
İstiklâl Marşımızın yazarı, Burdur’umuzun ilk Milletvekili, ülkemizin ve ilimizin medar-ı iftiharlarından biri olan Mehmed Akif Ersoy mu yoksa atalarımız mı söylemiş onu tam olarak bilmiyorum ama, günümüzün politikacılarına, ‘’Dost edinmeye bakın. Düşmanı ananız bile doğurur!” şeklindeki özlü sözü hatırlatmak ve konuyu son günlerde hızlanan ve AK Parti ile CHP yöneticileri arasında yaşanan ağız dalaşına-söz düellolarına getirmek; oraya getirirken de ‘Recep Tayyip Erdoğan’ın tek rakibi var, o rakip de enflasyondur!’ diyorum…
Sözü şimdide nedenlerine, niçinlerine ve nasıllarına getirmek istiyorum:
Şöyle ki; bir defa siyasi partilerin veya yöneticilerinin parti içinde de dışında da rakipleri her zaman olmuştur, bundan sonra da olacaktır! Ama o rakipler birbirlerinin âdetâ birer düşmanıymış gibi davranılmamalılar… Ancak, son günlerde CHP ve AK Parti yöneticileri birbirlerine söylemediklerini bırakmıyorlar…
CHP’lilerin veya yöneticilerinin iktidar partisi olan AK Parti’ye ve aynı zaman da Cumhurbaşkanı da olan Parti’nin Genel Başkanı’na yüklenmeleri neyse ne amma, genelde AK Partililerin, özelde de Tayyip Erdoğan’ın, CHP’nin muhtemel Cumhurbaşkanı adaylarına, artı Genel Başkanlarına ‘gereğinden fazla’ yüklenmelerine hiç hâcet ya da gerek yok! Çünkü onların birbirleriyle didişmeleri kendilerine yetip artıyor…
AK Parti’nin Genel Başkanı’nın durumunu bilmiyorum ama Partinin bazı yöneticileri ‘Mansur Yavaş’ımı, yoksa Ekrem İmamoğlu’nu veya Özgür Özel’i mi daha rahat alt edebiliriz! Dolayasıyla da AK Parti’yi nasıl bi daha, bi daha iktidar, Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha Cumhurbaşkanı yaparız?’ gibi bir telâşın içine girmiş gibi gözüküyorlar! Oysa CHP’nin Cumhurbaşkanı ve Genel Başkanı adayları birbirileriyle bazen açıktan bazen ise gizli gizli uğraşıyorlar, hatta birbirlerinin ayaklarına çelme takıyorlar! Yani, Erdoğan’ın en güçlü rakibi Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş veya Özgür Özel değil; kasa, masa ve para; kısaca olumsuz ekonomi yönetimi dolayısıyla yükselen veya bir türlü düşmek bilmeyen enflasyon, düşük gelir! Daha doğrusu, asgarî ücretli + tek maaşlı çalışanlar, işsiz yaşayan kesim, düşük maaş alan ve bayram ikramiyesini az bulan emekli ve dar gelirli, sattıkları malı yerine koyamayan büyüklü küçüklü esnaf ve üretim yapamayan, yapsa bile satamayan çiftçiler-ziraatçılar ve benzerleri!
Demem o ki; Partilerde rakip adayları belirlemek ve muhtemel adayları yıpratacak yöntemler geliştirmek teorik olarak mümkündür… Ancak, siyasette 24 saat bile uzun bir süre olduğu gibi, planlar da yapıldığı ve kâğıt üzerinde durduğu gibi durmaz! Yani bazı teoriler büyük risk taşır! O nedenle, siyasi Partilerin yöneticileri komplikasyonlara neden olacak hal, hareket, eylem ve söylemlerden uzak durmaları gerekir…
Meselâ; Türkiye’yi 40 yıla yakın bir süredir (14 Nisan 1987 tarihinden beri) kapısında bekleten, dilenci muamelesi yapan Avrupa Birliği’nin (AB) şimdilerde Türkiye’nin kapısını çalıyor olması ve ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine yaklaşılması, artı yabancı devlet adamlarının sık sık ülkemize gelip gidiyor ve bazı savaşlarda Erdoğan’ın aracı olarak görülmesi ve benzerlerinin Erdoğan’ın başarı hanesine yazılması gibi bir avantaj varken ve CHP eş değil, üç, hattâ çok başkanlı bir parti haline gelmişken, ayrıca seçimlere uzun bir süre varken; AK Parti’yi yönetenlerin kendilerini, ‘Özgür’ümü, Ekrem’imi yoksa Mansur’umu daha kolay alt ederiz?’ gibi bir telâşın içine girmeleri, panik yapmaları bence çok yersiz ve gereksiz bir davranıştır! Çünkü CHP içten içe ve cadı kazanı gibi kaynarken ve kazanın dibi de tutmaya başlamışken, AK Parti’nin, CHP’nin kaynayan kazanına âdeta su döküp soğutmaya çalışması AK Parti’ye değil, CHP’ye yarayacaktır!
Velhâsıl-ı kelâm; ben bu yazının sonuna doğru gelirken Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı yönünde haberler gelmeye başladı… Ancak ben bu konuda detaylı ve yeterli bir bilgiye sahip olmadığım için herhangi bir şey söylemem mümkün değil! Ama, kendimi ‘keşke Ekrem Bey kendisini gözaltına aldıracak bir suçun ya da şaibenin içine girmemiş olsaydı!’ demeden alamam…
Hülâsâ-i netice; İmamoğlu’nun göz altına alınması ve Partisinin yaptığı Büyük Kurultayının iptal edilecek gibi konuların gündeme gelmesi konusunda AK Parti’nin veya Cumhur İttifakı’nın hiç dahli olmaması gerektiği gibi, öyle bir görüntü dahî verilmemeli… Yani, süreç bağımsız Mahkemelere bırakılmalı ve CHP’liler de süreci sükûnetle izlemeli ve mahkemelerin vereceği kararı beklemeli!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
ÜLKENİN GÜÇLENMESİ İÇİN TOPLUMSAL BARIŞ VE
DAYANIŞMA ŞATTIR… K. Atatürk
YANLIŞIN EN TEHLİKELİSİ, DOĞRUYA EN YAKIN OLAN
YANLIŞTIR. ÇÜNKÜ, DOĞRUYLA KARIŞTIRILMASI VE
İNSANLARIN DAHA KOLAY ALDATILMASI İHTİMALİ
TAŞIMAKTADIR. Prof. Dr. Necmeddin Erbakan
BİR POLİTİKACININ AMACI, ‘SEZDİRMEDEN’ DEĞİŞME
SANATINI KULLANARAK HAK ETTİĞİ YERE ULAŞMAKTIR!
Victor Hugo
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
İstanbul Küçükçekmece'de toplanan Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) üyeleri, yaptıkları basın açıklamasında kamu çalışanlarının ekonomik büyüme ve refahtan hak ettiği payı almasını talep etti.
Haziran ayında tüketici enflasyonu aylık yüzde 0,99 arttı. Yılın ilk altı aylık döneminde TÜFE'deki artış yüzde 17,76 olurken, on iki aylık ortalamalara göre artış oranı ise yüzde 32,03 olarak gerçekleşti.
Temmuz ayında memur ve emeklilere yönelik düzenlemeler hakkında konuşan Yılmaz, hükümetin çalışanları ve emeklileri enflasyona karşı koruma ilkesini sürdürdüğünü belirtti.
Haziran enflasyonunun 6 ay sonra ilk kez yüzde 1’in altına inebileceği beklentisi, Merkez Bankası’nın 23 Temmuz’daki faiz kararı öncesi piyasaların odağına yerleşti.
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,71 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,61 olarak hesaplandı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs 2026 enflasyon verilerini resmen duyurdu! Aylık bazda yüzde 1,71 artış gösteren enflasyon, yıllık bazda yüzde 32,61'e ulaştı. Bu kritik veriyle birlikte SSK, Bağ-Kur ve memur emeklilerinin Temmuz ayında alacağı zam oranı adım adım kesinleşiyor. Ekonomistlerin Mayıs ayı beklentisi neydi? İlk 5 aylık kümülatif emekli zam farkı kaç oldu?
Yorumlar (0)