Ruhittin Sönmez

Denetimsiz güç, cezasızlık ve ahlaki çözülme

Ruhittin Sönmez'in 'Denetimsiz güç, cezasızlık ve ahlaki çözülme' adlı köşe yazısı

Ruhittin Sönmez

DENETİMSİZ GÜÇ, CEZASIZLIK VE AHLAKİ ÇÖZÜLME

AKP kadrolarına en yakın gazeteci/ televizyonculardan biri olan Mehmet Akif Ersoy üzerinden başlatılan soruşturma çok dikkat çekti. Aslında bu vaka bir tane değildi. 

Bu örnek, dindar aile ortamlarında ve eğitim kurumlarında yetişmiş, iktidara yaslanmanın sağladığı imkanlarla şöhrete, paraya ve dokunulmazlığa kavuşmuş kişilerde ahlaki bozulmanın sistemik bir hal aldığını gösteriyor.

Levent Gültekin "Şatafatlı Mağlubiyet: İslamcıların İktidarla İmtihanı" kitabında anlatmıştı. Abdurrahman Dilipak, içeriden biri olarak özeleştiri niteliğinde, İslamcı kesimde gösteriş, şatafat düşkünlüğüne; İslami ritüellerin, kavramların nasıl içlerinin boşaltılıp bayağılaştığına dair yazdıklarını da okumuştuk. 

Dilipak "masa, kasa, nisa" olarak tanımladığı makam, zenginlik ve kadın alanında nefsleri sınanan (imtihan edilen) İslamcılar içinde sınavı geçen pek az kimse olduğunu söylüyordu.

Ancak biz yine de sosyete umreleri, tahtlı- sandallı düğünler, after umre partileri, İslami baby showerlar, alkolsüz şampanyalar, 40 günlük bebeğe mevlitte tek taş pırlanta takmak gibi görgüsüzlükleri, İslamcı papatyalar olmaya hevesli, dar bir kesimin özentisi zannediyorduk.

Daha sonra gördük ki bunlar ve daha beteri yozlaşma AKP'ye yaslanan zümrelerde oldukça yaygın hale gelmiş. İhale kapmak için ihrama bürünüp umreye giden ama dönüşte free shop'ta viski alırken yakalananlar... Kokain çeken, fuhuş yapan bürokratlar, TV spikeri kızlar... 

İmam Hatip kökenli, İlahiyat mezunu, kimi tarikat ehli, kimi İran tipi İslamcılar; alnı secdeye değen, Hac ve umre seyahatleri yapanlar içinde de büyük günahlar yaygınlaşmış: Rüşvet, iltimas, kamu malını, kul hakkını yeme gibi günahların yanında uyuşturucu kullanan, grup seks yapan, kadınları kullanarak iş bitiren tipler çoğalmış.

Dilipak, "Başörtüsü aksesuara dönüştü. Haram para cüzdanda durduğu gibi durmuyor" diyor.

Eskiden günah diye kadın elini sıkmayanlar, emrinde çalışan kadınları cariye sayıp istediğiyle kucaklaşıp, bunların içinden seçtikleriyle ilişkiye girer olmuşlar. (Sabahattin Önkibar'ın İhlas Holding kurucusu Enver Ören hakkında anlattıkları içinde daha ilginç olanları da var.)

Casinolarda rulet masasında kumar oynarken yakalanan muhafazakar bakan çocuğunu gördüğümüzde bireysel bir günah saydık. AKP genel merkezinde çalışan, lüks otomobili içinde kokain çekenler de bizi ürpertmedi. Bu ahlaki çözülmenin sebebini ve sonuçlarını düşünmedik.

Şeffaf bir hukuk devleti ve liyakat sisteminden uzaklaşma ile bağını göremedik.

************************************

AHLAKİ ÇÖKÜŞ YAPISAL BİR MESELEDİR

Toplumlarda ahlaki çözülme çoğu zaman "kişisel zaaflar" üzerinden açıklanır. Oysa insan davranışı, içinde bulunduğu sistemin ödül–ceza dengesiyle yakından ilişkilidir.

İktidar gücünü kullanarak makamlara gelen, kısa sürede şöhret kazanan ya da zenginleşen kesimlerde gözlenen ahlaki bozulmayı bu çerçevede okumak gerekir. 

Sorun, tek tek insanların "iyi" ya da "kötü" olması değil; denetimsiz güçle temas eden bireyin nasıl dönüştüğüdür.

Uzun süreli iktidar, çevresinde "bizden olanlar" için doğal bir koruma alanı oluşturur. Bu sosyal korumacılık, zamanla denetimi zayıflatır. Denetim zayıfladığında ise ahlak, içsel bir sınır olmaktan çıkar; sonuçlarına bakılarak ölçülen bir davranışa dönüşür.

****

Bu dönüşümü anlamak için sosyal psikolojide sıkça aktarılan bir deney öğreticidir. 

İsrail'de bir kreşte, çocuklarını almaya geç kalan ebeveynler olmaktadır. Ebeveynler geciktiklerinde mahcup olurlar ve görevlilerden özür dilerler. Ancak kreş yönetimi sorunu kökten çözmek ister.  Geç gelenlere küçük bir para cezası uygular. 

Beklenenin aksine, geç kalmalar artar. Çünkü ebeveynler artık yaptıkları davranışı ahlaki bir sorumluluk ihlali olarak değil, bedeli ödenmiş bir hizmet olarak görmeye başlar. 

Daha çarpıcı olan ise ceza kaldırıldığında eski davranışın geri gelmemesidir. Mahcubiyet ve özür dilemek kalkmıştır. Çünkü ahlaki norm bir kez kırılmıştır. Ahlak, fiyatlandırılmış ve yerine hesap gelmiştir.

Toplumda da benzer bir süreç yaşanır. Yolsuzluk, kayırmacılık ya da güç istismarı ciddi yaptırımlarla karşılaşmazsa, yanlış davranış "ayıp" olmaktan çıkar. "Riskli ama denenebilir bir seçenek" haline gelir. Risk azsa, ceza küçükse ya da uygulanmıyorsa ahlaki sınır silinir.

Bu durumda kişi bir süre sonra yaptığı davranışın yanlış olup olmadığını değil, "başına bir şey gelip gelmeyeceğini" düşünmeye başlar.

Uzun süreli iktidarların en büyük zaaflarından biri, kendi kadroları ve sempatizanları etrafında görünmez bir sosyal koruma alanı oluşturmalarıdır. "Bizden" olanlar hata yapsa da görmezden gelinir, yanlış yapsa da mazur görülür.

Bu yüzden iktidar yandaşlarında ahlakın, iç denetim unsuru olmaktan çıkması tesadüf değildir. Risk hesabı yapıp, riski göze alınabilir ahlaksızlıkları yapmakta sakınca görmediklerini söyleyebiliriz.

************************************

FARE DENEYİ VE UZUN SÜRELİ İKTİDARLAR 

1960'larda Amerikalı bilim insanı John Calhoun, çok sarsıcı bir deney yaptı. Bu deneyde farelere sınırsız yiyecek, güvenlik, cezasızlık ve konfor sağlanır. Açlık yoktur, tehdit yoktur, ceza yoktur, mücadele yoktur. Yani bir anlamda fareler iktidar nimetleriyle donatılmış bir cennettedir.

Deneyde başlangıçta her şey yolunda göründü. Ancak zamanla sosyal roller bozuldu. Sorumluluk duygusu zayıfladı. Anne fareler yavrularını terk etti. Erkekler sorumluluk almadı. Anlamsız şiddet ve sapmalar arttı.

Ve deneyin sonunda ortaya şu grup çıktı: "Güzel fareler." Temizlerdi. Sağlıklıydılar. Kavga etmiyorlardı. Ama hiçbir şey üretmiyorlardı. Yavru yapmıyorlar, toplum kurmuyorlardı.

Uzun süre sınırsız güç ve imkanlara sahip olmak, denetlenmeyen konfor, sorumsuzluk ve ahlaki çürüme yaratıyordu. Toplum, dış bir tehdit olmaksızın kendi içinden çöküyordu. 

Fare cennetinde nasıl "güzel ama sorumsuz" bireyler ortaya çıktıysa, bizde de "dindar ama ahlaksız," "Güçlü ama vicdansız", "temiz yüzlü ama çürümüş" tipler çoğaldı.

Gücü kullanan ama sınır tanımayan, imkânlardan yararlanan ama sorumluluk taşımayan, gösterişi değer, konforu hak sanan bir yapı ortaya çıktı.

Bu durum bireylerin niyetlerinden bağımsız olarak sistemin doğal sonucudur.

Deney bize, şartlar iyileşse bile, "güzel farelerin" karakter ve davranışlarının değişmeyeceğini ve nesillerinin sona ereceğini gösteriyor. 

Yani bir dava veya ideoloji, kendileri için yarattığı konforun ürettiği sorumsuzluk ve ahlaki çöküntü içinde boğulacak.

 

Ruhittin SÖNMEZ

18.12.2025

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

20
TEMMUZ

2026

Dinde şeklin özü tüketmesi

Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

16
TEMMUZ

2026

Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi

Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı

13
TEMMUZ

2026

Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu

Ruhittin Sönmez'in 'Ak Parti'de küskünlerin suskunluğu ' adlı köşe yazısı Devamı

11
TEMMUZ

2026

Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli

Ruhittin Sönmez'in 'Trump'ın dostluğunun Türkiye'ye bedeli' adlı köşe yazısı Devamı

06
TEMMUZ

2026

İki gencin sivil itaatsizliği

Ruhittin Sönmez'in 'İki gencin sivil itaatsizliği' adlı köşe yazısı Devamı

02
TEMMUZ

2026

Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar

Ruhittin Sönmez'in 'Fahiş fiyatla mücadelede değişmeyen yanlışlar' adlı köşe yazısı Devamı

22
HAZİRAN

2026

İktidarın hukukçuları neden susar?

Ruhittin Sönmez'in 'İktidarın hukukçuları neden susar?' adlı köşe yazısı Devamı

11
HAZİRAN

2026

Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma

Ruhittin Sönmez'in 'Ultra zenginleşme ve derin yoksullaşma' adlı köşe yazısı Devamı

04
HAZİRAN

2026

HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?

Ruhittin Sönmez'in 'HANGİ DERİN DEVLETİN AKLI?' adlı köşe yazısı Devamı

01
HAZİRAN

2026

Türkiye uçuyor, yolcular uykuda

Ruhittin Sönmez'in 'Türkiye uçuyor, yolcular uykuda' adlı köşe yazısı... Devamı

İlgili Haberler

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlundan Parti Tabanına Kritik Birlik Çağrısı Geldi
Siyaset

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlundan Parti Tabanına Kritik Birlik Çağrısı Geldi

Görevi devralan Kılıçdaroğlu, düşmanlaştırıcı söylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguladı ve Özgür Özel ile henüz görüşmediğini açıkladı.

Çanakkale'de sosyal medya üzerinden müstehcen söylemlerde bulunan şahıs tutuklandı
Bölgesel

Çanakkale'de sosyal medya üzerinden müstehcen söylemlerde bulunan şahıs tutuklandı

- Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, sosyal medya platformunda paylaşılan bir video üzerine çalışma başlattı.

Ahlak Büro Amirliğinden fuhuş operasyonu: 8 kişi yakalandı
3. Sayfa

Ahlak Büro Amirliğinden fuhuş operasyonu: 8 kişi yakalandı

Kütahya’da kadınları uyuşturucu maddeye alıştırıp kendilerine bağımlı yapmak suretiyle fuhuş yaptırdıkları tespit edilen 8 şüpheli yapılan operasyonla yakalandı.

Kınalızade'nin siyaset ve ahlak anlayışı Burdur'da tartışıldı
Etkinlik

Kınalızade'nin siyaset ve ahlak anlayışı Burdur'da tartışıldı

Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen "Kınalızade Siyaset ve Ahlak Paneli", Burdur'da gerçekleştirildi.

TRUMP’IN MEKTUBU OKUNMAZ AMA, ONURUMUZA DOKUNUR!!
Yaşam

TRUMP’IN MEKTUBU OKUNMAZ AMA, ONURUMUZA DOKUNUR!!

TRUMP’IN MEKTUBU OKUNMAZ AMA, ONURUMUZA DOKUNUR!! Biz daha yeni duyduk öğrendik ki, iri Amerika’nın silâh zengini ama fikir fakiri, akıl ve terbiye tarbiye yoksunu, küstah, bunak, destursuz ve mesmursuz, tepegöz, üstten bakıcı ve ‘küçük dağları ben yarattımcı …

Liyakat, Ehliyet, Ahlâk
Bölgesel

Liyakat, Ehliyet, Ahlâk

Bir Ayet: “Allah, emanetleri/görev ve sorumlulukları ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletli davranmanızı emreder.” (Nisa, 58) Hadis: “İşler ehil olmayanlara verildiği zaman Kıyameti bekleyiniz.” (Buhari’den) “Sosyal Medya” deyip geçmemek gerekiyor. Çünkü kamuoyuna aksetmeyen ya da önemli olmasına rağmen yerel olarak …