Ruhittin Sönmez

19 MAYIS VE BAĞIMSIZLIK RUHU

Ruhittin Sönmez'in '19 MAYIS VE BAĞIMSIZLIK RUHU' adlı köşe yazısı...

Ruhittin Sönmez

19 MAYIS VE BAĞIMSIZLIK RUHU
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Ordusu terhis edilmiş, silahlarına el konulmuş ve stratejik noktalar İtilaf Devletlerince işgale başlanmıştır. 15 Mayıs 1919'da İzmir Yunanlar tarafından işgal edilmiştir.

Bu arada 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa Anadolu'da bazı bölgelerde bozulan asayişi sağlamak üzere görevlendirilmiştir. Mustafa Kemal İstanbul'dan ayrılmadan önce (14 Mayıs), Genelkurmay Başkanı Cevat (Çobanlı) Paşa ile Sadrazam Damat Ferit Paşa'yı ziyaret ederek görev hakkında bilgi verirler, Sadrazamın endişelerini gidermeye çalışırlar.

Çıkışta Cevat Paşa samimi bir lisanla: "Bir şey mi yapacaksınız Kemal?" diye sorar. "Evet Paşam, bir şey yapacağım" der. Cevat Paşa; "Allah muvaffak etsin!" Mustafa Kemal "Mutlak muvaffak olacağız" diyerek birbirinden ayrılırlar.

****

O dönem kurtuluş çaresi olarak İngiliz himayesini istemek, Amerikan mandasını talep etmek tartışılmaktadır.

Oysaki Mustafa Kemal Paşa'nın yapacağım dediği o "şey" Milli egemenliğe dayalı kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmaktır.

Samsun'a çıktıktan sonra, Havza Genelgesi, Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" inancı vurgulanırken, milli iradeye dayalı bir sistemin temelleri atılmaya başlanmıştı.

Bağımsızlık savaşı, padişahı veya hilafeti kurtarmak için değil, doğrudan milletin kendi geleceğine el koyması için verilmiştir. Bu durum, 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılmasıyla ete kemiğe bürünmüştür.

****

Bağımsızlık tercihinin tabandan, bir kısım Türk gençliğinden gelen bir irade olduğunu gösteren örnekler de vardır:

Turgut Özakman, devletin kuruluş felsefesinde "mandacılığın" nasıl reddedildiğini Sivas Kongresi'ndeki efsanevi bir diyalogla anlatır. Kongreye Askeri tıp öğrencileri harçlıklarını birleştirip aralarından bir kişiyi temsilci olarak göndermiştir. Amerikan mandasını savunan koca koca devlet adamlarına karşı, Tıbbiyeli Hikmet Mustafa Kemal'e dönerek şu sözleri haykırır:

"Paşam, temsilcisi olduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamız için gönderdiler; mandayı kabul edemeyiz! Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve telin ederiz. Farz-ı muhal, manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddederiz, Mustafa Kemal'i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanet okuruz!"

Bunun üzerine Mustafa Kemal, takdir ettiği genci "Ya istiklal ya ölüm!" diyerek alnından öper.

****************************************

TAM BAĞIMSIZLIK ANLAYIŞI

Atatürkçü tam bağımsızlık anlayışı, "siyasi bağımsızlığın mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel bağımsızlıkla tamamlanması" esasına dayanır. Herhangi birinde eksiklik, tam bağımsızlığın felç olması demektir.

Başka bir devletin güdümüne girmeyi reddeden bu duruş, devletin dış politikada "tam bağımsız" ve eşit bir aktör olarak kurulmasını sağlamıştır.

Aynı bağımsızlık ruhu sayesinde yüzyıllardır Osmanlı'yı yarı-sömürge yapan adli ve mali imtiyazlara (kapitülasyonlar) son verilmiştir. Yerli sanayi, Kabotaj Kanunu (denizlerde bağımsızlık) ve Düyun-u Umumiye borçlarının tasfiyesiyle ekonomik egemenlik kurulmuştur.

Eğitimde -eğitim birliği sağlanmasıyla- yabancı misyoner okullarının etkisinden kurtarılmış, Hukuk alanında tüm vatandaşların aynı kurallara tabi olması sağlanmıştır.

Kültürel ve sosyal alanda, Cemaat/Tarikat faaliyetlerine son verilmesi ile bireyin aklının ve vicdanının özgürleşmesi hedeflenmiştir. Çünkü aklını, iradesini ve vicdanını birilerine teslim etmemiş, kula kul olmayan, özgür iradeleriyle karar veren bireylerin oluşturduğu bir toplum inşa edilmeden Cumhuriyet "ilelebet payidar" olamazdı.

Bağımsız birey, imtiyazsız toplum düzeninde var olabilir. Bu yüzden "Ağa, Paşa, Efendi, Bey" vb unvanların kaldırılması ile "kanun önünde eşitlik ilkesi" pekiştirildi.

"Türk vatandaşı, yalnız kendi vicdanına, kendi aklına ve milletin meclisinin çıkardığı kanunlara hesap vermeliydi."

Atatürk'ün hedefi açıktı: "Yeni Türkiye, düşünen ve üreten özgür insanlar memleketi olacaktır."

**************************************

AZINLIK VE YABANCI MİSYONER OKULLARI

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki eğitim kurumları kelimenin tam anlamıyla "çok başlı" ve kaotik bir yapıya sahipti. Devletin eğitim üzerinde tam bir kontrolü yoktu.

Din ve Vakıf Bakanlığına bağlı geleneksel dini eğitim veren dini okullar yanında, Tanzimat'tan sonra batı tarzında açılan, Maarif Bakanlığına bağlı, Rüştiye (ortaokul), İdadi (lise) ve Sultaniler vardı.

Ama bunların yanında çok daha etkin ve yaygın yabancı okulları vardı:

· Osmanlı tebaası olan Rum, Ermeni ve Musevi cemaatlerinin kendi vakıfları eliyle açtığı AZINLIK OKULLARI. Bunlar Özellikle Islahat Fermanı'ndan (1856) sonra devlet denetiminden neredeyse tamamen çıktılar.

· Fransa, Amerika, İngiltere, İtalya ve Almanya gibi devletlerin, dini örgütler (misyoner cemiyetleri) eliyle Osmanlı topraklarında açtığı YABANCI (MİSYONER) OKULLARI.

Kapitülasyonların sağladığı hukuki dokunulmazlık zırhına güvenen yabancı okullar, Osmanlı Devleti'nin denetimini kesinlikle kabul etmiyordu. Müfredatlarını kendi ülkelerinin çıkarlarına göre belirliyor, kendi dillerinde eğitim veriyor ve derslerde açıkça Osmanlı karşıtı propaganda yapabiliyorlardı. Örneğin; Merzifon Amerikan Koleji, Anadolu'daki ayrılıkçı Ermeni hareketlerinin; bazı Rum okulları ise Megali İdea (Büyük Yunanistan) fikrinin adeta lojistik ve entelektüel üssü haline gelmişti.

1894 raporlarına göre, Osmanlı topraklarında gayrimüslimlere ve yabancılara ait okul sayısı 6.437 civarındaydı. Sadece Amerikalıların20. yüzyılın başında Anadolu genelinde (ilkokul, ortaokul ve kolej düzeyinde) 400'den fazla okulu bulunuyordu.

Buna karşılık Osmanlı Devleti'nin açtığı modern mekteplerin sayısı toplamda birkaç yüzü geçmiyordu. Bunlar sadece büyük şehir merkezlerinde (İstanbul, Selanik, İzmir gibi) sıkışıp kalıyordu.

Devlet, kendi topraklarında yaşayan çocukların eğitimini ve zihinsel gelişimini adeta yabancı devletlerin ve kontrolsüz cemaatlerin insafına terk etmiş durumdaydı.

3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği) Kanunu, tüm eğitim kurumlarını Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlayarak medreseleri kapatmış, yabancı ve azınlık okullarını sıkı bir devlet denetimine almıştır. Bu kanun, kültürel, siyasi ve zihni bir bağımsızlık hamlesidir.

****

Şimdi, günümüz uygulamalarına bakarak, "bağımsızlık ruhu"nu koruyup korumadığımızı sorgulamamız gerekiyor.

19 Mayıs vesilesiyle; yabancılara devredilen stratejik limanlar ve maden sahaları, yüksek dış borç yükü, vakıf üniversiteleri ve yabancı okulların artışı, Heybeliada Ruhban Okulunun açılması, cemaat ve tarikat yapılarının eğitimdeki etkinliği ve hukuk sistemine yönelik iç ve dış siyasi müdahale girişimlerini yeniden, tam bağımsızlık anlayışı perspektifinden değerlendirmek zorundayız.

Bağımsızlık her kuşakta yeniden savunulması gereken bir görevdir.

 

Ruhittin Sönmez

18.05.2026

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

18
MAYIS

2026

19 MAYIS VE BAĞIMSIZLIK RUHU

Ruhittin Sönmez'in '19 MAYIS VE BAĞIMSIZLIK RUHU' adlı köşe yazısı... Devamı

14
MAYIS

2026

Türk Milleti yerine "TAK" Fedarasyonu

Ruhittin Sönmez'in 'Türk Milleti yerine "TAK" Fedarasyonu' adlı köşe yazısı... Devamı

11
MAYIS

2026

Seçmenimiz siyasi ahlak ister mi?

Ruhittin Sönmez'in 'Seçmenimiz siyasi ahlak ister mi?' adlı köşe yazısı... Devamı

07
MAYIS

2026

Öcalan Koordinartör olsun mu?

Ruhittin Sönmez'in 'Öcalan Koordinartör olsun mu?' adlı köşe yazısı... Devamı

04
MAYIS

2026

Sürecin aktörleri ve siyaset satrancı

Ruhittin Sönmez'in 'Sürecin aktörleri ve siyaset satrancı' adlı köşe yazısı... Devamı

02
NİSAN

2026

Hürmüz Kilidi ve İstanbul Boğazlarının statüsü

Ruhittin Sönmez'in 'Hürmüz Kilidi ve İstanbul Boğazlarının statüsü' adlı köşe yazısı... Devamı

30
MART

2026

Çözüm sürecinin aktörleri ve hedefleri

Ruhittin Sönmez'in 'Çözüm sürecinin aktörleri ve hedefleri' adlı köşe yazısı... Devamı

23
MART

2026

Halkımız İran'ın yanında devletimiz karşısında

Ruhittin Sönmez'in 'Halkımız İran'ın yanında devletimiz karşısında' adlı köşe yazısı... Devamı

19
MART

2026

Aktif tarafsızlık ve direnen İran'a saygı

Ruhittin Sönmez'in 'Aktif tarafsızlık ve direnen İran'a saygı' adlı köşe yazısı... Devamı

12
MART

2026

Mezhep din değildir

Ruhittin Sönmez'in 'Mezhep din değildir' adlı köşe yazısı.... Devamı

İlgili Haberler

CHP için mutlak butlan kararı çıktı
Siyaset

CHP için mutlak butlan kararı çıktı

CHP'de Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 2023’teki kurultayın iptali talebiyle açılan davada ‘mutlak butlan’ kararı çıktı.

CHP’de kritik karar Kurultay iptal, eski yönetim görevde
İş Dünyası

CHP’de kritik karar Kurultay iptal, eski yönetim görevde

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile ilgili açılan davada dikkat çeken bir karara imza attı.

Bucak ve Köylerine Sel Kalkanı DSİ Yerinde İnceledi
Bölgesel

Bucak ve Köylerine Sel Kalkanı DSİ Yerinde İnceledi

DSİ 18. Bölge Müdürü Osman Erkan, Bucak ilçe merkezi ile Alkaya ve Seydiköy köylerinde inşası süren taşkın kontrol tesislerini yerinde inceledi.

Bayramda köprü ve otoyollar ücretsiz mi, hangi günler bedava? 2026 Kurban Bayramı toplu taşıma ücretsiz mi olacak?
Yaşam

Bayramda köprü ve otoyollar ücretsiz mi, hangi günler bedava? 2026 Kurban Bayramı toplu taşıma ücretsiz mi olacak?

Kurban Bayramı tatilini memleketinde veya tatil beldelerinde geçirmek isteyen milyonlarca vatandaş için seyahat geri sayımı başladı. Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki güzergahlar için beklenen resmi karar nihayet açıklandı. Peki, arefe günü ve bayramda köprü ve otoyollar ücretsiz mi, hangi yollar ücretli olacak? İşte 26 Mayıs'ta başlayacak ücretsiz geçişlerin tüm detayları haberimizde...

Antalya'da mahalleliyi tedirgin eden binada bir ölüm vakası daha
Bölgesel

Antalya'da mahalleliyi tedirgin eden binada bir ölüm vakası daha

Antalya'da yıllardır tamamlanmayan inşaatta bir erkek cesedi bulundu.

Kadir İnanır entübe mi edildi, sağlık durumu nasıl? Usta oyuncu öldü mü?
Yaşam

Kadir İnanır entübe mi edildi, sağlık durumu nasıl? Usta oyuncu öldü mü?

Türk sinemasının usta çınarı Kadir İnanır’ın sağlık durumuna ilişkin hayranlarını derinden üzen sıcak bir son dakika gelişmesi yaşandı. Rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ve yoğun bakıma alınan usta oyuncunun entübe edildiği açıklandı. Peki, Kadir İnanır’ın sağlık durumu nasıl, neden entübe edildi, son durumu ne? Hastaneden ve yakın çevresinden gelen ilk açıklamalar haberimizde...