
Birçok dar gelirli, hattâ orta halli ülkenin olduğu gibi, enflasyon canavarı ülkemizin ve bilhassa fakirlerimizin de onulmaz yaralarından biri maalesef… Ve bu canavar dar gelirli ve tek maaşlı ailelerin, emeklilerin hattâ orta direk vatandaşların dahî canlarını okuyor ve herkes bu canavarın canının okunmasını hükümetten bekliyor…
Hükümetin canavarla mücadele etmesi şart oğlu şart! Ancak, çok tabiidir ki, üretici ürettiği ürününü yüksek fiyattan satmak, tüketici de ucuz fiyattan almak istiyor… Hal böyle olunca bir orta yol bulmak gerekiyor, amma velâkin bu pek kolay olmuyor-olamıyor! O nedenle ben ‘bu canavarı hükümetin iyi denetlemesi, zapturapt altına alması, tüketici vatandaşlarını da doymak bilmeyen bu canavarı beslememesi, desteklememesi gerekir!’ diye düşünüyorum. Çünkü, enflasyon canavarı iki tarafı keskin bir kılıç ya da bal bıçağı gibi bir şey! Ve bence enflasyonun sürekli yükselmesine, en azından düşmemesine kabarık cüzdanlılar ile kara vicdanlılar neden oluyor! Yani enflasyon canavarının ipi parayı para demeyen ya da kolay yollardan kazanan zenginlerin, hattâ faizcilerin-tefecilerin, karaborsacıların eline; ticarî ahlâktan yoksun insafı ve vicdanı da olmayan alıcı, aracı ve satıcıların ellerine geçmiş durumda maalesef! O nedenledir ki, savunma sanayiinden iç ve dış turizme ve ihracat rakamlarında, yani birçok sektörde veriler olumlu-pozitif gözüktüğü en azından negatif gözükmediği halde; çarşıda pazarda, manavda ve bilhassa zincir market ve büyük AVM’lerde fiyatlar almış başını gidiyor… Çünkü biz üretimden çok tüketim toplumu hâline geldik-getirildik! Ki, lüks mağaza ve zincir market gibi yerlerde çalışan tezgahtarlar ‘etiket değiştirmekten başımız dönüyor…’ diyorlar!
Türkiye genelinde olduğu gibi, kalkınmasını bir türlü sağlayamamış ve köylerden şehre, şehirden de başka illere göç yapılmasını engelleyememiş olan ilimiz genelinde bile israf almış başını gidiyor! Meselâ en kenar mahallelerdeki ve dar gelirli kişi ve ailelerin oturduğu semtlerdeki çöp konteynerları bazen bozulmuş, bazen de yenilip içilebilir gıda maddesi atıklarıyla, geri dönüşüm kumbaraları ise rahatlıkla kullanılabilir eşyalarla dolup taşıyor ve bu atıkları Suriyelilerden başkası toplamıyor! Ve bilindiği üzere, israfın olduğu yerler de ve toplumlar da bet bereket olmuyor! Çünkü, Cenab-ı Allah israfı yasaklıyor ve israf ederleri bir şekilde cezalandırıyor… Ki, Allah (c.c) ve Resulü az konuşulmasını, az uyunmasını ve az yenilip içilmesini tavsiye ediyor. Ancak, günümüz insanı, hattâ Müslümanı Allah’ın emir ve yasaklarına uymak yerine nefsine uyuyor… Ondan sonra da enflasyonun yüksekliğinden, hayatın pahalılığından yakınıyor!
Eskiden üreticiler, sanatkârları ve aracı esnaflar, ‘sürümden kazanırım’ diyerek kâr marjlarını düşük tutarlardı; şimdikiler ise ‘az satarım, çok kazanırım mantığı ile çalışıyorlar. Alıcılar da ‘bugün alacağım ürüne yarın zam gelir veya aradığım şeyi bulamayabilirim…’ gibi saiklerle sürekli, gerekli veya gereksiz alışverişler yapıp ihtiyaçtan kat kat fazla mal stokluyorlar. Daha sonra da bu mallardan bazılarının demode olduğu-modası geçtiği, bazıları da son kullanma tarihi geçtiği, dolayısıyla da bozulduğu ya da çürüdüğü gerekçesiyle çöpe atıyorlar. Yani, günümüzün muhteris tüccarları da alıcıları da gereğinden fazla mal stoklayıp piyasanın yükselmesine neden oluyorlar!
Günümüzde ve ülkemiz de aile bireylerinden konu komşulara ve uzak yakın akrabalara varıncaya kadar herkes hayat pahalılığından, enflasyonun yüksekliğinden, ekonominin bozukluğundan, kayıt dışılıktan, fırsatçılıktan, fahiş fiyattan ve israftan yakınıyor. Ancak, insanlar ihtiyacından fazla ürün almaktan hatta stok yapmaktan veya mal depolamaktan da geri durmuyorlar! Bütün bu olumsuzlukları da hükümetlerin, bakanlıkların ya da yerel yönetimlerin ortadan kaldırmasını istiyor-bekliyorlar…
Demem o ki; istisnaları hâriç, gözleri sandıktan ve de oydan başka bir şeyi görmeyen, kulakları alkıştan başka bir şey duymayan-duymak istemeyen politikacılardan, hükümet üyelerinden, vekillerden ve benzer durumda olan etkili ve yetkili kişileri ‘körü körüne veya bilinçsizce’ alkışlayıp destekleyen, pohpohlayan kişilerden bazı hassasiyetleri beklemek ham hayalden öteye geçmez-geçemez ve geçmiyor da zâten! Yani, insanlar bilinçli bir seçmen-seçici, üretici ve tüketici olmadıktan sonra kim ne yaparsa yapsın ne enflasyon düşer ne de hayat pahalılığı azalır!
PARADAN SIFIR ATMAK YERİNE ‘’ENFLASYONU
SIFIRLATMAK VEYA MÂKÜL SEVİYEDE TUTMAK
HÜKÜMETİN ELİNDE OLAN BİR ŞEY OLMALI!!!
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; enflasyonun makul seviyede tutulması devletin ya da hükümetlerin, hattâ belediyelerin-yerel yönetimlerin işi olmalı… Ancak, tüketiciler de merkezî ve yerel yönetimlere-yöneticilere yardımcı olmalılar!’ diyor, herkese ‘enflasyondan kat kat daha fazla’ saygılar sunuyorum.
ZORLUKLAR İNSANI GÜÇLÜ KILAR VE HER
ENGEL YENİ BİR FIRSATIN KAPISINI ARALAR!
HAYAT, KARŞILAŞTIĞIN FIRTINALARLA DEĞİL,
O FIRTINANIN İÇİNDEN GEÇERKEN NE YAPIP
NE ETTİĞİNE BAĞLIDIR!..
ZAFERİN BÜYÜKLÜĞÜ, MÜCADELENİN ZORLUĞU
İLE ÖLÇÜLÜR! Özlü sözlerden seçmeler
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Burdur Ticaret Borsası, 2025 yılı Aralık ayına ilişkin Yerel Tüketici Gıda Fiyat Endeksi sonuçlarını duyurdu. Yerel piyasa verilerine dayanan rapor, Burdur’da gıda fiyatlarının hem aylık hem de yıllık bazda artış eğilimini koruduğunu ortaya koydu.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı Aralık 2025 enflasyon verileriyle birlikte, ocak ayında kira sözleşmelerine uygulanabilecek azami artış oranı netleşti. Buna göre, ev ve iş yeri kiralarında en fazla yüzde 34,88 oranında artış yapılabilecek.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık 2025 dönemine ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini açıkladı.
Enflasyon verilerini değerlendiren ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, eğitim ve konut fiyatlarındaki artışların enflasyonu yukarı taşıdığını belirtti.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıklayacağı Ocak ayı enflasyonu, %4,29 artış beklentisi ve asgari ücret, açlık sınırı verileriyle 2025 ekonomisini yakından etkiliyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Ocakta piyasanın 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi yüzde 25,4 seviyesinde" dedi. Detaylar haberimizde...
Yorumlar (0)