Ruhittin Sönmez

Türk'ün huzurla kavgası

Ruhittin Sönmez'in 'Türk'ün huzurla kavgası' adlı köşe yazısı...

Ruhittin Sönmez

TÜRK'ÜN HUZURLA KAVGASI

Okuduğum bir makale, uzun uzay görevlerinde astronotların vücutlarının sıra dışı şartlara nasıl adapte olduğunu anlatıyordu. Aylar boyunca yerçekimsiz ortamda yaşayan astronotların kasları eriyor, kemik yoğunlukları değişiyordu. Dünya'ya döndüklerinde "normal" yerçekimi onlara adeta bir eziyet gibi geliyordu. Ayakta duramıyor, adım atamıyor, ağırlaşmış bedenlerini taşıyamıyorlardı.

Hatta uçak yolculuklarında da ciddi değişimler söz konusuydu. Kabin içi nem, gürültü ve basınç şartları altında kimyası değişen vücudumuz adaptasyon sorunu yaşıyordu.

Bunları okuyunca düşündüm: Peki ya biz? Yani ömrünü Türkiye gibi her yeni güne yeni bir sürprizle uyanılan, gündemin ışık hızında değiştiği bir ülkede geçirenler? Bizim de ruhumuz bu yüksek devirli ortama uyum sağlamış olamaz mı? Acaba bizi alıp, her şeyin saat gibi işlediği, değişimin yok denecek kadar az olduğu bir Batı ülkesine koysalar, astronotların yaşadığı o "uyum sendromunun" bir benzerini yaşamaz mıyız?

Bana sorarsanız, kesinlikle yaşarız!

*************************************

MEKÂN VE ZAMAN ALGIMIZ

Bizim beynimiz, değişken bir mekânsal ortamda yaşamaya antrenmanlıdır. Doğup büyüdüğümüz şehre, birkaç yıl sonra döndüğümüzde bile onu tanımakta güçlük çekeriz. Eskiden top oynadığımız boş arazinin yerinde 15 katlı rezidans, köşedeki bakkalın yerinde dev bir AVM bulmak bizim için sıradandır.

Oysa bir Avrupa şehrine gidin, 300 yıllık binanın kapı tokmağı bile aynıdır. Bir Türk insanını alıp böyle bir sokağa koyduğunuzda, ilk ay her şey çok huzurlu gelir ama ikinci ay "ya burada hiç mi bir şey değişmez kardeşim" diyerek şaşırır. Bir "zamanda asılı kalma" bunalımına girer.

Zaman algımız da bu mutasyondan nasibini almıştır. Bizde planlar likittir; "Hele bir Cuma gelsin de bakarız," "Kervan yolda düzülür," "Hallederiz abi" felsefesiyle anlık krizlere göre şekil alır.

Avrupa'ya gittiğinizde ise dişçi randevusunun sekiz ay sonrasına, tatil planının iki yıl sonrasına yapıldığını görürsünüz. Oysaki, bizim beynimiz, bir yıl sonrası için otel rezervasyonu yaparsak, "Ya o zamana kadar darbe, savaş, salgın olursa?" diye hata verir.

Trenin tam 14:03'te kalkıp, tam 15:17'de varmasının mükemmelliği bir süre sonra kutlanacak bir şey olmaktan çıkar, katı ve esnemez bir kural olarak ruhunuzu boğmaya başlar.

Biz hareket, kaos ve her an her şeyin olabileceği ihtimaline alıştık. Batı'nın stabilitesi bizi sıkar.

*************************************

MEDYA EKRANLARINDA SİYASET HAKİMİYETİ

Türkiye'de akşam televizyonu açtığınızda göreceğiniz şey bellidir: Aynı konuklar, ellerinde sopalarla harita başında dört saat boyunca iç ve dış siyaseti tartışırlar. Sabah haberlerinde ve talk-show'larda bile alt metinden siyaset akar.

Devleti yönetenler en olmadık zamanlarda onlarca TV kanalından evlerimize konuk olur. Konuşma yaptıkları miting, kapalı salon toplantıları veya iliştirilmiş basın mensuplarına yaptığı açıklamalar canlı yayınla verilir.

Batı'da ise televizyonu açarsınız; ana haber bülteninde devleti yönetenler en fazla birkaç dakika, o da haberin önemine göre uygun sırada konuşur. Haberlerde en büyük olay "Kasabada kedi ağaçta mahsur kaldı, itfaiye kurtardı" seviyesindedir.

Adamların medyasında siyaset o kadar az yer bulur ki, ekrana bakıp "Ee, kimse kimseye laf sokmadı, kimse masaya vurmadı, bu nasıl ana haber?" diye kalakalırsınız. Siyasi rakiplerine hakaret, aşağılama, tehdit gibi heyecan verici bir üslup yerine, zekâ dolu nüktelerle cevap verirler. Bu sükûnet, bizim yüksek ivmeye ve heyecana alışkın hücrelerimizi yıpratır.

*************************************

SİYASİ ADRENALİN BAĞIMLILIĞI

İşin bir de biyolojik ve psikolojik boyutu var: Biz adrenalin bağımlısıyız. Bizler güne, "Acaba Resmî Gazete'de gece ne değişti?", "Bugün hangi krizle uyandık?" "Hangi belediye başkanı tutuklandı?" "Hangi siyasetçi casusluktan yargılanmaya başladı?" "Hangi ünlüler kumar veya uyuşturucudan gözaltına alındı?" diyerek başlarız.

Üç tarafında savaşlar olan, "dört tarafı düşmanla çevrilmiş bir milletiz." Savaş haberleri veya muhtemel senaryolar hayatımızın birer parçasıdır. Vücudumuz sürekli bir gerilim içinde hayatta kalmaya kodlanmıştır.

Biz siyasetle beslenen, onunla deşarj olan bir milletiz. Arkadaş toplantılarımızın rotası bellidir. Konu bir şekilde en son siyasi gelişmeye, ittifaklara, kimin ne dediğine gelir. Hararetli tartışmalar döner, sesler yükselir. Masadan yine çoğunlukla dostça ama bazen de kırılmış gönüllerle kalkılır.

Onların da -bizimkine benzemeyen- kendi bunalımları var. Ama Batı'da insanlar bizim kadar siyaset konuşmaz, konuşsalar da "vergiler bu yıl binde 2 artmış, üzücü" deyip konuyu kapatırlar.

Bir süre sonra Batı'da yaşayan Türk'ün ruhu feryat etmeye başlar: "Yahu iki haftadır kimseyle siyasi tartışma yapmadım, arkadaşlarımla memleket kurtarmadım, ben böyle yaşayamam arkadaş!" Siyasetsiz bir hayat, bizim için tuzu, biberi, baharatı olmayan tatsız bir yemeğe benzer.

*************************************

PLANSIZ VE PRATİK ÇÖZÜMCÜ MİLLETİZ

Bizler kriz çözmeye programlıyızdır. Sistem çökerse, kurallar etrafından dolanılır, tanıdık bulunur ve o iş bir şekilde "çözülür".

Batı'nın o durağan, esnemez dünyasında ise bilgisayar "hayır" dediği an hayat durur. Basit bürokratik engellerde bile "bunun bir kolayı yok mu?" "Abi müdüre bir çıksak, halden anlar" gibi refleksleri yoktur.

Bu refleksleri içselleştirmiş bir Türk'ün yaşayabileceği en büyük şok, o soğuk "sistem buna izin vermiyor" duvarına çarpmasıdır.

İnsan o an, birinin omzuna dokunup "Hallederiz abi" deyişindeki o sıcak güvenceyi özler.

Astronotlara yerçekimi nasıl ağır geliyorsa, Batı'nın o steril, sürprizsiz ve fazlasıyla öngörülebilir durağanlığı da bizim ruhumuza ağır gelir.

Bazen çok yoruluyoruz, bazen "yeter artık" diyoruz ama bizi bu kadar esnek, dayanıklı ve sıcakkanlı yapan şey belki de bu özelliklerimiz.

Ne diyeyim... Tüm yoruculuğuna, deliliklerine ve o meşhur sürprizlerine rağmen biz bu ülkeye alıştık. Başka bir ülkede yaşayamam arkadaş!

 

Ruhittin Sönmez

21.05.2026

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 1
    BEĞENDİM
  • 1
    ALKIŞ
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

13
TEMMUZ

2026

Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu

Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı

11
TEMMUZ

2026

Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli

Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı

06
TEMMUZ

2026

İki gencin sivil itaatsizliği

Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı

02
TEMMUZ

2026

Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar

Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı

22
HAZİRAN

2026

İktidarın hukukçuları neden susar?

Ruhittin Sönmez'in 'İktidarın hukukçuları neden susar?' adlı köşe yazısı Devamı

11
HAZİRAN

2026

Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma

Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı Devamı

04
HAZİRAN

2026

HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?

Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı

01
HAZİRAN

2026

Türkiye uçuyor, yolcular uykuda

Ruhittin Sönmez'in 'Türkiye uçuyor, yolcular uykuda' adlı köşe yazısı... Devamı

22
MAYIS

2026

Türk'ün huzurla kavgası

Ruhittin Sönmez'in 'Türk'ün huzurla kavgası' adlı köşe yazısı... Devamı

18
MAYIS

2026

19 MAYIS VE BAĞIMSIZLIK RUHU

Ruhittin Sönmez'in '19 MAYIS VE BAĞIMSIZLIK RUHU' adlı köşe yazısı... Devamı

İlgili Haberler

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır
3. Sayfa

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.

Aksaray 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler
Kesintiler

Aksaray 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler

Aksaray'da 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Aksaray'da elektrikler kesilecek mi? Aksaray'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...

Niğde 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler
Kesintiler

Niğde 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler

Niğde'de 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Niğde'de elektrikler kesilecek mi? Niğde'de yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...

Niğde Çiftlik 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler
Kesintiler

Niğde Çiftlik 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler

Niğde Çiftlik 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Niğde Çiftlik'te elektrikler kesilecek mi? Niğde Çiftlik'te yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...

Kırşehir 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler
Kesintiler

Kırşehir 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler

Kırşehir'de 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Kırşehir'de elektrikler kesilecek mi? Kırşehir'de yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...

Kırşehir Mucur 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler
Kesintiler

Kırşehir Mucur 15 Temmuz 2026 Çarşamba elektrik kesintisi etkilenecek yerler

Kırşehir Mucur 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Kırşehir Mucur'da elektrikler kesilecek mi? Kırşehir Mucur'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...