
YENİ ORTADOĞU TASARIMINDA SIRA İRAN'DA
ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı beklenen bir felaketin gelişi gibi. Yaptıkları yığınak yeterli seviyeye gelince saldırıya başladılar. Daha ilk iki günde İran'ın ruhani lideri Ali Hamaney ile Savunma Bakanı, Devrim Muhafızları üst düzey komutanları dahil 48 İranlı lideri öldürmeyi başardılar.
Irak ve Suriye'den sonra İran'a saldırılar bir tarihsel sürecin parçalarıdır. ABD zaten I. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin sürdürülemez olduğunu ve bu sınırların değişmesi gerektiğini savunuyordu.
1919-1920 yıllarında, İngiltere ve Fransa Ortadoğu'yu cetvelle çizerek paylaşmış, manda yönetimlerini oluşturmuştu.
ABD'nin dış politikasında çok önemli bir yeri olan eski Dışişleri Bakanı Henry Kissenger "Dünya Düzeni" adlı eserinde, Ortadoğu'daki devletlerin (Irak, Suriye, Lübnan vb.) Avrupa'daki gibi "ulus-devlet" bilinciyle değil, emperyal güçlerin çıkarlarına göre yapay olarak oluşturulduğunu, bu sınırların, etnik ve mezhepsel (Sünni, Şii, Kürt, Arap vs.) gerçeklikleri göz ardı ettiğini savunuyordu.
ABD bu ülkelerin sınırlarının radikal İslamcılar, mezhep savaşları, etnik kimlikler üzerinden buharlaşmasına yardımcı olmakta.
ABD/İsrail'in bölgesel harita mühendisliğinde bir kilometre taşı 2001 tarihli Pentagon planıdır. ABD'li Emekli General Wesley Clark, 2007'de; 11 Eylül'den hemen sonra Pentagon'da "7 ülkenin (Irak, Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan ve İran) hükümetlerini devirme" planını gördüğünü anlatmıştı.
Bugün yaşanan ABD/İsrail - İran savaşı, bu 25 yıllık planın son halkasıdır. (7. Ülke) İran fazının uygulanmaya geçişidir.
Kissinger'ın yıllar önce dillendirdiği ve bugün Tom Barrack veya Netanyahu gibi isimlerin sözcülüğünü yaptığı Amerikan/İsrail vizyonunun özü şudur: Ortadoğu'da üniter ve merkezi güce sahip ulus-devletler, ABD/İsrail ve emperyal projeler için birer engeldir.
Bölge ancak daha küçük, etnik/mezhepsel parçalara bölünmüş, zayıflatılmış konfederal veya federatif yapılarla yönetilebilir.
Suriye iki eski teröriste (Ahmet Şara ve Mazlum Abdi) verilen statülerle şekillendirilirken, İran'da mevcut rejimin yıkılması ve "bölünmüş bir İran" hedefine giden yolların taşlarının döşenmesi tesadüf değildir.
Türkiye'de teröristbaşı Öcalan'a devlete muhatap bir başmüzakereci statüsü verilmesi ve milli üniter devletin yıkılarak federasyona götürecek altyapının kurulmaya çalışılması da bu projeden bağımsız değildir.
Çünkü bu proje askeri güçle parçalamayı, parçalanamayan Türkiye'de ise "barış, kardeşlik, bölgedeki Kürtlerle büyütme ve federasyon" vaadiyle milli üniter yapıyı içeriden dönüştürmeyi öngörür.
****************************************
ÖCALAN'IN "DEMOKRATİK TOPLUM" ÇAĞRISI
İmralı'da 50 bin kişinin ölümünden sorumlu, "ağırlaştırılmış ömür boyu hapis" hükümlüsü olan teröristbaşı Abdullah Öcalan barış havarisi haline getirilmeye çalışılıyor. Öcalan'ın "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı" 27 Şubat'ta yine DEM Parti yöneticileri tarafından Türkçe ve Kürtçe okundu.
Bu metin, ABD/İsrail'in "Yeni Ortadoğu Tasarımı" çerçevesinde değerlendirildiğinde, hedef ve sonuçta tam olarak örtüşmektedir. Kissinger tezini, Tom Barrack ve Netanyahu'nun açıklamalarını tamamlayan bir parçadır.
Ulus-Devletin ve Milli Aidiyetin Tasfiyesi: ABD Büyükelçisi Tom Barrack, "1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz" diyerek üniter yapıları hedef almıştı. Öcalan'ın mesajında yer alan "Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır" ve "Milliyet empoze edilmemelidir" ifadeleri, tam olarak bu üniter ve milli ulus-devlet yapısının sökülmesi anlamına gelir. "Milli aidiyetin" anayasadan çıkarılması, Kissinger'ın hayal ettiği "esnek, federatif/konfederatif" çok parçalı devlet modelinin ön şartıdır.
Ortadoğu Vurgusu ve Sınırların Esnetilmesi: Öcalan, çağrısının sadece Türkiye için değil, "Ortadoğu'da bir arada yaşama sorununa çözüm bulma amacı" taşıdığını belirtiyor. "Demokratik entegrasyon" kavramı, Netanyahu'nun "Ortadoğu'nun haritasını değiştiriyoruz" vizyonuyla paralel bir şekilde, mevcut siyasi sınırların silikleştiği, merkezi otoritelerin zayıfladığı "bölgesel ve parçalı" bir yeni düzenitarif etmektedir.
Anayasal Dönüşüm: Metindeki "hukuksal güvenceler" ve "yeni bir anayasal vatandaşlık" talebi, ABD/İsrail'in yürüttüğü Yeni Ortadoğu projesinin Türkiye içindeki hukuki altyapısını hazırlama çağrısıdır.
****************************************
BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ TIKIR TIKIR İŞLİYOR
Ortadoğu'nun sınırları yeniden çizilirken mesele sadece petrol veya etnik ayrışma değildir. Asıl mesele İsrail'in güvenliği, su ve gıda kaynaklarına erişiminin genişlemesi ve (Nil'den Fırat'a kadar olan toprakları içine alan) vadedilmiş topraklar vizyonudur.
ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi, bu can damarlarını kontrol etmeyi hedef alır. Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu bölgesinin hedef tahtasına konmasının en büyük askeri ve coğrafi nedeni su kaynaklarımızdır. (Fırat ve Dicle)
"Demokratik entegrasyon" veya "özerklik" ambalajıyla sunulan projeler, aslında Türkiye'nin bu hayati su kaynakları üzerinde ABD/İsrail egemenliğini kurma girişimidir.
ABD ve İsrail, 2001'den beri uygulanan "7 Ülke Planı"nın son halkası olan İran'ı şu an fiilen çökertmeye çalışıyor. Molla rejimi yönetimindeki İran, kendi içindeki yozlaşma ve paralel yapılar (Devrim Muhafızları), nedeniyle bu saldırılara karşı koymakta sıkıntı yaşıyor.
İran'ın zayıflatılması ve parçalanması, Ortadoğu'daki sınırların yeniden çizilmesini hızlandıran kaba kuvvet aşamasıdır.
Bundan sonraki aşamada İran'daki ekonomik çöküş, toplumsal huzursuzluk ve etnik fay hatları kullanılacaktır. Rejimin mağduru olan milyonlarca halkı sokak hareketlerine yöneltip rejimi içeriden yıkmaya çalışacaklar. Ayrıca PKK'nın İran ayağı PJAKgüçlendirilerek bölgesel isyan çıkartmak, diğer etnik ve mezhepsel grupları kışkırtarak iç çatışmalar yaratmak gibi yöntemler denenecektir.
****************************************
TÜRKİYE'NİN ZIRHI LAİK CUMHURİYETTİR
Türkiye'nin bu giderek daralan kuşatmadan çıkmasının yolu, günlük siyasi manevralar veya üniter yapıdan verilecek tavizler değildir.
Artan beka riskini minimize etmenin tek yolu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine, "Üniter Milli Devlet" yapısına ve "Laiklik" ilkesine sımsıkı sarılmaktır. Devlet, vatandaşları arasında etnik, dini veya mezhepsel hiçbir ayrım gözetmeden, alt kimlikleri siyasallaştırmadan, herkesi "eşit, özgür ve onurlu Türk milleti" şemsiyesi altında kucaklamaya devam edecektir.
Mevcut anayasamızda çok açık şekilde yer alan bu ilkeler Türkiye'yi Ortadoğululaşmaktan korumaktadır.
"Yeni anayasa" arayışında olanlar, bu temel ilkeleri yok ederek, Türkiye'yi "kolay bölünebilir" bir devlete dönüştürmek istemektedir.
Ruhittin Sönmez
02.03.2026
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Yeni Ortadoğu tasarımında sıra İran'da' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Düyûn-u Umumiye ve Abdülhamid güzellemesi' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Yolsuzlukla mücadele iddiası da çöktü' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Sapık ilişkiler, şantaj ve casusluk örgütleri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Yaş aldıkça gençleşmek' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İmralı tutanağı neden açıklandı?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ömür boyu Cumhurbaşkanı olmanız istenirse' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Kameralı denetim ihtiyacı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İran üzerindeki baskılar ve kuşatılmış Türkiye' adlı köşe yazısı... Devamı
Katar Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Orta Doğu’daki en büyük ABD üssü olarak bilinen El-Udeid Hava Üssü’ne gerçekleştirilen insansız hava aracı (İHA) saldırısının önlendiği bildirildi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, sabah saatlerinde İsrail'in başkenti Tel Aviv'e 1 tonluk patlayıcı başlık taşıyan balistik füze fırlattığını duyurdu.
Dünyanın gözü kulağı İsrail-İran hattındaki patlama noktasındayken, Pekin sessizliğini bozdu. Çin Dışişleri Bakanlığı, bölgesel kaosu dizginlemek ve diplomatik köprüleri yeniden kurmak amacıyla bölgeye "Özel Temsilci" atandığını duyurdu.
İran'ın gerçekleştirdiği operasyon kapsamında Katar semalarında 101 balistik füze tespit edildi. Katar makamları, bu füzelerden 98'inin başarıyla engellendiğini duyurdu. Ayrıca bölgede görülen 39 insansız hava aracından (İHA) 24’ünün düşürüldüğü, tespit edilen 3 seyir füzesi ve 2 Sukhoi SU-24 uçağının da etkisiz hale getirildiği bildirildi. Bahreyn tarafı ise 73 füze ve 91 İHA’nın imha edildiğini açıklarken; Kuveyt cephesinde 178 balistik füze ile 384 İHA’nın engellendiği bilgisi paylaşıldı.
İran'ın bölgedeki saldırgan tutumu ve Türkiye'yi hedef alan eylemlerine karşı net bir duruş sergileyen NATO, müttefiklik hukukuna vurgu yaptı. İttifak yönetimi, Ankara'nın güvenliğine yönelik her türlü tehdit karşısında savunma mekanizmalarının en üst seviyede teyit edildiğini duyurdu.
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sabah saatlerinde hareketli dakikalar yaşandı. Gökyüzünden bir cismin düştüğü ihbarı üzerine bölgeye sevk edilen güvenlik ekipleri, yapılan incelemeler sonucunda cismin balistik bir mühimmat parçası olduğunu belirledi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), olayın ayrıntılarına dair resmi bir açıklama yayımladı.
Yorumlar (0)