
Atalarımız ‘Bir musibet bin nasihatten yeğdir-iyidir…’ derlerken; Ziya Paşa da ‘’Nus ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!’’ der… Dolayısıyla da musibetlerden ders alınmasını, ders almayanların da cezalandırılması.. gerektiğini vurgular!
Çok eskiye gitmeye gerek yok, daha yeniye kadar korona virüsü ile birlikte Doğu Anadolu Depremini konuşup duruyorduk… Birkaç gündür de Kartalkaya’daki bir otelde çıkan yangını ve o yangındaki ihmaller zinciri nedeniyle diri diri yanan insanları, kadınları kızları ve çocukları konuşuyoruz’ derken, geçtiğimiz cuma akşamı Konya’da göçen 4 katlı binayı ve göçük altında kalan insanları konuşmaya, yorumlamaya başladık. Hem de ne konuşmalar ve yorumlar yaptık!
Cenab-ı Hakk insanımızı, gönül coğrafyamızı ve ülkemizi benzer büyüklü küçüklü âfet, kaza ve belâlardan korusun ama dünya da bu saydıklarımın hiçbirisinin olmaması gibi bir garantisi de yok maalesef…
Yani, son zamanlarda itfaiyeciler, yangın ve iş güvenliği uzmanları ve benzer alanlarda faaliyet gösteren uzmanlar, kanal kanal dolaşıyor, eğitim ve öğretimlerini, bir şekilde edindikleri bilgilerini/becerilerini ve tecrübelerini kamuoyuyla paylaşıyor, etkili yetkililerle birlikte vatandaşlara uyarılar da bulunuyorlar. Bu kadar çok sayıdaki uzmanın sabah akşam tekrarladıkları bilgiler sayesinde bizler de konuların uzmanı gibi olduk! Ki, uzmanlardan aldığım bilgiler sayesinde ben bile uzmanlaşmaya başladığım için(!) birçok yapıyı gözlemlemeye başladım…
Meselâ, olabildiğince yoğun grupların, kalabalık insanların sık sık girip çıktığı, konakladığı ve bilhassa toplantı ve konferans salonları, büyük market veya AVM gibi yerler ile tuvaletlerin kapıları içe doğru açılıyor. Bu da muhtemel bir deprem veya yangın anında insanların panik yapması, kapı önlerine yığılması, dolayısıyla da kapıların kapanması ve çok sayı da insanın bulunduğu mekân da mahsur kalması demektir!
Futbol severler veya izleyiciler, takımı mağlup olan antrenör ya da teknik direktörlerden veya takım kaptanlarından ‘bundan sonra artık önümüze bakacağız’ sözlerini çok duymuşlardır… Bunun anlamı da hem geçmişe takılıp kalmanın bir anlamının veya faydasının olmayacağını anlatmak hem izleyicilerin gönüllerini almak hem de oyuncalarını bundan sonraki karşılaşmalara motive etmeye çalışmaktır! O nedenle bizim yöneticiler veya idareciler ve denetleyiciler de geçmişten ders alıp geleceğe bakmalılar ve yaşanmış felâketlerin telâfisinin mümkün olmadığını, gidenlerin geri gelmeyeceğini de felâketleri de unutmamalılar… Dolayısıyla da bu musîbetlerden ders çıkarıp sadece otellere odaklanmak değil, dere yataklarına, dolgu yapılmış arsalara ve bilhassa deprem fay hattının geçtiği noktalara konut yaptırmamalılar. Ayrıca yanıcı ve patlayıcı maddelerin üretiminin yapıldığı fabrika veya atölyeler, tüp gazların stoklandığı depolar, alınıp satıldığı yerler işin uzmanları tarafından ve hasım ya da hısım gözüyle veya anlayışıyla değil, gerçek mânâ da ve tarafsız uzmanlar tarafından denetlenmeli! Doyasıyla da insanların ‘ihmal nedeniyle’ yaralanmalarının ve ölmelerinin önüne geçilmeli… Her şeye rağmen ve herhangi bir yerde kaza olmuşsa da sorumluların ‘en azından’ vicdanları rahat olmalı!
Velhâsıl-ı kelâm; bana böyle bir yazıyı kaleme-klavyeme almama vesile olan neden, son yıllarda artan arzî ve ârizî âfetler, musîbetler, felâketler, kazalar, belâlar, artı yakın tarih ve yakın çevrem de şu veya bu şekilde rahmeti Rahman’a kavuşan insanlardır! Bu sık ve toplu ölümler bana ‘Dost istersen Allah (c.c) yeter. Yârân istersen Kur’an yeter. Mal-zenginlik istersen kanaat yeter. Düşman istersen nefis yeter. Nasihat istersen ölüm yeter!’ şeklindeki özlü sözleri hatırlattı!
Hülâsâ-i netice; aslında, başta dinimiz İslâm olmak üzere tüm semâvi ve arzî dinlerin kendisi başlı başına bir nasihat, işinin ehli olan hocalar veya vaizler de nasihtir, nasihat edendir. Ancak, Âyet ve hadislerden çıkarılan nasihatleri dahî kâle almayan günümüz insanı, beşerî-dünyalık ve bilhassa şahsî menfaatleri için birçok şeyi feda ediyor… Küçük bir olumsuzluk karşısında da ‘vah tuh…’ demeye başlıyor ama son pişmanlık kimseye bir fayda vermiyor. Yani günümüz insanı ve bilhassa gençler en hayâtî nasihat, tavsiye ve tedbirlerden kaçar-kaçınır ve bunlardan sıkılır, sağlığını, zamanını, malını mülkünü hoyratça harcarlar… Meselâ günümüzde birçok insan hayat koçlarına, gelişim uzmanlarına, psikologlara, psikiyatristlere, benzer durumda olan nasihatçilere, artı hekimlere ve hastanelere yüksek meblağlarda harcama yapıyor. Amma velâkin yine de bildiğini okuyor’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
AKIL SONRADAN AH ÇEKMEK İÇİN DEĞİL
DÜŞÜNÜP TEDBİR ALMAK İÇİNDİR!
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (r. aleyh)
İDRAK KULAĞINDAN GAFLET PAMUĞUNU
ÇIKARMAYANA NASİHAT KÂR EMEZ!
Aziz Mahmud Hüdâyi (k.s)
AKILLI KİŞİ NASİHATİN AZINDAN FAYDALANMIYORSA
ÇOĞU KÖTÜLÜĞÜNÜ ARTIRMAKTAN BAŞKA İŞE YARAMAZ!
Sufyan bir üveyne (r.aleyh)
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Ankara Etimesgut Belediyesi, afet ve acil durumlara karşı hazırlık çalışmalarını sürdürüyor. AFAD ile koordineli olarak belediye personeline yönelik Yangın Farkındalık Eğitimi ve Yangın Tatbikatı gerçekleştirildi.
RİZE Valisi İhsan Selim Baydaş, kentte 19 Eylül'de etkili olan şiddetli yağışın ardından meydana gelen taşkın, sel ve heyelanlarda şu ana kadar tespit edilen zararın 1 milyar 42 milyon lira olduğunu açıkladı. Herhangi bir can kaybının yaşanmamasının sevindirici olduğunu belirten Vali Baydaş, "Şu ana kadar tespit edilen hem hasar hem de zarar noktasında; bir kısmı maddi zarar işte araç zararı, iş yeri zararı, ev zararı bir kısmı da duvar veya ev hasarı şeklinde" dedi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Zabıta Arama Kurtarma Ekibi (ZAK), deprem, sel, yangın ve benzeri afetlerde hızlı ve etkin şekilde görev alabilmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.
Ankara Büyükşehir Belediyesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde hayatını kaybedenleri andı. ABB Afet Eğitim ve Lojistik Merkezi’nde sivil toplum kuruluşları ve arama-kurtarma ekipleriyle bir araya gelen belediye, afetlere hazırlık, kurumlar arası koordinasyon ve ortak çalışma imkânlarını değerlendirdi.
Yenimahalle Belediyesi, kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında Türk Halk Müziği tutkunlarını unutulmaz bir konserde buluşturdu. YENİMEK Türk Halk Müziği Korosu tarafından düzenlenen "Sazdan Söze Türküler" konseri, Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi'nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Yunus Emre Kültür Merkezi'nde düzenlenen programa 120 belediye personeli katılırken, eğitimler Keçiören Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bünyesindeki uzman eğitmenler tarafından verildi.
Yorumlar (0)