
KAZIKLANMA KORKUSU
Prof. Dr. İskender Öksüz, Karar Gazetesi'ndeki 4 Ocak 2026 tarihli köşe yazısında, belki de en temel toplumsal sorunumuzu değerlendirmiş.
Pew Araştırma Şirketinin güven anketinde (https://bit.ly/pew-guven) Dünyanın dört bir yanında insanların birbirlerine en çok güvendiği ve en az güvendiği yerler araştırılmış.
Buna göre çevresine, vatandaşlarına, insanlara en az güvenen toplumun, bir başka deyişle, Toplumsal Güvenin en düşük olduğu ülkenin Türkiye olduğu ortaya çıkmış.
On yıllardır yapılagelen, insanların birbirine güvenini ölçen ankette şu iki seçenekten birini seçmesi isteniyor.
a- İnsanlara genellikle güvenilir.
b- İnsanlara genellikle güvenilemez, insan ilişkilerinde dikkatli olmak gerekir.
Ankette (a) şıkkını seçen, yani çevresine, vatandaşlarına en çok güvenen 5 ülke şunlar: İsveç (%83), Hollanda (%79), Kanada (%73), Almanya (%72) ve Avustralya (%69).
Çevresine en az güvenen yani "İnsanlar Bizi Kazıklar" korkusunda olan 5 ülke Güney Afrika (%27), Brezilya (%22), Kenya (%20), Meksika (%18) ve sonuncu Türkiye (%14)...
Türkiye, "İnsanlara güvenirim" diyenlerin yani toplumsal güvenin en az olduğu (%14), "İnsanlara güvenilmez, insan ilişkilerinde çok dikkat gerekir" diyenlerin en çok olduğu (%84) ülke.
Bu rakamlar ürkütücü. Toplumsal güvensizlik alanında şampiyon olmak çok berbat bir durumdur. Çünkü çok yüksek maliyetli bir toplumsal hastalıktır.
Öncelikle, ülkemin insanlarının yüzde 84'ünün "İnsanlar fırsatını bulursa beni istismar eder (kazıklar)" diye düşünerek, sürekli bir "tetikte olma" haliyle yaşadığını gösterir. Bu ruh hali hem sağlığımızı hem sosyal ilişkilerimizi ve hem de ekonomimizi bozar.
Toplumsal güven aslında sadece insanlar arası ilişkiler bakımından değil, İnsanlar ve kurumlar (özel ve devlet kurumları) ile kurumlar arası ilişkiler açısından da ölçülürse Türkiye'de benzer sonuçlar çıkacağını sanıyorum. Çünkü Türkiye'de devlet vatandaşlarına, vatandaşlar devletine, kurumlar vatandaşlara ve vatandaşlar kurumlara güvenmemektedir.
Bu durumu anketsiz, kendi gözlemlerimizle, çıplak gözle bile görebiliyoruz. Bu yüzden PEW Araştırma Şirketinin anket sonuçlarına hiç şaşırmadım.
************************************
TOPLUMSAL GÜVENİN TESİSİ İÇİN
Toplumsal güvensizlik, "işlem maliyetlerini" artırır. Herkesin herkesi kontrol etmeye çalıştığı, senetlerin, kefillerin, noterlerin havada uçuştuğu bir sistem yavaştır ve pahalıdır. Güvensizliğin ihtiyaç haline getirdiği ilave işlemler ve zaman kaybının doğrudan ticaret hacmine ve refaha etkisi olduğu açıktır.
Bu yüzden grafikte görüldüğü gibi sosyal güvenin yüksek olduğu toplumlarda refah da yüksektir. (Bkz: Sosyal güven, daha varlıklı ülkelerde daha yüksek, orta ve düşük gelirli ülkelerde ise daha düşüktür.)

Toplumsal güvenin yüksek olduğu ülkeler (İsveç, Hollanda, Yeni Zelanda, Kanada, Japonya) incelendiğinde, güvenin sadece ahlaki bir erdem değil, inşa edilmiş bir sistem ürünü olduğu görülür.
Bu ülkelerde uygulanan bazı temel politikalar dikkat çekicidir.
Mesela İsveç'te "Kamuya Açıklık İlkesi" anayasal bir haktır. Vatandaşlar, başbakanın harcamalarından belediye meclisi kararlarına kadar her belgeye erişebilir. Gizlilik istisnadır, şeffaflık kuraldır. (Türkiye'de şeffaflık istisna, gizlilik esastır.)
Devlete güvenin en temel belirleyicisi yargı bağımsızlığı ve hızıdır. Toplumsal güvenin yüksek olduğu ülkelerde "sözleşme hukuku" tıkır tıkır işler. "Biri beni kazıklarsa devlet hakkımı hemen teslim eder" inancı, insanları ticarette ve ilişkilerde cesur kılar. (Türkiye'de yargı bağımsızlığına inanç çok düşük, yargılama çok yavaştır.)
Toplumsal güvenin yüksek olduğu ülkelerde atama ve görevlendirmelerde liyakat esastır. Kamu görevlerine atamalarda şeffaf sınav sistemleri uygulanır. Sınav birincilerinin mülakatta sorulan saçma sorularla elenmesi gibi haksızlıklar söz konusu olamaz. (Türkiye'de atama ve görevlendirmelerin çoğunda sadakat ve yakınlık esastır.)
"Tanıdıkla iş çözme" (kayırmacılık) oranı düştükçe, sisteme ve dolayısıyla birbirine güven artar.
Toplumsal güveni artırmak için ilk olarak iktidar ve yönetim erki kendini kurallarla bağlı hissetmelidir. Güven için her şeyden önce ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK gereklidir. Yasaların ve ekonomik kararların birilerine çıkar sağlamak için ve sık sık değişmesi öngörülemezlik yaratır. Politik ve ekonomik kararların belirsizliği ile yatırımcı güveni ters orantılıdır.
İhaleler, kamu harcamaları ve atamalar şüpheye yer bırakmayacak şeffaflıkta yapılması ve kamuoyu ile paylaşılması gerekir.
"Yapanın yanına kâr kalıyor" algısı, güveni kemiren en büyük virüstür. Suçun bedelinin net ve hızlı ödettirilmesi şarttır. Cezasızlık algısı yıkılmak zorundadır.
****
Sadece iktidarın düzgün olması toplumsal güveni yükseltmeye yetmez. Kurumlara (Özel Sektör ve STK) düşen görevlerin de yerine getirilmesi gerekir.
Müşteri ve çalışanlarla ilişkiler açısından sadece kâra değil, verilen söze odaklanmak gerekir. Çalışanı, tüketiciyi kandırmaya çalışan, yetenek yerine torpili ödüllendiren kurumlar adalet duygusunu aşındırır.
Kurumlarda DENETLENEBİLİRLİK güven yıkıcı eylemleri azaltır. Kurumların bağımsız denetçilere kapılarını tam açması, "saklayacak bir şeyim yok" mesajı vermesi uzun vadede itibar ve gelir kazandırır.
****
Hepimiz ve bütün kurumlar içinden çıktıkları toplumun özelliklerini taşır. Güvensiz toplumu inşa eden bireylerdir. Bireyler "benim kazanmam için onun kaybetmesi (kazıklanması) lazım" düşüncesini terk etmeli. "Kazan-Kazan" kültürünü benimseyerek hep beraber kazanabileceğimizi öğrenmeliyiz.
Bireyler olarak DÜRÜSTLÜK MALİYETİNİ göze alabiliyor muyuz? Kısa vadeli küçük kârlar için (kaldırıma işyerinin uzantısını yapmak, vergi kaçırmak, sıraya kaynak yapmak vb.) toplumsal yarara aykırı işlerin uzun vadede kendisine de zarar vereceğinin bilincinde miyiz?
Güvensizliği besleyen yolsuzluk veya haksızlıklara, "çalıyor ama çalışıyor" veya "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demeden karşı çıkma irademiz var mı?
Ruhittin SÖNMEZ
29.01.2026
2026
Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, eylül ayı faiz kararının açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulundu. Sosyal medya hesabı X üzerinden paylaşım yapan Ağıralioğlu, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde olmasına rağmen vatandaşın krediye erişmekte zorlandığını ve hayat pahalılığının devam ettiğini belirtti.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Tarım ve Orman Bakanlığının bitkisel üretim desteklerindeki artışı “müjde” olarak duyurmasına tepki gösterdi. Karal, son iki yılda mazot ve gübre başta olmak üzere temel tarımsal girdilerde yaşanan artışın desteklerdeki yükselişin üzerinde kaldığını belirterek, “Çiftçinin desteğini artırdık diyorlar ama alım gücünün daha fazla düştüğünden bahseden yok” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, artan intihar vakalarına dikkat çekti. İntiharların yalnızca bireysel ve psikolojik nedenlerle ele alınamayacağını belirten Ekmen, ekonomik ve sosyal sorunların yanı sıra özellikle gençleri tehdit eden yasa dışı bahis ve madde kullanımına işaret etti.
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, cezaevlerindeki aşırı doluluk oranları, tutuklama uygulamalarının istisna olmaktan çıkarılması ve cezaevi yatırımlarına ağırlık verilmesine tepki gösterdi. Şahin, mevcut tablonun ceza infaz sistemindeki sorunların yanı sıra hukuk sistemindeki krizleri de ortaya koyduğunu savundu.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, son dönemde yeniden gündeme gelen C31K (Cehennemin 31. Katı) ve Yakuptv44 gibi grupların şiddet içerikli paylaşımları ve tehditlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Esen, dijital ortamda örgütlenen şiddet ağlarına karşı yalnızca hesap kapatmanın yeterli olmadığını belirterek, önleyici mekanizmaların devreye alınması gerektiğini söyledi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından kamuoyunda yapılan değerlendirmelere ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Hakkında ortaya atılan iddialara ve siyasi senaryolara yanıt veren Yavaş, önceliğinin Ankara’ya hizmet olduğunu vurguladı.
Yorumlar (0)