
AKTİF TARAFSIZLIK VE DİRENEN İRAN'A SAYGI
ABD ve İsrail'in uluslararası hukuku paspas ederek İran'a karşı başlattığı gaddarca saldırılar karşısında İran çok iyi direniyor. Türk halkının ezici çoğunluğu, mezhep farkı gözetmeksizin, İran halkının yanında saf tutuyor.
Bu duruş bir rejim hayranlığı ve hamasi bir romantizm değildir. Bu, milletimizin haksızlığa ve zalime direnç gösterene karşı vicdani bir "saygı" duruşudur.
Ancak bu insani ferasetin tam karşısında, dış politikayı cami kürsüsünde polemiklere hapsetmek isteyen sığ bir mezhepçilik boy gösteriyor. Halil Konakçı ve benzeri isimler, 7. yüzyılın acı hadiselerini bugünün jeopolitik yangınına yakıt yapma çabası içindeler.
Bu ya stratejik körlük içinde olmak veya emperyalist devletlerin sözcülüğüne soyunmaktır.
Mesele, "zalimler savaşıyor" diyerek kenara çekilen veya mezhep öfkesiyle saldırganın değirmenine su taşıyanların baktığı gibi basit değildir, oldukça karmaşıktır.
Taha Akyol'un yazdığı gibi, "Anadolu ve İran coğrafyaları iki bin yıldır rakip oldu. İslamiyet döneminde mezhep farkları olarak ortaya çıktı."
Yani mezhep farkı jeopolitiğin dayattığı çatışmaların ürünü olarak ortaya çıktı.
Ben de T.Akyol gibi düşünüyorum: "İki haydudun saldırısı karşısında elbette İran'ın yanındayım. Çünkü rejimler ve siyasi kimlikler değil, haydutça saldırılar söz konusudur. Fakat İran'ın ve Türkiye'nin ufukları farklıdır, bu gerçeğin altını çiziyorum."
*******************************
MEZHEP FARKI JEOPOLİTİK REKABETİN SONUCUDUR
İbrahim Kiras'ın ifadesiyle, "İran-Anadolu hattındaki jeopolitik rekabet" Anadolu platosu ile İran platosu arasındaki stratejik gerilimin kaçınılmaz sonucudur. Çünkü her iki coğrafi bölgedeki siyasi oluşumlar da aynı ticaret yolları, aynı yayılma koridorları ve aynı tampon bölgeler üzerinde birbirleriyle bir hakimiyet mücadelesi içinde olmak zorundadırlar."
Ancak, bu mücadele, emperyalist bir gücün bölgeyi kendi çıkarı doğrultusunda tasarlamasına payanda olunarak yürütülemez.
"İran üzerinden Anadolu'ya gelip yerleşen Türkmen grupları tarafından kurulmuş olan Osmanlı devleti yine Türkmen topluluklarının İran'da kurduğu Akkoyunlu ve Safevi devletlerinin rakibi ve düşmanıydı."
"İran'ı tam da bu dönemde resmi olarak Şiiliği benimsemeye yönelten başlıca amil de jeopolitik rekabet zorunluluğuydu. Bu tercih karşı taraftaki Osmanlı'nın Sünni kimliğini nispeten koyulaştırmasına da yol açmıştır."
Buna rağmen Türkiye- İran sınırı 1639 Kasr-ı Şirin'den beri değişmedi. Bu sınır bir "soğuk barış" ve karşılıklı denge sembolüdür.
"Aramızdaki doğal çelişkilere rağmen, İran'ın bütünlüğünü ve istikrarını koruması Türkiye'nin çıkarınadır." Komşumuz İran'ın yönetilemez hale gelmesi veya parçalanması, bizim zaferimiz değil; sınırımızda bir kaostur. Yeni terör koridorları ve milyonlarca mülteci demektir.
Hele hele İran'ın ABD/İsrail kontrolüne girmesi milli varlığımıza karşı büyük bir tehdit oluşturacaktır.
Bu bakımdan, Türkiye Batı'nın "böl-yönet" operasyonlarında bir aparat görevini üstlenmemelidir. Bunun gibi İran'ın mezhepçi yayılmacılığına (Şii Hilali) destek olmamıştır, olmamalıdır.
*******************************
KONAKÇI'NIN MAHALLE KAHVESİ MANTIĞI TEHLİKELİDİR
ABD/İsrail- İran savaşı, ABD ve İsrail'in yayılmacı ve sömürgeci emelleri için kurgulanmıştır. İçimizdeki "hoca" kılıklı figürlerin bu emperyalist ajandaya mezhep üzerinden meşruiyet üretmeye çalışması, Kurtuluş Savaşında "keşke Yunan kazansaydı" diyen zihniyeti yansıtmaktadır.
Halil Konakçı'nın "Annenize sövenin arkasında namaz kılar mısınız?" şeklindeki analojisi, ilk bakışta dini bir hassasiyete dokunuyor gibi görünebilir. Ama aslında devlet yönetimini ve uluslararası hukuku "mahalle kavgası" seviyesine indiren bir popülizmdir.
Devletler arası ilişkiler, böyle saçma ölçütlerle yönetilmez. Eğer öyle olsaydı; Atatürk, Çanakkale'de on binlerce evladımızı şehit eden İngilizlerle masaya oturmazdı. 1934'te Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı'nı kurmazdı. Devlet adamı, şahsi öfkesini değil, milletinin geleceğini masaya koyar.
****
Konakçı'nın "Ehl-i Sünnet mezhep değildir, dinin özüdür" iddiası kendi inanç yorumunu din haline getirmektir. Önceki makalemde belirttiğim "mezhep din değildir çünkü beşeridir" hakikatiyle taban tabana zıttır.
Konakçı'nın "zinhar kardeş değiliz" dediği İran coğrafyasında, yaklaşık 35 milyon Türk soylu yaşamaktadır. Kendi soydaşını ve dindaşını mezhep farkı yüzünden "düşman" potasına atan bir kafa, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasına en çok zarar verici unsurdur.
Bu kafaya kalsa, çoğunluğu Şii olan Azerbaycan da kardeşimiz olamaz.
Uluslararası ilişkilerde belirleyici olan mezhep değil, milli çıkarlardır. Azerbaycan'ın "laik ulus-devlet" yapısı, Türkiye ile "İki Devlet, Tek Millet" olabilmesini sağlamıştır.
İran ile olan meselemiz de, "anneme küfrettin" meselesi değil; Suriye'de, Irak'ta ve Kafkaslar'da çakışan jeopolitik nüfuz mücadelesidir.
*******************************
EVRENSEL AHLAK ZEMİNİ
"Aktif Tarafsızlık", eli kolu bağlı beklemek değil, bölgeyi ateşe atan küresel güçlere karşı "burası bizim coğrafyamız" diyebilme iradesidir.
İran'ın direnişine duyduğumuz saygı, Humeyni veya Hameney'e sahip çıkmak değildir. Bu saygı; Sykes-Picot ile cetvelle çizilen sınırların, bugün bombardımanlarla, füzelerle yeniden çizilmesine karşı gösterilen direncedir.
Atatürk'ün "Aktif Tarafsızlık" anlayışı ve Sadabat Paktı ile kurduğu denge, bölge sorunlarını emperyalist güçlerin müdahalesinden korumak içindi.
Atatürk'ün dış politikası, "strateji" ve "hakkaniyet" üzerine kurulmuştu.
****
ABD'de Özel Kuvvetler mensubu ve Trump'ın Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Başkanı Joseph Kent "Bu savaş Amerika için değil, İsrail için yapılıyor" diyerek istifa etti.
Keza İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in bu süreçteki dik duruşu, sadece Batı dünyasına değil, bizim içimizdeki mezhepçi koroya da verilen insanlık ve ahlak dersidir. Sanchez'in gösterdiği bu 'seküler ve evrensel ahlak' duruşu sırf mezhep farkı yüzünden komşusunun bombalanmasına 'oh olsun' diyenlerin sığlığını ifşa etmiştir.
Kent ve Sanchez kadar ahlaki tutarlılık sergileyemeyen sözde Müslümanların ABD/İsrail saldırganlığına sessiz kalması utanılacak bir durumdur.
Türkiye'nin yolu akıl, denge ve tam bağımsızlıktır.
Bu yüzden, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İran'da savaşa girme konusunda ihtiyatlı ve soğukkanlı tavrını destekliyorum. Erdoğan'ın "bizim 'Sünnilik, Şiilik' gibi bir dinimiz yok. Bizim tek dinimiz var, o da İslam" ve "Türkiye'nin yeri Avrupa'dır" vurgularını doğru buluyorum.
Ruhittin Sönmez
19.03.2026
2026
Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın Türkiye ve bölge ülkelerinin ABD’nin İran’a yönelik adımlarına perde arkasından destek verdiği yönündeki iddialarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Şanlıurfa'da sahte jandarma uygulamasıyla durdurdukları araçtaki 3 kişiyi bıçakla yaralayıp ters kelepçeleyen hırsızlar, film sahnelerini aratmayan bir operasyonla 12 kilogram altın ve 2 milyon TL'yi gasp ederek kayıplara karıştı.
Pentagon'un acil bütçe çağrısıyla gündeme bomba gibi düşen ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran savaşının devasa faturasını ilan etti. İşte Washington'ı karıştıran o açıklama...
E. Mülkiye Başmüfettişi - Kaymakam Recep Muhlis Gür yazdı 28 Şubat’ta başlayan savaş 40 gün sürdü ve 15 günlük ateşkes ilan edildi. Şu ana kadar kim kazandı, kim kaybetti? 40 gün sonra sonuç ne durumda? adılı yazısı
Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde yaptığı değerlendirmede İran ile ateşkes sürecinin sona erdiğini öne sürmüş, İranlı liderleri hedef alan sert ifadeler kullanmıştı. Pezeşkiyan'ın açıklamaları, iki ülke arasındaki söz düellosunun diplomatik gerilimi daha da artırabileceği yönünde değerlendirmelere neden oldu.
ABD Başkanı Trump’ın talimatıyla İran kentleri bombalandı, Tahran'dan dünyayı ayağa kaldıracak Hürmüz Boğazı tehdidi geldi: "Amerikan tehditleriyle değil, yalnızca bizim düzenlememizle açılır."
Yorumlar (0)