde tekrar aday olmasını engelleyen iki dönem kuralı ile ittifaklara mahkûm eden %50+1 kuralını kaldırmak olduğunu düşünüyoruz.
Fakat Arslan Bulut, Yeniçağ'daki köşe yazısında, bunun dışında ve daha da önemli bir hedefi olduğunu iddia ediyor:
"AKP'nin amacı, rejimi değiştirmektir. İktidarın rejime aykırı icraatları, Anayasa suçu işlediğini gösterir, yoksa Anayasal rejim ve cumhuriyetin kuruluş felsefesi, bütün darbelere rağmen hukuken ayaktadır."
"AKP iktidarı, 'Yeni Anayasa projesi' ile hâlen ayakta olan rejimi yıkmaya ve yeni bir devlet kurmaya çalışıyor. Özlemi içinde oldukları devlet, Türk devleti değil, Türk-Arap- Kürt koalisyonundan oluşan bir federasyondur."
****
Bu tespitleri inandırıcı kılan birkaç olayı hatırlayalım:
Cumhurbaşkanı Askeri Başdanışmanı sıfatı taşıyan emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi'yi hatırlarsınız. Tanrıverdi, CHP E. Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu'nun "paramiliter kuruluş" dediği, SADAT'ın kurucusudur.
Adnan Tanrıverdi'nin düzenlediği uluslararası toplantıda açıklanan "İslam Ülkeleri Konfederasyonu Anayasası" ile yeni bir devlet oluşturma hedefi ortaya kondu. Bu devletin resmi dili Arapça, bayrağıkırmızı-yeşil zemin üzerine beyaz ay ve milli devlet sayısı kadar yıldız, başkenti İstanbul ve para birimi "Asrika Dinarı" olacaktı. Bu devletin temel amacı; "İslam şeriat ve akidesini hâkim kılmak" idi.
"3. Asrika Kongresi'nde" konuşan Cumhurbaşkanı Askeri Danışmanı E. Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, "Mehdi'nin geleceği gün için hazırlık yapıyoruz" ifadelerini kullanmıştı.
****
ABD yönetimlerinde çok etkili olan Evangelistler de "İsa Mesih'in geleceğine inanıyorlar ve hatta bir an evvel gelmesi için "Tanrı'yı kıyamete zorlamak" çabası içindeler.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bu inancın da motive ettiği bir proje.
BOP ilk defa 2003 yılında ABD Dışişleri Bakanı sıfatıyla Condoleezza Rice'ın 22 ülkede "yeniden şekillendirme" yapılacağına dair makalesi ile duyurulmuştu.
Elbette bu projenin kısa ve orta vadeli gerçek hedefleri şunlardır: • ABD'ye rakip olabilecek muhtemel gücün oluşmasını engellemek. • İsrail'i emniyet altına almak. • Petrol, doğalgaz, bor ve toryum gibi değerli kaynaklar üzerinde denetimi sağlamak. • AB, Çin, Rusya ve Japonya gibi ülkeleri bu kaynaklardan uzak tutmak."
Ancak Evangelistler için bu hedeflerin nihai amacı "İsa Mesih'in geleceği güne hazırlıktır."
Siyonist Yahudilerin, Türkiye'nin bir kısmını da içine alan, "Vaat edilmiş toprakları" ele geçirme ve "Büyük İsrail Devleti'ni" kurma ülküleri de benzer inançlarla motive edilmektedir.
Bu noktada Ramazan Kurtoğlu'nun şu tespiti önemli: "Tarihte ilk kez farklı inanç ve hesaplarla; Kral Davud soyundan gelen Yahudilerin beklediği 'Mesih', Evangelist Hristiyanların beklediği 'İsa Mesih', Şii Müslümanların beklediği 'kayıp 12. İmam olan Mehdi', Bazı Sünni Müslüman cemaatlerin beklediği 'Mehdi'şaşılacak derecede örtüşüyor."
*********************************
BOP'UN YENİDEN ŞEKİLLENDİRME PLANI
2004 yılında "ABD Başkanı George W. Bush, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Tayyip Erdoğan'a Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanlığı görevini vermişti."
Zaten Erdoğan'ın o yıllarda "BOP'un eşbaşkanlarından biri olduğunu" gururla söylediği videolar hala internette mevcut. Nisan 2023 ayında SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu "Tayyip Bey BOP'un hâlâ eş başkanı" dedi.
Büyük Ortadoğu Projesinin "yeniden şekillendirmek" istediği devletlerden birisi hatta en önemlisi Türkiye'dir.
Bu bilgilerin ışığında Arslan Bulut'un şu değerlendirmesini dikkatlerinize sunmak isterim:
"İsrail'in güvenliği için;
· Irak, Suriye ve Libya'nın çökertilmesi gerekiyordu. Bu işler için AKP iktidarı kullanıldı.
· Suriyelileri, Afganları, kısaca milyonlarca insanı Türkiye'ye kabul etmelerinin yani nüfus yapısını değiştirmelerinin asıl sebebi ise Türkiye'de Türkleri etnik unsurlardan biri derecesine düşürmektir.
· Ülke ekonomisi de akıl dışı kararlarla çökertiliyor ki, kimsenin direnecek mecali kalmasın!
Bütün bunlar, ABD'nin Büyük Orta Doğu Projesi adına yapılmaktadır."
"Yeni Anayasa" talebinin arka planını doğru anlamak lazım.
20 Kasım 2023
Ruhittin Sönmez
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İktidarın hukukçuları neden susar?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türkiye uçuyor, yolcular uykuda' adlı köşe yazısı... Devamı
Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, TBMM'de kabul edilen 12. Yargı Paketi kapsamında yer alan Torba Kanun'un 8. maddesine ilişkin eleştirilerini kamuoyuyla paylaştı. Özdağ, düzenlemenin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini savunarak, geçmişte hukuki dayanağı olmadan el konulan taşınmazlarla ilgili yeni uygulamaya tepki gösterdi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, düzenlemenin yasalaşmasının ardından yaptığı değerlendirmede, teklifin hazırlanması ve kabul edilmesine katkı sağlayan milletvekillerine teşekkür ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yargı reformlarının kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Gürlek, yeni düzenlemelerin yargı hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve verimli yürütülmesini amaçladığını ifade etti.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 12. Yargı Paketi’nin 5’inci maddesine yönelik eleştirilerde bulundu. İdare mahkemelerinde tek hâkimle karara bağlanacak davaların kapsamının genişletilmesine karşı çıkan Esen, düzenlemenin öğrencilerden kamu görevlilerine, yaşlılardan meslek mensuplarına kadar toplumun geniş bir kesimini doğrudan etkileyeceğini belirterek, "Veri olmadan güvence azaltmak reform değildir" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kırıkkale’de düzenlenen halk buluşmasında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında hem yerel yönetim çalışmalarını değerlendiren hem de CHP’ye ilişkin yargı sürecine değinen Özel, istinaf mahkemesinin dosyayı 57 gün boyunca beklettiğini öne sürerek, Yargıtay’a çağrıda bulundu.
TBMM'de kabul edilen düzenlemeye ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı hizmetlerinin hızını ve etkinliğini artırmayı hedefleyen reformların kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" kabul edilerek yasalaştı. Yeni düzenlemeyle icra-iflas uygulamaları, noterlik hizmetleri, idari yargı sistemi, Danıştay'ın yapısı, Adli Tıp Kurumu ile hakim ve savcı yardımcılarının eğitim süreçlerinde önemli değişikliklere gidildi.
Yorumlar (0)