
Ben bugünkü yazım da karıncayı bile ezmeyen ve bırakın insanları katletmeyi veya soykırım yapmayı, yaralı leyleklerin tedavi edilmeleri ister yaralı olsun ister sağlam, sahipsiz hayvanların korunmaları için bile vakıflar kuran, barınaklar yapan-yaptıran atalarımızı; Ermenilere soykırım uygulamakla suçlayan Yunanistan’ın ve Rumistan!’ın gâvur yöneticilerine cevap vereceğim. Yani, Osmanlı Devletimizi, dolayısıyla da asil ve necip milletimizi ‘ağız birliği etmişçesine’ suçlayan, kuyruklu yalanlar uydurup iftiralar atan ve ‘Ermenilere soykırım’ uygulamakla suçlayan Yunanistan’ın ve Rumistan’ın yöneticilerini ele alacağım ve onların önceki gün yaptıkları asılsız astarsız ve mesnetsiz iddialarını ve iftiralarını Bremen Mızıkacılarına benzeterek ağızlarının payını vereceğim! Ancak, konuma geçmeden önce sevgili okurlarıma ‘yazı başlığımda adı geçen’ Bremen Mızıkacılarını kısaca tanıtacağım ve hikayelerini hatırlatacağım:
((Okuyucularımdan bazıları bana, ‘senin sesini kim duyacak veya seni hangi Yunan ya da Rum okuyacak?’ diyebilirler! Ben de o sevgili okurlarıma, Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karıncayı örnek verebilir, en azından tarafımı belli etmek istediğimi söyleyebilirim))
Bremen Mızıkacılarının hikâyeleri kısaca şöyle:
Sahiplerinin kendilerine yaptı kötü muamele ve işkenceden dolayı evden kaçan hayvanlardan bir eşek, bir kedi, bir köpek ve bir horoz Almanya’nın Bremen kentine kaçarlar ve yolda iyi arkadaşlık kurup samimi bir dostluk oluştururlar! Derken, Kentte annesiyle birlikte yaşamakta olan bir kızın evine giren hırsızların, girdikleri evin önünde dururken bir canavarın silüetini andırmaları (yani eşek üstünde köpek, onun üstünde kedi, onun üstünde de horozun duruyor olması) ve hep bir ağızdan bağırmaları, acayip sesler çıkarmaları sonucunda ortaya çıkan kakofoni, yani hayvanların hep birden garip garip sesler çıkarmaları ve anlamsız hareketler yapmaları, girdikleri evdeki anneyi ve kızını korkutmaları Bremen Mızıkacılarının hikâyesidir!
Şimdi de asıl konuma girmek ve sözü atalarımızı, Osmanlı Devleti’ni Ermeni Soykırımı yapmakla suçlayan-karalayan-iftiralar atan Yunan ve Kıbrıs Rumlarının yöneticilerine getirmek istiyorum:
Şöyle ki; birçoğumuzun bildiği gibi, tarihinde değil insanlara soykırım uygulamak, çok zorunlu olmadıkça veya insanlara zarar vermedikçe bir hayvanı bile öldürmeyen atalarımızı; Yunanistan’ın ve Rumistan’ın kendini bilmez, Türk’ü-Türk Milletini tanımaz politikacıları, Amerika’nın Emperyalist, Avrupa’nın Kapitalist, materyalist ve bilmem ne ist yöneticileri, bizi her yıl olduğu gibi bu yılda Ermenilere soykırım uygulamakla suçlamışlar!
Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasoulas yaptığı bir açıklama da “Ermeniler gibi Rumların da maruz kaldığı benzer iğrenç suçların gelecekte tekrarlamaması için sürekli uyanık olmak, sürekli tetikte durmak en yüce ulusal görevimizdir…” derken; Başbakanları Kir(li)yakos .içyotakis de yayınladığı bir mesajda “Bugün, her türlü şiddet ve hoşgörüsüzlüğe karşı uyanık olarak 110 yıl önce Ermeni soykırımının 1,5 milyon kurbanının anısını onurlandırıyoruz… Yunanlar ve Ermeniler tarih boyunca ortak tecrübelerle birbirine bağlanmıştır. Bu yüzden iki halk arasında hakikat, onur ve adalet için ebedî bir yıkılmaz dayanışma oluşturmuştur…” demiş.
Cumhurbaşkanları ve Başbakanları konuşur da Yunanistan Parlamento Başkanı da Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs’ın Savunma Bakanı durur mu? Onlar da esmiş gürlemiş, yummuşlar bakarkör gözlerini, açmışlar şom ağızlarını ve Türkiye’yi suçlayıp, Ermenistan’a sahip çıkmışlar! Konu hakkında konuşan Yunan Parlamentosu Başkanı Nikitas Kakamanis!, iftiralarını daha da ileri götürerek ve suçlamalarını pervasızca artırarak “Bugün Ermeniler, yarın Küçük Asya, Pontus ve Kıbrıs halkı…” demiş “Yunan halkı zulüm ve soykırım deneyimlerini Ermeni halkıyla paylaşmaktadır. Tarihi gerçeğin tanınması, insanlığın bir görevidir… “demiş.
Yunanistan’ın Cumhurbaşkanı da Başbakanı da Türkiye’ye-Türklere olan kinlerini kusarlarken, Rumlar da Yunanlı soydaşlarından, ağababalarından, ağabeylerinden geri kalmamışlar… Yani, Kıbrıs’ı yıllarca haksız hukuksuz yere işgal eden Güney Kıbrıs’ın şu anki Rum yöneticileri de “Türkler bize de aynısını yaptılar. O nedenle tetikte olmalıyız. Bu bizim en yüce ulusal görevimiz olmalı…” demiş!
Ve, ve, ve 208 yılında Larnaka’da Güney Kıbrıs Rum Kesimi Eğitim Bakanlığı tarafından yaptırılan sözde soykırım önünde toplanan soysuz-cibilliyetsiz Rumlar, Ülkemize ve Kıbrıslı Türklere hakaretler yağdırırlarken, burada bir konuşma yapan Larnaka Valisi Angelos Hacıharalambous da Rumlar ile Ermeniler arasındaki bağlara değinerek “Her iki ulusumuz da büyük haksızlıklara uğradı. Kıbrıs topraklarındaki devam eden işgalle ilgili Adalet arayışını sürdürürken, soykırımın küresel olarak tanınması yönündeki haklı talebinde Ermenistan ile sarsılmaz bir dayanışma içindeyiz” demiş
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; atalarımızı soykırım yapmakla suçlayan Yunan MEGALİ İDİA’cılara ve Rum EOK’cılara ben de ‘Siz ey! Uğursuz baykuşlar gibi arada bir ve orada burada çıkıp öttüğünüz, Bremen Mızıkacıları gibi acayip sesler çıkardığınız yetmezmiş gibi, tıpkı eşek araları gibi vızıldayan, at sinekleri gibi cızıldayan alçak Yunanistan’ın ve Rumistan’ın yüksek yöneticileri; siz benim ecdadım adını ağzınıza almanız için önce müselman (Müslüman) olmanız, boy abdesti almanız, sonra da yalan söylemeyen tarihçileri iyi dinlemeniz, iyi anlamanız ve doğru söyleyen tarih kitaplarını okumanız gerekir… Değilse kendinizi aldatır, kendiniz çalar kendiniz söyler, kendiniz dinler ve kendi pişirdiğiniz haltı yine kendiniz yersiniz! Bunları yapmanıza bir şey demem! Ancak yalanlarınızı kusarak çevreyi kirletir-kokutur, bizim milletimizin ve dostlarımızın midelerini bulandırırsınız!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
ŞUDUR CİHANDA BENİM EN BEĞENDİĞİM MESLEK
SÖZÜN ODUN GİBİ OLSUN, HAKÎKAT OLSUN TEK!
Mehmed Âkif Ersoy
DURMA YUNAN, DURMA, KİBRİNİ ARTIR!
TÜRKLÜĞÜN BAŞINA HAKARET YAĞDIR!
UYUYAN BİR KAVME BU ZİLLET AZDIR…
VUR ESKİ KÖLESİ VUR, UTANDIR ONU;
BIRAKMA UYUSUN UYANDIR ONU!..
Ziyâ Gökalp
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Finansal Kurumlar Birliği Başkanı ve Türkiye Basketbol Federasyonu Yedek Üyesi Ali Emre Ballı, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde boş arazide bulunan bir aracın içerisinde hayatını kaybetmiş halde bulundu. 46 yaşındaki Ballı’nın sürücü koltuğunda bulunduğu belirtilirken, ilk incelemelerde tabanca nedeniyle hayatını kaybettiği değerlendirildi.
Ankara Etimesgut Belediyesi, afet ve acil durumlara karşı hazırlık çalışmalarını sürdürüyor. AFAD ile koordineli olarak belediye personeline yönelik Yangın Farkındalık Eğitimi ve Yangın Tatbikatı gerçekleştirildi.
Bucak’ta eğitim alanında hizmet veren Ali Bozkurt Eğitim Kurumları ile Mavi Akademi Çocuk Etkinlik ve Oyun Evi, farklı yaş gruplarına yönelik kapsamlı eğitim programlarıyla öğrencilerin ve ailelerin yanında olmaya devam ediyor.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü, Türkiye'de 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun kapsamında resmi tatil olarak kabul ediliyor. Bu nedenle 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü kamu kurum ve kuruluşlarında mesai yapılmayacak.
Haziran enflasyonunun 6 ay sonra ilk kez yüzde 1’in altına inebileceği beklentisi, Merkez Bankası’nın 23 Temmuz’daki faiz kararı öncesi piyasaların odağına yerleşti.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 13 Haziran Cumartesi günü yapılan 2026 LGS’nin ardından öğrenciler sınavın zorluk seviyesini değerlendirdi. İlk yorumlarda Türkçe testindeki uzun paragraflar ve Din Kültürü soruları öne çıktı.
Yorumlar (0)