
Halkın politikacıları ve özellikle devlet adamlarını "güvenilir insan" olarak görmesi çok önemlidir. En azından gelişmiş ülkelerde bu böyledir. Bu ülkelerde vatandaşlar -kendileri bu vasıfları taşımasa da- ülkeyi yönetenlerin doğru sözlü olmasını, verdiği sözlere sadık olmasını her şeyden çok önemserler.
Türkiye bu ülkeler sınıfına girmiyor olmalı... Devlet adamlarının ve siyasetçilerin yalan söylemesini, önceki fikir ve beyanlarının tam tersini söyleyebilmesini, işbirliği yaptıklarıyla rakiplerinin yer değiştirmesini bizim halkımız çok önemli saymıyor.
Oysaki dinimiz İslam'ın peygamberi daha Allah'ın elçisi olmadan önce "güvenilir Muhammed (Muhammed ül emin)" olarak anılırdı. Bu sebeple ilk Müslümanlar görmedikleri, duymadıkları bir ilahın kendisine bildirdiğini söylediği mesajlara (vahye) inanmışlardı.
Bu bakımdan bana göre Hz. Peygamberin Müslümanlara bıraktığı en önemli sünneti "güvenilir insan" olmaktır.
Bugün tıpkı manası "Barış" olan "İslam" deyince Müslümanlar arası savaşlar, terör, vahşet sahneleri ve insan haklarına aykırı iş ve eylemlerin uygulayıcıları akla geldiği gibi; Müslüman denince de yalan söyleyen, aldatan, hileci, merhametsiz, güvenilmez insan tipi gözümüzde canlanır oldu.
****
Dünyada böyle de Türkiye'de farklı mı? Desteklediğimiz liderlerden "emin" yani güvenilir insan olmasını isteyenimiz ne kadar?
Sözünü tutmayan, seçimden önceki söylediklerinin seçimden sonra tam tersini yapan, halkını kandıran, yalan söyleyen, adaletsiz kampanyalar, devletin/ kamunun gücünü ve imkanlarını şahsı ve partisi için kullananlara en ufak bir tepki göstermiyoruz.
"Adalet, eşitlik, demokrasi" diyenlere, "Kul hakkı"nı hatırlatanlara "onların elinde bu imkanlar olsa yapmayacaklar mı?" diye savunuyoruz.
Bizi yönetenlerden -mesela Alman veya Japon Başbakanları kadar- sade ve mütevazı yaşamasını talep etmiyoruz.Tam tersine onlara güç ve azamet gösterisi, lüks, şatafat ve israf içinde olduğunda daha çok saygı gösteriyoruz.
Hepimiz biliyoruz "çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz."
Buna rağmen en zengin ve en çok konuşana rağbet ediyoruz.
***************************
Türkiye ekonomik açıdan çok ciddi bir krizde imiş.
Emekli maaşları asgari ücretin çok altında kalmış, asgari ücret ise yoksulluk sınırının çok altında imiş. Ortalama ücret neredeyse asgari ücretle eşitlenmiş.
Her geçen gün zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyormuş.
Dün aldığımız aynı şeyi bugün daha pahalıya alıyoruz. Ama olsun... Bugün aldığımız yarın alacağımızdan daha ucuz.
Boşanmalar artıyor, evlenmeler azalıyormuş.
Gençlerin yüzde 80'i başka memlekette yaşamak istiyormuş...
Olsun... TÜİK halkımıza sormuş ve Türkiye'nin %52,7'sinin mutlu olduğunu bulmuş. En mutlu kesim hiç okul okumamışlar, en mutsuzlar yüksek tahsilli olanlarmış.
"Dünya Mutluluk Raporu"nda ise, 137 ülkenin değerlendirildiği mutluluk sıralamasında, Türkiye krize rağmen 6 sıra yükselerek, 106. sırada yer almış.
"Mutluluğunuz daim olsun efendim..."
22/02/2024
Ruhittin Sönmez
2026
Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türkiye uçuyor, yolcular uykuda' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk'ün huzurla kavgası' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in '19 MAYIS VE BAĞIMSIZLIK RUHU' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk Milleti yerine "TAK" Fedarasyonu' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Seçmenimiz siyasi ahlak ister mi?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Öcalan Koordinartör olsun mu?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Sürecin aktörleri ve siyaset satrancı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Hürmüz Kilidi ve İstanbul Boğazlarının statüsü' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Çözüm sürecinin aktörleri ve hedefleri' adlı köşe yazısı... Devamı
İstanbul Kartal’da lüks bir binada meydana gelen feci olayda, otomotiv sektörünün tanınan isimlerinden Rizeli iş adamı Ömer Mollaoğlu yaşadığı dairenin balkonundan düşerek yaşamını yitirdi. Olay yerine çok sayıda polis ve olay yeri inceleme ekibi sevk edildi. Peki olay kaza mı, intihar mı yoksa cinayet mi? Emniyet güçleri evde ne buldu?
Rusya-Ukrayna savaşının ortasında kalan Türk iş insanı Müjdat Orman'dan aylardır haber alınamıyordu. Bölgeyi vuran feci drone saldırısının ardından cenazesine ulaşılamayan ünlü iş insanının acı akıbeti, 13 Mayıs 2026'da tamamlanan resmi DNA testleriyle kesinleşti. Ailesini ve iş dünyasını yasa boğan 10 aylık belirsizliğin perde arkası haberimizde...
Burdur Genç İHH üyeleri, Filistin ve dünya genelindeki mazlum coğrafyalarda yaşanan zulme dikkat çekmek amacıyla Hocabâli Hamam Kafesi'nde geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenledi.
Kemer Belediye Başkanı İsmail Asan, 10 Aralık İnsan Hakları Günü kapsamında düzenlenen fidan dikme etkinliğine katıldı. Başkan Asan, Kemer İlkokulu öğrencileri ile özel öğrencilerin Gazze’ye mektup ve insan hakları temalı çalışmalarını yerinde inceleyerek bilgi aldı.
Burdur'da belediye ekiplerinin kazı çalışması sırasında insan kemikleri bulundu.
Kemal Gözükara Vakfı'nın desteğiyle Imperial College London tarihinde ilk kez gerçekleştirilen programda, aralarında Türk öğrencilerin de bulunduğu 8 tıp öğrencisi burslu araştırma yapma imkânı buldu. Detaylar haberimizde..
Yorumlar (0)