Ruhittin Sönmez

Çözüm sürecinin aktörleri ve hedefleri

Ruhittin Sönmez'in 'Çözüm sürecinin aktörleri ve hedefleri' adlı köşe yazısı...

Ruhittin Sönmez

ÇÖZÜM SÜRECİNİN AKTÖRLERİ VE HEDEFLERİ

Önceki yazımda Öcalan'ın "umut hakkı" gerekçesiyle tahliye edilmesi ihtimalini değerlendirdim. Yazının sonunda yaptığım şu tespitten devam edelim: 

"Türk halkının en hassas olduğu konu Öcalan'ın serbest bırakılması ve siyaset yapmasına imkân verilmesidir."

DEM ve MHP için seçim kazanmak öncelikli değildir. Ancak AKP için ana motivasyon iktidarını korumaktır. Yani Erdoğan'ın yeniden CB adayı olabilmesini sağlamak ve seçim kazanmaktır.

AK Parti, kamu vicdanının bu kadar hassas olduğu bir konuda, seçim atmosferine girmeye aylar kala, somut bir tahliye adımı atarak büyük bir risk almaz. Çünkü Türk seçmeni bu konuyu affetmez.

Muhtemelen 2027'de yapılacak seçimde, Erdoğan'ın yeniden adaylığı ve CB seçilmesi ile AK Parti'nin meclis aritmetiğini koruması için,AKP, DEM Parti'nin desteğini hayati önemde görüyor.

DEM/PKK kanadı Erdoğan'ın bu durumunu hedeflerine varmak için bir fırsat olarak görüyor. Hedefleri Öcalan'ı serbest bıraktırmak, Türkiye'nin anayasal sistemini dış müdahaleye açık hale getirmek ve/veya üniter-milli yapıyı bozmak. "Kürt bölgesini biz, kalan Türkiye'yi hepimiz yönetiriz" hayalini gerçekleştirmek.

Bu ayrılıkçı gruplara ABD'nin cesaret verdiği açık: "ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın "Terörsüz Türkiye süreci, "Dört büyük ülkedeki Kürtleri bir araya getirmek için bir fırsattır" açıklaması tesadüf değildir. ABD yetkililerinin bu gibi söylemleri, PKK ve türevlerinin "uluslararası konjonktür lehimize" diye düşünmesine yol açıyor.

İlk etapta Irak ve Suriye'de kurulan ve İran'da kurulacak yapılar ile Türkiye içindeki tasarladıkları yapıyı "konfedere" hale getirmek isteyebilirler. Bu, Türkiye'nin bölünmesi veya dış müdahale ile belirlenen bir "çözüm"e zorlanması demektir. İsrail açısındanise güvenliğini tahkim eden bir garnizon devletin kurulması anlamına gelir.

İçerideki anayasa tartışmalarını dış beyanlardan bağımsız düşünmek saflık olur. 

Türkiye'deki bazı "görevli" siyasilerin, bu dış projeyi "Türkiye'nin bekası için en iyi yol bu" diyerek pazarlaması, istihbarat terminolojisinde tipik bir yönlendirme (manipülasyon) faaliyetidir.

Eğer süreç "dört parçalı Kürdistan" haritasını gerçekleştirmek için yürütülüyorsa, bu Türkiye'nin, Sevr şartlarını dayatan, bir kuşatma altına girdiğini gösterir. Süreçte görevli siyasi aktörlerin bu tehlikeli kuşatmaya rehberlik etmesi üzücüdür.

*********************************

ÖCALAN'IN TAHLİYESİ KRİTİK EŞİKTİR

Türklerin tarihi, "vatanın tehlikede olduğu" algısı kitleselleştiği anda tüm "gaflet, dalalet veya ihanet" boyutlu yönlendirmelerin işe yaramadığını defalarca göstermiştir. 

Ancak bu kez operasyon "yerli, milli, milliyetçi" formalılar ve "hukuki kılıflarla" yürütülerek, halkın bu tehlikeyi teşhis etme süresi bilinçli olarak uzatılmaya çalışılıyor.

Medya gücüyle "alıştırma" süreçleri (Öcalan'ın mektuplarının okunması, Milletvekillerinin İmralı ziyaretleri, TRT'ye çıkarılan figürler, Meclis Öcalan komisyonunun raporu, PKK/DEM'lilerin "Newroz" kutlamaları vb.) bir yere kadar başarılı. Sosyal mühendislik anestezisisayesinde şimdilik kitlesel bir tepki oluşmuyor. 

Ancak halkın hafızasındaki "şehitler" ve "terör" acısı manipülasyonla tam olarak silinemiyor.

Refleksin eyleme dönüşmesi için genellikle "sembolik bir olay" veya "ekonomik bir çöküşle birleşen milli gurur kırılması" gerekir. Böyle bir "kritik eşik" varsa ve o aşılırsa ne olur?

Barrack'ın işaret ettiği o harita değişikliği kâğıttan çıkıp, somut bir anayasa maddesine veya Öcalan'ın fiili tahliyesine dönüştüğü an, o "sinir uçları" müthiş bir toplumsal tepkiyi tetikleyebilir.

Bu yüzden ben seçim öncesi "Umut Hakkı"nın bir yasal düzenleme olarak Meclis'ten geçirileceğini ancak tahliye kararının seçim sonrasına bırakılabileceğini düşünüyorum. 

Bu durumda iktidar hem DEM oylarını alma imkânı kazanır hem de milliyetçi tabanı "Öcalan'ı tahliye etmedik, etmeyeceğiz, sadece Avrupa standartlarına uyduk" diyerek ikna etmeyi deneyebilir. 

Geçici bir formül olarak, Öcalan'a tahliye kararı verilmeden İmralı'da yapılan eve nakledilip, burayı bir çalışma ofisi olarak kullanılmasına imkân sağlanacağı yani fiili tahliye ve siyaset yapma imkânı verilebileceği de söyleniyor.

*********************************

SÜRECİ YÜRÜTENLER İLERİDE YARGILANABİLİR Mİ?

Bir kısım hukukçuların vurguladığı üzere; bir terör örgütü liderinin "barış elçisi", "önder" veya "siyasi muhatap" olarak nitelenmesi suçtur. "Kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla suç işlediği belirlenen bir kişinin veya işlenmiş bir suçun alenen övülmesi" TCK 215 (Suçu ve Suçluyu Övme) ve TMK 7/2 (Örgüt Propagandası) kapsamına girer.

Mevcut iktidar bu riski, yapılan açıklamaları "devletin bekası için bir güvenlik politikası" kılıfıyla yönetiyor.

İktidar değişirse, bugünkü "devlet stratejisi" açıklamaları, "terör örgütünün meşrulaştırılması" ve "yargı kararlarının (Öcalan'ın mahkûmiyet kararının) etkisizleştirilmesi" olarak iddianamelere girebilir. 

"Terör örgütü ile irtibatını kesmemiş ve pişman olmadığını" beyan eden örgüt liderine "umut hakkı" verilmesi "terör örgütü üyeliği" ile suçlanmaya sebep olabilir.

İlk çözüm sürecinde de (2013-2015) bu konu tartışılmıştı. Öcalan, görüşme heyetlerine bizzat: "Yarın bu süreç biterse hepiniz vatana ihanetten yargılanırsınız, yasal güvence isteyin" demişti.

Bunun üzerine 2014'te çıkarılan bir kanunla sürece katılan kamu görevlilerine ve siyasilere "hukuki zırh" sağlandı.

Buna rağmen süreç bittikten sonra, Sırrı Süreyya Önder ve diğerleri, o dönemdeki konuşmaları nedeniyle yargılandılar, hapis yattılar. Yani özel kanun bile Türkiye'de mutlak bir koruma sağlamıyor, çünkü yeni gelen irade "bu kanun anayasaya aykırıydı" veya "kanun kapsamı aşıldı" diyebilir.

"Umut Hakkı" adı altında Öcalan'ı tahliye etmek ve O'nun istediği anayasal ve yasal değişiklikleri yapmak süreci yönetenler için tarihi bir kumardır.

Anayasanın 3. Maddesindeki, "Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağının değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği" hükmüne rağmen, "Üniter yapıyı bozma" söz konusu olursa, bu "hukuki bir darbe" olarak nitelendirilebilir.

Eğer bir siyasi heyet veya hükümet, Öcalan ile anayasal bir statü (özerklik, yerel yönetimlere egemenlik devri vb.) pazarlığı yaparsa, ileride "terör örgütü ile iştirak halinde anayasal düzeni değiştirmek" suçunun faili haline gelirler.

Tabii bu şekilde bir yargı yolunun açılması iktidar değişimine ve milliyetçi/ulusalcı bir iktidarın gelmesine bağlıdır.

Ruhittin Sönmez

30.03.2026

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 1
    BEĞENDİM
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

10
EYLÜL

2026

Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı

Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı

18
AĞUSTOS

2026

İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi

Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

11
AĞUSTOS

2026

Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar

Ruhittin Sönmez'in “Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar” adlı köşe yazısı. Devamı

24
TEMMUZ

2026

Sanayide kök sorunlar

Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı

20
TEMMUZ

2026

Dinde şeklin özü tüketmesi

Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

16
TEMMUZ

2026

Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi

Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı

13
TEMMUZ

2026

Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu

Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı

11
TEMMUZ

2026

Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli

Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı

06
TEMMUZ

2026

İki gencin sivil itaatsizliği

Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı

02
TEMMUZ

2026

Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar

Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı

İlgili Haberler

Bahçeli'den Yeni Çözüm Süreci Mesajı: "Demirtaş Evine, Ahmetler Görevine, Öcalan Umut Hakkına Kavuşmalı"
Siyaset

Bahçeli'den Yeni Çözüm Süreci Mesajı: "Demirtaş Evine, Ahmetler Görevine, Öcalan Umut Hakkına Kavuşmalı"

İktidarın "Terörsüz Türkiye" başlığıyla yürüttüğü yeni çözüm süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifine ilk imzayı atan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulmasından önce dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Numan Kurtulmuş: Çözüm Süreci İçin Ortak Yasa Teklifi Haftaya TBMM'de
Siyaset

Numan Kurtulmuş: Çözüm Süreci İçin Ortak Yasa Teklifi Haftaya TBMM'de

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, çözüm sürecine yönelik yürütülen yasal hazırlıklara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, hazırlanan yasa teklifinin önümüzdeki hafta siyasi partilerin ortak önerisi olarak TBMM Başkanlığı'na sunulmasının planlandığını söyledi

Vali Bilgihan Yaylabeli Köyü’nde Vatandaşların taleplerini dinledi
Bölgesel

Vali Bilgihan Yaylabeli Köyü’nde Vatandaşların taleplerini dinledi

Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan, köy ziyaretleri kapsamında Merkez ilçeye bağlı Yaylabeli Köyü’nü ziyaret etti.

Ağıralioğlu’ndan Faiz Kararı Değerlendirmesi: “Milletimizin Sorduğu Soru Çok Basit: Ben Ne Zaman Rahatlayacağım?”
Siyaset

Ağıralioğlu’ndan Faiz Kararı Değerlendirmesi: “Milletimizin Sorduğu Soru Çok Basit: Ben Ne Zaman Rahatlayacağım?”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, eylül ayı faiz kararının açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulundu. Sosyal medya hesabı X üzerinden paylaşım yapan Ağıralioğlu, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde olmasına rağmen vatandaşın krediye erişmekte zorlandığını ve hayat pahalılığının devam ettiğini belirtti.

DEVA Partili Karal: “Mazot Yüzde 108 Arttı, Destek Yüzde 50; Bunun Neresi Müjde?”
Siyaset

DEVA Partili Karal: “Mazot Yüzde 108 Arttı, Destek Yüzde 50; Bunun Neresi Müjde?”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Tarım ve Orman Bakanlığının bitkisel üretim desteklerindeki artışı “müjde” olarak duyurmasına tepki gösterdi. Karal, son iki yılda mazot ve gübre başta olmak üzere temel tarımsal girdilerde yaşanan artışın desteklerdeki yükselişin üzerinde kaldığını belirterek, “Çiftçinin desteğini artırdık diyorlar ama alım gücünün daha fazla düştüğünden bahseden yok” dedi.

DEVA Partili Ekmen: “Adeta İntihar Salgını Var”
Siyaset

DEVA Partili Ekmen: “Adeta İntihar Salgını Var”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, artan intihar vakalarına dikkat çekti. İntiharların yalnızca bireysel ve psikolojik nedenlerle ele alınamayacağını belirten Ekmen, ekonomik ve sosyal sorunların yanı sıra özellikle gençleri tehdit eden yasa dışı bahis ve madde kullanımına işaret etti.