Ruhittin Sönmez

Yolsuzlukla mücadele iddiası da çöktü

Ruhittin Sönmez'in 'Yolsuzlukla mücadele iddiası da çöktü' adlı köşe yazısı...

Ruhittin Sönmez

YOLSUZLUKLA MÜCADELE İDDİASI DA ÇÖKTÜ

R. Tayyip Erdoğan'ın ve diğer AKP yetkililerinin uzun yıllar çok kullandığı söylemlerden biri, "Biz yola çıkarken 3Y ile mücadelededik; yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar. Yolsuzluğa asla müsamaha göstermedik, göstermeyiz" sloganıydı.

Günümüzde "Yoksulluk ve yasakların" arttığını herkes kendi gözlemleriyle bile görebilir halde. Özellikle CHP'li belediyeler üzerinden yürütülen ve adına "yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları" denilen yargı operasyonları ile yolsuzlukla mücadele edildiği iddia ediliyor

Acaba yolsuzluk algısı bu iddialardan ne kadar etkileniyor?

Veri olmadan, ölçümler yapılmadan yapılan tartışmalardan sonuç çıkmaz. Artık sosyal parametreler de objektif ölçütler kullanılarak ölçülebiliyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü bu konuda ölçüm yapan en güvenilir örgütlerden biri. Her yıl tüm ülkelerde kamu sektörü yolsuzluk algısını 0 (yüksek yolsuzluk) ile 100 (tamamen temiz) arasında bir ölçekte değerlendiren kapsamlı bir rapor hazırlıyor.

Türkiye, "2025 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi'nde" 100 üzerinden yalnızca 31 puan alabilmiş ve 182 ülke arasında 124. sıraya gerilemiştir. 2024 yılında 34 puanla 107. sırada yer alan Türkiye'nin, sadece bir yıl içerisinde 17 basamak birden düşmesi son derece kritik bir uyarı olmalıdır.

Türkiye'de, yapısal reformlar rüzgarlarının estiği 2012-2013, Yolsuzluk Algı Endeksi puanının 50 ile zirvede olduğu yıllardı. Bu puanla küresel sıralamada 53. sırada, Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında lider konumda yer alıyorduk. Moody's, Fitch gibi kuruluşların Türkiye'yi "yatırım yapılabilir ülke" ilan ettiği yıllardı.

Türkiye bu tarihten itibaren aralıksız bir kurumsal ve hukuksal erozyon sürecine sürüklendi. 2013'ten 2025'e kadar geçen 12 yıllık periyotta Türkiye, toplamda 19 puan kaybederek küresel sıralamada tam 71 basamak geriledi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sonrası yapısal düşüşün belirginleşmesi ile en çok gerileyen ülkeler arasına girdik. 2025'te de en sert düşüş gerçekleşti.

2025 yılı skoru ile Türkiye; Zambiya ve Gambiya'nın dahi gerisinde kalarak Avrupa Birliği üyelik sürecindeki ülkeler arasında açık ara en alt sıraya demirledi. 

Uluslararası Şeffaflık Örgütü raporu, Türkiye'deki bu gerilemenin son derece "keskin ve kalıcı" olduğunu, yolsuzluğun siyasal ve idari yapılara sistematik ve derin bir biçimde yerleşmesi nedeniyle bu tablonun tersine çevrilmesinin artık son derece güçleştiğini vurgulamaktadır.   

*************************************

NEDEN HUKUK DEVLETİ DİYE YIRTINIYORUZ?

Yolsuzluk Algı Endeksindeki bu sert düşüş, soyut bir "algı" meselesi değildir. Son yıllarda yaşadığımız somut olayların, yüksek profilli davaların, siyasi ve ekonomik alanlarda art arda gelen yargıya siyasi müdahalelerin doğal sonucudur. 

Yolsuzluk Algı Endeksi'nin yöntemi basittir: Yargı bağımsızlığı, denetim kurumlarının etkinliği, siyasetin finansmanı ve kamu yönetiminde liyakat. Türkiye'de bu alanların her birinin sahada karşılığı var. Verilerle olaylar birbirini doğruluyor.

Dün görevden alınan Adalet Bakanı hemen her gün "YARGI BAĞIMSIZDIR" diyordu ama halkın yargıya güveninin sürekli düştüğünü Yargıtay Başkanları bile itiraf ediyor.

Son yıllarda kamuoyunu meşgul eden dosyalar, bu göstergenin ve halkın güveninin neden aşağı çekildiğini açıkça ortaya koyuyor.

İBB ve Ekrem İmamoğlu dosyaları bunun en görünür örneği. İBB'ye yönelik yargılamalar, terör bağlantısı iddiaları, İmamoğlu ve ekibi hakkında açılan davalar ve siyasi yasak tartışmaları... Bu dosyalar, CHP kurultaylarının iptal davaları, parti içi süreçlere yönelik yargı müdahaleleri de Türkiye'de "hukuki süreçlerin siyasi rekabetin bir parçası hâline geldiği" yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

Muhalif bazı belediye başkanlarının tutuklanması ve bazı belediye başkanları ve milletvekillerinin AKP'ye transferiyle "milli irade rafa kaldırıldı" tartışması yeniden alevlendi.

Bu örneklerin her biri, Yolsuzluk Algı Endeksi'nin "yargının tarafsızlığı" ve "kurumsal öngörülebilirlik" göstergelerinde Türkiye'nin neden gerilediğini açıklıyor.

****

Yolsuzluk Algı Endeksinde önemli olan 2. Parametre yargının ve denetim kurumlarının bağımsızlığıdır. Türkiye'de bu başlık son yıllarda daha fark edilir hâle geldi.

TÜSİAD yöneticilerine açılan davalar, iş dünyasının eleştirel açıklamalarının yargı yoluyla baskılandığı iddialarını gündeme taşıdı. ZP Genel Başkanı Ümit Özdağ, ünlü gazeteci Fatih Altaylı, sinema sektörünün etkili ismi Ayşe Barım gibi isimlere yönelik davalar, ifade özgürlüğü tartışmalarını derinleştirdi. Habertürk grubunun eski ve yeni patronlarına yönelik soruşturmalar, Habertürk ve Tele-1 gibi medyaya kayyım atanması otosansür mekanizmalarını tetikledi. Bu olaylar medya sahipliği ile siyaset arasındaki ilişkinin karanlık yüzünü düşündürmektedir. 

Bazı büyük sermaye ve medya kuruluşlarının kayyıma devri, Yolsuzluk Algı Endeksi göstergelerinde Türkiye'nin neden hızla gerilediğini açıklayan örneklerden biri hâline geldi.

Yıllardır artan bir şekilde, "Hukuk Devleti" diye adeta yırtınmamızın sebebi budur. 

*************************************

SİYASETİN FİNANSMANI VE LİYAKAT SORUNU

Yolsuzluk Algı Endeksinde 3. Parametre siyasetin finansmanı ve liyakattir. Bu, Türkiye'de son yıllarda en çok tartışılan alanlardan biridir. Partilerin finansmanı ve kampanya harcamalarının şeffaf olmaması, kamu kaynaklarının seçim süreçlerinde kullanıldığı iddiaları ve bağış mekanizmalarının denetlenmemesi, Türkiye'nin düşük puan alma sebeplerindendir.

Belediyelerdeki yolsuzluk iddialarının gerçek kaynağı siyasetin finansmanı sorunudur. İstisnalar hariç, Belediyeleri ve kamu kaynaklarını yönetenlerin bu makamlardan aldıkları güçleri siyasete finansman sağlamak için kullandığı herkesin bildiği bir sırdır. Ama nedense yolsuzluk iddialı soruşturmalarda iktidar partileri mensupları muaftır. Hatta muhalefet partilerinden seçilmiş olanlar yolsuzluk iddialarından korunmak için iktidar partisine transfer olmakta, yargıya karşı siyasi transfer zırhını kuşanmaktadır. 

Kamu yönetiminde liyakat tartışmaları da bu tabloyu tamamlıyor. Belediyelerden bakanlıklara kadar geniş bir alanda "liyakat yerine sadakat" eleştirileri, kurumsal kapasitenin zayıfladığı yönündeki kaygıları artırıyor. Bu durum, Yolsuzluk Algı Endeksinde Türkiye'nin gerileme nedenlerinden biri olarak görünüyor.

Özetle, Türkiye'de "hukuk devleti" tartışması yalnızca akademik bir mesele değildir. Türkiye'nin "üçüncü dünya ülkesi" sınıfına girdiği algısı yerleşirse "yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar" daha da artacaktır. Ve bundan hepimiz etkileneceğiz.

 

Ruhittin Sönmez

12.02.2026

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

20
TEMMUZ

2026

Dinde şeklin özü tüketmesi

Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

16
TEMMUZ

2026

Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi

Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı

13
TEMMUZ

2026

Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu

Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı

11
TEMMUZ

2026

Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli

Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı

06
TEMMUZ

2026

İki gencin sivil itaatsizliği

Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı

02
TEMMUZ

2026

Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar

Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı

22
HAZİRAN

2026

İktidarın hukukçuları neden susar?

Ruhittin Sönmez'in 'İktidarın hukukçuları neden susar?' adlı köşe yazısı Devamı

11
HAZİRAN

2026

Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma

Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı Devamı

04
HAZİRAN

2026

HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?

Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı

01
HAZİRAN

2026

Türkiye uçuyor, yolcular uykuda

Ruhittin Sönmez'in 'Türkiye uçuyor, yolcular uykuda' adlı köşe yazısı... Devamı

İlgili Haberler

BUCA BELEDİYESİ'NDE 'SABUN' KOD ADLI RÜŞVET OPERASYONU! Mevcut ve eski belediye başkanları dahil 42 kişi tutuklandı
3. Sayfa

BUCA BELEDİYESİ'NDE 'SABUN' KOD ADLI RÜŞVET OPERASYONU! Mevcut ve eski belediye başkanları dahil 42 kişi tutuklandı

İzmir merkezli 4 ilde yürütülen dev Buca Belediyesi yolsuzluk soruşturmasında adliye kararını verdi! Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, eski Başkan Erhan Kılıç ve eski İlçe Başkanı Çağdaş Kaya’nın da aralarında olduğu 42 kişi cezaevine gönderildi. Kredi kartlarıyla lüks harcamalar, usulsüz ruhsatlar ve ödeme trafiğindeki gizli "sabun" kod adının perde arkasında ne var?

Eski Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara'ya 46 Yıl Hapis Cezası Verildi
Bölgesel

Eski Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara'ya 46 Yıl Hapis Cezası Verildi

Manavgat Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk davasında karar açıklandı.

Niyazi Nefi Kara Suçlamaları Reddetti Vicdanım Rahat Dedi
3. Sayfa

Niyazi Nefi Kara Suçlamaları Reddetti Vicdanım Rahat Dedi

Antalya’nın Manavgat ilçesinde belediyeye yönelik düzenlenen "yolsuzluk", "rüşvet" ve "irtikap" operasyonu davasında karar duruşması heyecanı yaşanıyor.

Ümit Uysal şikayetçi olmadığını açıkladı
3. Sayfa

Ümit Uysal şikayetçi olmadığını açıkladı

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, mahkemede şikayetçi olmadığını belirtti.

Manavgat Belediyesinde Dev Yolsuzluk Operasyonu 21 Kişi Daha Gözaltına Alındı
3. Sayfa

Manavgat Belediyesinde Dev Yolsuzluk Operasyonu 21 Kişi Daha Gözaltına Alındı

Antalya’nın Manavgat ilçesinde belediyeye yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında operasyonlar sürüyor.

İBB soruşturmasında 9. duruşma 407 sanık hakim karşısında
3. Sayfa

İBB soruşturmasında 9. duruşma 407 sanık hakim karşısında

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın üçüncü hafta duruşmaları Silivri'de başladı. Aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 407 sanıklı davada savunmaların alınmasına devam ediliyor.