
Bugünkü yazımı, Ziya Gökalp’in Balkan Savaşı sırasında, (1912 yılında) yazdığı ve 1913 yılında da ‘Halka Doğru Dergisi’nin yayınladığı anlam yüklü şiirinin bir dörtlüğünü başlık yaparak başlamak istedim.
Çünkü, merhum Gökalp 113 yıl önce yazdığı anlamlı şiirinde hem câmilerin, minârelerin ve kubbelerin hayâtî önemlerini vurguluyor hem de 15 Temmuz 2016 gecesinin faillerine ve destekçilerine sesleniyordu!
Nasılına gelince, onu da aşağıda açıklamaya çalışayım:
Şöyle ki; yaşı müsait olanların bizzat yaşayıp gördükleri, olmayanlarında büyüklerinden duyup dinledikleri gibi; 15 Temmuz gecesi başlatılan hain, kaypak ve kalleş kalkışma câmilerden okunan ezanlar ve minarelerden yükselen salâ sesleriyle halka duyuruldu ve halkımız da bu ezan ve salâlar vasıtasıyla köylerinin kentlerinin meydanlarında toplanarak hainlerin önlerine set çekti, etten duvar oldu! Dolayısıyla da hainlerin kirli emellerine ulaşmalarını engelledi! Değilse, bu kalkışma hedefine ulaşabilir, büyük devletimizin ve asil milletimizin maddî mânevî durumu ne olurdu onu ben düşünmek bile istemiyorum!
Her neyse, câmi, minâre ve kubbe karşıtlarının ve darbe yanlılarının kulaklarını bu kadar çınlatmakla yetiniyor, sözü şimdi de 15 Temmuz 2106 gecesine getirmek istiyorum:
Herkesin mâlûmu olduğu üzere, Cennet misâli ülkemiz bundan tam 9 yıl önce, yani 15 Temmuz 2016 tarihinde ve gecenin bir saatinde çok kapsamlı, katmanlı ve oldukça hain bir darbe girişimine mâruz kalmıştı! Ama, kahraman ordu mensuplarımızın, polislerimizin, güvenlik kuvvetlerimizin ve vatanını yurdunu canından çok seven vatandaşlarımızın göğüslerini hainlere karşı siper etmesi, kendilerini tankların altına atması ve helikopterlerden açılan ateşlere, uçaklardan atılan bombalara göğüs germesi sayesinde bu girişim önce durdurulmuş, sonra geri püskürtülmüş, en sonunda da hainler kendi kazdıkları kuyularında boğulmuşlardı! O nedenle, ben ‘Cenab-ı Hakk bu asil ve necip millete bir daha 15 Temmuzlar yaşatmasın, yaşatmak isteyenler kendi .oklarında boğulsun, yaktıkları ateşlerinde yaksın ve küllerini okyanusun üzerinde savurtsun!’ diyor, şimdi de bugün hakkındaki diğer görüş ve düşüncelerimi siz sevgili okurlarımla paylaşmak istiyorum!
İsimleri ister Fetö olsun Metö, her kim ve ne olurlarsa olsunlar, yapılan kalkışma tam bir terör ve vatan hainliği, devlet millet ve din diyânet düşmanlığıdır. O nedenle bu faili belli fiil; bundan tam 9 yıl önce, yani 15 Temmuz 2016 tarihinde ve gecenin bir vaktinde yakılmış olan bu çok tehlikeli ateş; büyük devletimizin, asil ve necip milletimizin geneline yakılmış bir ateş idi! Ancak milletimiz ve devletimiz bu ateşi yakıldığı yerde söndürmüştü! Amma velâkin, başlatılan bu hain girişim ve yakılan kor ateş sadece Ülkemizdeki değil, dünyanın birçok yerindeki Müslümanların, Türklerin ve Müslüman dostu ülke, kişi ve kuruluşların güvenirliklerini zedelemiş, gayrimüslimlerin İslâm’a ve Müslümanlara olan güvenlerini sarsmıştı! Yani 15 Temmuz 2016 gecesi yakılan ateş, başta ülkemiz olmak üzere dünyanın çeşitli noktalarında yaşayan Türkler ve Müslümanların hesaplarına kara bir tarih olarak geçmiş; Dolayısıyla da gayrimüslimlerin, kılıç Müslümanlarının ve din diyanet düşmanlarının ellerine büyük ve müşahhas bir koz vermişti!
Kısacası; bu mâlûm ve hain kalkışma, insanların İslâm Dînine ve Müslüman kesimlere, uzun süre maddî mânevî telâfîsi yapılamayacak kadar büyük bir zarar vermiştir! Bu zararı telâfî etme görevi de bizlere düşmektedir!
Büyük bir çoğunluğu iyi niyetli, asaletli, milliyetçi ve mukaddesatçı ve devletçi kişilerden oluşan bu milletin evlatları 27 Mayıs 1960 Darbesi, 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, 28 Şubat 1997 Pismodern(!) Darbesi gibi darbelerden çok çektikleri için ve Türkiye’nin ‘darbeler ülkesi’ olarak anılmaması ve darbelerin ülkelerine ve insanlarına verdiği maddî mânevî hasarların telafisi, yaraların tedavisi için kendilerini merhum Başbakan Adnan Menderes, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan gibi sivil ve dindar yöneticilerle birlikte Fethullah Gülen gibi bir örgüt liderine destek verdi… Ancak, darbeciler önce Menderes’i, sonra Özal’ı, son olarak ta Erbakan’ı darbeledikleri için, darbe karşıtı ve İslâm’a, devletine ve milletine hizmet ettiğini sandıkları Gülen cemaatine katıldılar… Fakat, bazıları hiç değişmese de, büyük bir kısmı hiç göründüğü ve sanıldığı gibi bir din/diyanet adamı veya Müslüman yanlısı olmadığını anladıkları anda kendisini terk ettiler… Ancak, geç kaldılar… Ve darbelerden canı yanan bahsime konu kesimler, canlarını kurtarmak için gittikleri ve destekledikleri kişinin de canlarını yakmasıyla (can havliyle) sağa sola savruldular ve hâlâ savrulmaya da devam ediyorlar… O nedenle, canı yananlarla can yakanları iyi ayırt etmek ve hem kul hakkına girmemek hem de kardeşi kardeşe düşman ettirmemek için çok hassas davranılmalı ve ülkede birlik beraberlik sağlanmalı… Bu birlik beraberlikte kişileri yargılarken kılı kırk değil, 40 bin kere yarılarak yapılmalı!..
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsası; bugünkü yazımı Ziya Gökalp’in dörtlüğü ile başladım, Mehmed Akif Ersoy’un ‘’Sahipsiz olan vatanın batması haktır. Sen sahip olursan su vatan batmayacaktır’’ şiirinin iki satırını köşeme iktibas ederek noktalamak istiyor, herkese ‘darbesiz’ saygılar sunuyorum,
İKİ ŞEY YIKAR İNSANI; DOSTUNDAN GELEN İHANET
DÜŞMANINDAN GELEN MERHAMET! Hz. Mevlânâ
YA DELİCE SEV YA DA MERTÇE TERK ET, AMA
ASLA İHANET ETME!..
GAYRET ET, DÂVET ET, HAYRET ET, AFFET, TÖVBE ET
SAKIN İHÂNET ETME!..
VATANA İHÂNETİN NEDENİ OLMAZ, ER YA DA GEÇ
BEDELİ OLUR!..
BÜYÜK İNSANLAR VEDÂ EDEREK; BASİT VE KÜÇÜK
İNSANLAR İHÂNET EDEREK GİDERLER!..
GERÇEK ŞU Kİ, ALLAH (c.c), HÂİNLİK YAPARAK GİDENİ
HELÂLLİK ALMAK İÇİN SANA GERİ GÖNDERİR!..
HER İHANETİN ARKASINDA BİR ŞEYTAN VARDIR…
BİLEMEZSİN KİM DOST, KİM DÜŞMAN; BAZEN
TUTTUĞUN ELDİR, SENİ ARKANDAN VURAN!..
HÂİN KALPLERİN MUTLULUKLARI DA KARANLIK OLUR!
Özlü sözlerden seçmeler
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Türk Eğitim-Sen tarafından Ziya Gökalp’in vefatının 100’üncü yılı anısına bir sempozyum düzenlendi. Detaylar haberimizde..
TESADÜFLER VE ÖTESİ ZİYA GÖKALP Diyarbakır’da daha 18 yaşında iken intihara teşebbüs etti.
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle kenevir üretim izinleri yeniden düzenlenirken, Antalya’nın da aralarında bulunduğu 21 il üretim havzasına dahil edildi. Karar kapsamında lif, tohum ve sap üretimi kontrollü olarak yapılabilecek; tıbbi kenevir ise yüksek güvenlikli tesislerde sınırlandırılacak.
Tokat’ta düzenlenen Türkiye Büyükler Halter Şampiyonası’nda podyuma çıkan MAKÜ öğrencisi Fatmagül Çevik, hem altın madalyanın sahibi oldu hem de yeni Türkiye rekoruna imza attı.
MHP Burdur İl Başkanı Mustafa Gün, Bucak ilçesine bağlı Çamlık ve Elsazı köylerini ziyaret ederek muhtarların ve vatandaşların taleplerini yerinde inceledi. Ziyaretlerde köylerin ihtiyaçları raporlanırken, çözüm noktasında girişimlerin başlatılacağı vurgulandı.
Antalya-Isparta karayolunda meydana gelen zincirleme trafik kazalarının ardından yaşanan heyelan, ulaşımı tamamen durdurdu. Bölgeye sevk edilen ekipler güvenlik ve çalışmaları gerçekleştiriyor.
Yorumlar (0)