Ruhittin Sönmez

Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma

Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı

Ruhittin Sönmez

ULTRA ZENGİNLEŞME VE DERİN YOKSULLAŞMA
Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü Rubil Gökdemir arkadaşım son yazısında önemli bir habere yer verdi: “Türkiye, son yirmi yılda ultra zengin sayısındaki artış oranında dünyanın ilk sıralarına yükseldi. Ülkemizde ultra zengin kategorisinde değerlendirilen kişi sayısı 4208'e ulaştı.”

Yazı içinde “Türkiye'nin son çeyrek yüzyıldaki sosyolojik ve siyasi dönüşümünü anlamamıza yardımcı olabileceği için”, “bu 4208 kişinin kaç tanesi son 25 yılda ortaya çıktı?” sorusu öne çıkarılıyor.
Gerçekten bu soru çok önemli. Çünkü Türkiye’de devlete dayanmadan veya devletle anlaşmadan ultra zengin olmak pek mümkün değil.

2003 yılından 2026 Mayıs sonuna kadar geçen yaklaşık 24 yıllık sürede, iktidarın topladığı vergiler, yaptığı borçlanmalar ve sattığı özelleştirme gelirleri dahil devletin yönettiği toplam kaynak hacmi 4 trilyon dolar eşiğini aşmıştır.
Bu meblağ, Cumhuriyet tarihinin önceki tüm hükümetlerinin harcadığı toplam paranın çok üzerindedir. Bu devasa bir ekonomik gücün yeniden dağıtımı anlamına gelmektedir.
Asıl yakıcı soru, bu devasa kaynağın neden yüksek teknolojiye, üretime ve nitelikli eğitime değil de; betona, faize, israfa ve kendi zenginlerini yaratmaya aktarıldığıdır.

SERVET YARATMA VE TRANSFER MEKANİZMALARI

4208 kişilik ultra zenginin, bu zenginliğinin küresel rekabet, inovasyon veya yüksek teknoloji üretimiyle mi, yoksa içe kapalı "rant ve transfer mekanizmalarıyla" mı oluşturulduğunu sorgulamamız gerekiyor.
Bunun için temel servet transfer mekanizmalarına göz atalım:
Kamu İhaleleri ve İstisna Maddeleri: Kamu İhale Kanunu'nda (KİK) yapılan yüzlerce değişiklik ve "pazarlık usulü" (21/b) gibi istisnalar aracılığıyla, rekabet ortamı oluşmadan büyük altyapı, inşaat ve enerji projelerinin belirli sermaye gruplarına aktarılması.

Kentsel Rant ve İmar Değişiklikleri: Tarım arazilerinin imara açılması, emsal artışları ve kentsel dönüşüm projeleriyle yaratılan devasa gayrimenkul rantının, vergilendirilmeden doğrudan belirli müteahhitlik firmalarına geçmesi.
Negatif Reel Faiz: Enflasyonun çok altında tutulan kredi faizleri sayesinde, bankada mevduatı eriyen küçük tasarruf sahibinden, kredi kullanabilen büyük sermayeye doğru muazzam bir servet transferi yapılması.
Vergi Afları ve Teşvikler: Düzenli olarak çıkarılan vergi afları ve belirli projelere sağlanan kurumlar vergisi muafiyetleri ile kamu gelirlerinin şirketlere bırakılması.
Kayıtdışı ve Gri Ekonomi: Kurumsal denetimlerin zayıflaması veya göz yumulması sonucu kara paranın aklanması, yasadışı bahis, uyuşturucu ticareti veya kaçakçılık yoluyla elde edilen gelirlerin yasal sisteme entegre edilerek yeni "ultra zenginler" yaratılması.

BÜYÜK MÜTEAAHHİTLİK FİRMALARI

Dünya Bankası’nın 1990-2020 dönemi raporlarında, dünyada devletten en çok altyapı ve Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) ihalesi alan ilk 10 şirket içinde 5 Türk firması yer almaktadır. Bunlar Limak, Cengiz, Kolin, Kalyon ve MNG Holding'dir.
Uluslararası inşaat sektörü dergisi ENR'nin her yıl açıkladığı "Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi" listesinde Türkiye, 40-45 şirketle Çin'in ardından, dünyada ikinci sıradadır. Bu "yeni merkezin" alt kademelerinde en az 30-40 adet daha devasa müteahhitlik ve enerji firmasının küresel boyuta yaklaştığını göstermektedir. Makyol, Rönesans, IC İçtaş, ERG ve Özaltın gibi firmalar listede üst sıraları zorlamaktadır.
Bu sermaye grupları ihale ve sonrasında korunmaktadır. Büyük projelerin çoğu, Kamu İhale Kanunu'nun (KİK) doğal afetler ve olağanüstü durumlar için öngördüğü "21/b Pazarlık Usulü" maddesine dayandırılarak rekabete kapalı yapılmıştır. İhalelerde vergi, resim ve harç İstisnaları maddeleri konulmuş, çıkarılan yasalarla kurumlar vergisi muafiyetleri ve devasa vergi afları sağlanmıştır.
Yap-İşlet-Devret (YİD) modelinde geçiş, uçuş veya hasta garantileri verilmiş ve bunlar enflasyona veya Amerikan Doları/Euro'ya endekslenmiştir. İhale alındıktan sonra sık sık "keşif bedeli artışına" gidilerek maliyetler halkın üzerine yıkılmış, kâr ise şirketlere aktarılmıştır.

SANAYİDEN İNŞAATA

Eski Türkiye'nin merkez sermayesi (TÜSİAD çevresi) daha çok sanayi ve üretim odaklıydı. (Şimdi bunların en büyükleri bir fıkra bile anlatamaz hale getirildi.)
Yeni dönemin zenginlerinin inşaat, enerji, madencilik ve hizmet sektörlerine kayması tesadüf değildir.
Uluslararası alanda teknoloji veya sanayi üretimi yapmak zorlu bir rekabet gerektirir. Oysa yurt içindeki yol, köprü, hastane ve konut projeleri dış rekabete kapalıdır ve tamamen siyasi kararlarla şekillenir.
Sanayide yatırımın geri dönüşü 10-15 yılı bulurken, döviz garantili altyapı projeleri ve imar değişiklikleriyle yaratılan kentsel rant, siyasi ilişkiler sayesinde bir gecede milyarlarca liralık kâr yaratır.
Siyasi iktidar, kendi varlığını garanti altına alacak, medya organlarını finanse edebilecek ve tabana kaynak aktarabilecek sadık bir burjuvazi yaratmak için, devletin dağıtım gücünü bilerek bu alanlarda (ihale, özelleştirme, enerji lisansları) kullanmıştır.

KAYITDIŞI VE GRİ EKONOMİ

Ülkede kitlesel derin yoksullaşma yaşanırken 4208 kişilik ultra zengin zümresinin bir kısmının da "gri ekonomi" üzerinden oluştuğu söylenebilir.
Düzenli aralıklarla çıkarılan "Varlık Barışı" yasaları sayesinde, kaynağı sorulmayan ve vergi denetimine tabi tutulmayan, milyarlarca dolar kayıt içine alınmıştır. Bu durum, yasadışı ticaret (bahis, insan/uyuşturucu kaçakçılığı vb.) yapanların servetlerini aklayarak meşru işadamlarına dönüşmelerine zemin hazırlamıştır.
Gri sermaye, kendini topluma ve devlete kabul ettirebilmek için stratejik iki alana sızmaya çalışır: Medya ve Eğitim. Ülkenin tanınmış, saygın üniversitelerini veya ana akım medya kuruluşlarını satın almak isterler.
Ancak “hukuk devleti” normlarının aşındığı, mülkiyet hakkının hukuki güvenlikten ziyade siyasi sadakate bağlandığı bir rejimde, hiçbir servet kalıcı değildir.
Sistemin düne kadar göz yumduğu, büyümesine, üniversite ve televizyon kanalları almasına müsaade ettiği bu yapıların, bir sabah operasyonuyla malvarlıklarına el konulması ve ağır soruşturmalarla yüzleşmesi sürpriz olmamaktadır.
Ahbap-çavuş kapitalizminde servet, sahibinin değil, ona o imtiyazı veren siyasi aklın ipoteği altındadır.
Bir avuç insan güvencesiz ultra zenginlik içindeyken, bu kuralsızlığın ve kara para aklama düzeninin faturası, bozulan ekonomi ve patlayan enflasyonla geniş kitlelerin derin yoksulluğu olarak ödenmektedir.

 

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 1
    BEĞENDİM
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

24
TEMMUZ

2026

Sanayide kök sorunlar

Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı

20
TEMMUZ

2026

Dinde şeklin özü tüketmesi

Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

16
TEMMUZ

2026

Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi

Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı

13
TEMMUZ

2026

Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu

Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı

11
TEMMUZ

2026

Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli

Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı

06
TEMMUZ

2026

İki gencin sivil itaatsizliği

Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı

02
TEMMUZ

2026

Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar

Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı

22
HAZİRAN

2026

İktidarın hukukçuları neden susar?

Ruhittin Sönmez'in 'İktidarın hukukçuları neden susar?' adlı köşe yazısı Devamı

11
HAZİRAN

2026

Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma

Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı Devamı

04
HAZİRAN

2026

HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?

Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı

İlgili Haberler

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır
3. Sayfa

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.

Japonya’da 7.1 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
Dünya

Japonya’da 7.1 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı

Japonya’da merkez üssü Kumamoto eyaleti olan 7.1 büyüklüğünde deprem meydana gelirken, kıyı kesimlere yönelik tsunami uyarısı yapıldı.

YENİ Parti, TBMM'deki İlk Grup toplantısını gerçekleştirdi
Siyaset

YENİ Parti, TBMM'deki İlk Grup toplantısını gerçekleştirdi

YENİ Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki ilk grup toplantısını Genel Başkan Özgür Özel'in başkanlığında gerçekleşti

Ege Bilim: "Önceliğim Kocaelispor"
Spor

Ege Bilim: "Önceliğim Kocaelispor"

Kocaelispor'un genç futbolcusu Ege Bilim, yeni sezonda yeşil-siyahlı formayla mücadele etmek istediğini belirterek, kendisini isteyen kulüplere önceliğinin Kocaelispor olduğunun cevabını verdiğini söyledi.

Sağlık kontrolünden geçen N'Golo Kante, Samandıra’da çalışmalara başlayacak
Spor

Sağlık kontrolünden geçen N'Golo Kante, Samandıra’da çalışmalara başlayacak

Fenerbahçe, izin sürecini tamamlayan N'Golo Kante'nin sağlık kontrollerinden geçtiğini ve Samandıra'da takımla birlikte çalışmalara başlayacağını açıkladı.

Şehit ve gazi ailelerine Gazihan Dede Mesire alanında giriş ücretsiz
Yerel Yönetim

Şehit ve gazi ailelerine Gazihan Dede Mesire alanında giriş ücretsiz

Adıyaman'da hizmet veren Gazihan Dede Mesire Alanı'nda, şehit ve gazi ailelerine yönelik anlamlı bir uygulama hayata geçirildi.